Bizimkilerin pislikten tarak giremeyecek sekildeki saçlarını bir de bitler dalamıştı ki, içinden çıkılmayacak haldeydiler. Yeni gelenler saçlarını sadece kısaltırken, daha önceden gelenler tamamen kazıtıyorlardı. Kimisi de başının etrafına saçındaki pisliği kapatabilmek adına, kare veya dikdörtgen şeklinde kesilmiş saçlarını tamamen örten, fakat boyunlarını açıkta kalacak şekilde, örtülerle kapatıyotlardı. Kimileri ise yerlerde buldukları, çaput veya şişeleri eğip büküp bazen bir fiyonk bazen bir çiçeğe benzeyen şekiller vererek, sizin şimdilerde taç veya bandana dediğiniz şeyleri takıyordu. Birçok Osmanlı kadını Rusların sefillik sebebiyle yaptığı her şeyi moda zennediyordu.
Türk kadınları her şeyi yanlış anlıyordu. Yapılanları sorgulamadan moda adı altında kopyalıyordu. Savaşlarda askerlerin uzun saçlarına türküler dillendirdiği o kadınlar, artık moda kurbanı oluyorlardı. Batı giyim tarzını ülkenize getiren bizdik..
Terzihaneye gelen Türk bir kadın bizim bu terzihanede çalışan kızlardan birine "üzerindekinden istiyorum. Bunun aynısını dikeceksin!" demiş.
Akşam ateş yakıp bir baraka etrafında konserve yerker toplanmıştık. Bizim kız bunu anlatırken büyük bir gülme sesi yankılanmıştı. O gün duyduğumuz en komik şey buydu Bizim kız terzihane sonuçta, azıcık düzenli gideyim. Yırtok bölümleri dekolte açarım, kirli kısımlara da birkaç düğme dikerim diyerek, ezile büküle gittiği terzihanede, böyle bir istekle karşılaşınca gururlanmış tabii.
1918 senesinden bu vakte
soft renkli çarşaflarının içindeki inciler;
bizimkilerin modasına aldanıp,
gizemliliklerini kaybediyordu...
Açıkçası biz ilk geldiğimizde
sizin kadınlarınıza hayran kalmıştık.
Size özel olmalarını kıskanmıştık.
Şimdi ise bizimkilerden farkları kalmadı..
Yollarda,
kapı önlerinde bekleyen gecelikli kadınlar
çocuklar için büyük bir tehlikeydi.
Bizim alışık olduğumuz o kıyafetler
burada ayıp karşılanıyordu.
Beyaz Rus kadınları veya kızları
bu iş içinde oldukça uygundu.
Üsküdar, Pera ve Beyoğlu'nda
böyle gezmeyen kadın görmek
neredeyse imkansızdı.
Köşe başlarının en sadıkları haraşolardı.
Üzerlerinde Art Deco elbiseler veya
Rus gecelikleriyle,
-eşlerinin yanındaki- Türk erkeklerini veya itilaf subaylarını etkilemeye çalışıyorlardı.