ve bir orman gibi kardeşcesine.
Merhabalar
2025 ilk kitap denemesi ile karşınızdayım.
Ülke gündemimiz günbegün o kadar hızlı değişiyor ki hiç bir şeye şaşıramaz, sevinemez, üzülemez olduk.
Nasıl hayatta kalabiliyoruz çok tuhaf , nitekim ölmek daha kolay gibi. Zor olanı başarıyoruz.
Kitap okuyabilen tüm azınlıkları kutluyorum.
Kitabımıza gelecek olursak, beni çok ama çok etkiledi.
Konu Ülke gündemimizi uzun süredir meşgul eden bir konu, göçmenler, mülteciler, kaçaklar, yersiz yurtsuzlar.
“Eser, evinden, yurdundan edilen insanlara ve mülteciliğe dair detayları parça parça sahneye taşıyor. Asya’nın, Afrika’nın yoksulları denizde boğulmayı, tel örgülere takılıp ölmeyi göze alarak çoluk-çocuk, kadın-erkek demeden savaştan, sefaletten kaçıp cennet bildikleri Avrupa’ya koşuyorlar, ama ne uğruna?”
Bu tiyatro eseri her kesimi tek tek incelemiş. Bu yönüyle çok kapsamlı ve takdire şayan.
Düşünsenize binlerce yıl önce ilkel atalarımızın açgözlüce kapattıkları kara parçalarını mülkiyet hırsıyla parselleyip "hak" iddia etmişler. Sevgili atalarımızın ailesinin nüfusu arttıkça, alanını genişletmeye çalışmış ve belki komşularıyla çatışmış. Sınır diye bir şey ortaya atmış sonra. Aileden, koloniye; koloniden, millete dönüşmüş; sınırlarla belirlediği kalabalığına son taktığı isim de ülke olmuş böylece. Binlerce yıl önce yeryüzünü parselleyen o kurnazların torunları, bir yandan o ilkel anlayışı sürdürürken, diğer taraftan sınırsız pazara ihtiyaç duyan kapitalist düzenini "küreselleşme" adıyla güvence altına almış. Ve tabii ki bunun beraberinde getireceği davetsiz misafirlerin istilasına(!) karşı da savuşturma yöntemleri oluşturmuş.
Sadece üzerinde konakladığımız bu toprakları sahiplenmek anlamsız. Doğduğumuz enlem ve boylamlar, talihimiz ya da talihsizliğimiz olmamalı.
Dipnot Genco