İsmail Yüksel’in Müphem Bir An adlı eserinin yorumuyla geldim, yeni yazarlardan Olan İsmail Yüksel'in bu eseri görünürde sade bir “bireysel mücadele hikayesi” gibi başlasa da ilerledikçe insanın vicdanıyla, geçmişiyle ve kaderiyle hesaplaştığı çok katmanlı bir romana dönüşüyor.
Romanın merkezinde Asım var: Zorlu hayat koşullarına rağmen okumak, kendine bir gelecek kurmak isteyen, inatçı ve dirençli bir genç. Onun hikayesi, sadece eğitim uğruna verilen bir çaba değil; aynı zamanda insanın kendi içindeki karanlıkla mücadelesi. Çünkü Asım’ın gizlediği bir sır var. Bu sır, hikayenin atmosferini bulanıklaştırıyor, okuru sürekli bir “müphemlik” içinde tutuyor.
Yazar, okuru basit bir olay örgüsüyle değil, vicdan azabı, kader, seçim ve pişmanlık gibi derin temalarla baş başa bırakıyor. Kitaptaki Asım, Aslı, Melek ve Kemal arasındaki ilişkiler öyle ustaca örülmüş ki, her karakterin hayatına dokundukça diğerinin hikayesini de anlamaya başlıyorsunuz.
Aslı, bir öğretmen olarak Asım’ın “umut tarafını” temsil ederken, Melek daha çok “masumiyet ve kaybedilen gençlik” duygusunun simgesi gibi geldi bana.
Kemal ise romanın gizli halkası; olayları birbirine bağlayan ama aynı zamanda Asım’ın içsel çatışmasını dışa vuran bir karakter. Sedef var birde. Aman allahım bu karakteri okurken kötülüğe olan bakış açım da değişti salt kötü olabilir mi bir insan? Hırsları uğruna her şeyi göze alabilecek kadar kötüleşebilir mi?
Diye sordum kendi kendime.
Hiçbir şey siyah ya da beyaz değil; herkes biraz suçlu, herkes biraz mağdur. Yazarın dili edebi, şiirsel. Akıyor hikaye. Betimlemeleri uzun değil, fakat duygu geçişlerini çok net hissettiriyor.