“ İslami kurtuluş, ruhun ölüm öncesi varoluşta yaptığı TANIKLIĞIN
tanınmasıyla bağlantılıdır. Tanrının MUTLAK MERKEZ OLDUĞU evrensel bir gerçeklikte yaşamın ŞAHİTLİĞİDİR. “
“Ancak beni en çok etkileyen ve hayrete düşüren şey, Muhammed’in tutumu ve daha sonraki islâmi fikirler ve liderler tarafından uygulanan kurallarla çoğunlukla çelişen kişisel örneğiydi. “
İnancın sadece kültürel olarak yaşanması anlamsızdır. İnsanları davranışlarında, bakış açılarında ve yaşamlarında teşvik etmez. Ancak sürekli ve yaşayan bir inanç insanları ve böylece toplumu tüm yönleriyle şekillendirir.
"Hollanda devlet yönetiminin bir kısmının bu inkârı, İslamcı teröristlerin eylemlerini belirli dini metinlere dayanarak meşrulaştırdığı gözlemle- nebilir gerçeklik ile bu meşrulaştırmayı inkâr eden, hatta bundan hiç bahsetmeyen (ulusal) otorite ve bazı yerleşik medya arasında bir uyuş- mazlığa yol açmaktadır. Bu 'bahsetmeme' ya da '‘inkâr etme' durumuna ben 'tozbembe bakış' (sugar coaten) diyorum. Bu durum, yalın gerçekliğin bize aslında olduğundan daha tatlı ve yumuşak bir şekilde sunulması ve yorumlanması halidir. Yukarıda anlatılan kaygılar beni aynı zamanda İslam'ın karanlık taraflarını da yorumlayanların yoluna yöneltti. Bunlar- dan bazıları nazik ve dost canlısı Prof. Hans Jansen (ö. 2015), Amerikalı Prof. Bernard Lewis (ö. 2018) ve aynı zamanda İslam'a eleştirel yakla- şımıyla bilinen Edmund Burke Vakfı ve hata Özgürlük Partisi (PVV) oldu. Bu arada 'tozpembe bakış” (sugar coaten) halen gerçek bir tartışma ortamının oluşmasını zorlaştırıyor. Bir diğer engel ise, radikal İslam ve terörizm arasındaki ilişkiyi sorgulayan eleştirmenlerin susturulmasıdır. Bu grup insan genelde düzenli olarak günümüzde güçlü bir terim olan 'İslamofobi' ile susturulmuştur. Her ne kadar saçma olsa da İslam'a yö- nelik eleştiriler mevcut. Ancak birçoğunda büyük bir bilgi eksikliği ve ayrımcılık da var olsa ve yanlışlar da kasıtlı olarak yayılmakta olsa da, terörist şiddetin İslamî kaynaklara dayandırılıp meşrulaştırılma çaba- sına kesinlikle göz yumak doğru değildir. Buna zaten gerek de yoktur. Batı'da, benim 'teolojik tutukluk' olarak adlandırdığım bir durum söz konusudur"s.12