Mütevazı bir yüreğe ölümün verdiği ders için, hayatınızda kaybınızla yaşamanıza yardım edecek başkaları olduğu için, onlarla paylaştınız kahkahalar için, dünyanın gülmemizi sağlayan güzellikleri için ve bu güzelliği görmemizi mümkün kılan sessiz yürek için minnet duyun.
Kalbiniz her gün hayatın getirdiği hediyeler için duyduğunuz minnetle doluyorsa mutluluğun eşiğine gelmişsiniz demektir.
Bu denli derin ve sürekli duyulan minnet etrafınıza da sıçrar.
İnsanların bir şeylere bakıp görmesi neden bu kadar zor? Bunun bir nedeni arzu. İnsanlar çoğunlukla isteyecekleri bir sonraki şeyi düşünüyorlar. Her zaman bir dahakine ne isteyeceğinizi düşünürseniz gelecekte yaşarsınız, asla şimdiki zamanda değil.
Köpeklerin yapmaktan hoşlandıkları bir başka şey de sırtüstü çimlere yatıp yıldızları seyretmektir. Evrenin ne kadar büyük olduğunu, kendilerinin ne kadar küçük olduğunu düşünmektir. Zamanın ne kadar uzun olduğunu, hayatında ne kadar kısa olduğunu düşünmektir.
Bu, kendinizi iyi hissettirir çünkü dünyayı değiştiremeyeceğinizi, yalnızca kendi köşenizi aydınlatabileceğinizi fark etmenizi sağlar.
Aziz Francis bilge biriymiş. Avutulmayı beklemek yerine başkalarını avutmak gerektiğini, sevilmeyi beklemek yerine sevmek gerektiğini, anlaşılmayı beklemek yerine anlamak gerektiğini söylemiş.