Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
2003
Yayınevi:
Hece Yayınları
ISBN:
9799758274603
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ben dilenci, şayet hicvin sonu idam...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2022 20:18
Bu incelemeyi kitaba başlamadan önce okumanızı tavsiye ederim. Çünkü Naima Tarihi’nin muhtelif yerlerinden alınan parçalarla oluşturulmuş bu kitabı dönem üzerine etraflı bilgi sahibi değilseniz anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Hece Yayınları böyle bir önsöz hazırlamayarak ayıp etmiş. Dilim döndüğünce bilgi vermeye çalışacağım. __________________________________ Kitap Mustafa Naim Efendi’nin (Naimâ) 6 ciltlik “Tarih-i Naimâ” eserinden alınan küçük bir parçadır. Asaf Hâlet Çelebi önsözde, biz gençlerin karışık mevzularda Naim Efendi’nin ne tür görüşler belirttiğini görmemiz adına birazdan başlıklarını açıklayacağım pasajları seçtiğini söylemiş. [ İçindekiler: 1. Naim Efendi’nin Hayatı ve Eseri 2. Hicretin 1000. Senesi Vakayii 3. Kanije Muhasarası 4. Poçkayi’nin Tac Giymesi 5. Genç Osman’ın Katli Hadisesi 6. VI. Sultan Murad’ın Seciyesini Belirten Bâzı Vak’alar 7. Şair Nef’î’nin Katli 8. Dizin ] Önsözde (ilk bölümde) Asaf Bey Mustafa Naim Efendi’nin hayatından bahsediyor. Böylece kitaba başlamadan önce kendisini tanımış oluyoruz. Kendisi Köprülü’nün iktidara gelişine yakın bir zamanda Halep’te doğmuş, genç yaşında (VI. Mehmed zamanı) İstanbul’a gelmiştir. Saraya “Saray Baltacıları” zümresine dâhil olarak girmiş; burada tarihi okumalar yapmış, birçok âlim ve sanatkâr insanlarla tanışmış, Beyazıt Camii’nde tahsil almıştır. Sonrasında resmi devlet memuru olmuş ve Naimâ ünvanını almıştır. (II. Abdülhamid devrine kadar devam eden bir an’aneye göre, devlet memuriyetine intisab eden kimselere resmî bir unvan verilirmiş.) Sultan II. Mustafa devrinde dönemin veziriazamı Naimâ Efendi’ye vak’a-nevîslik payesi vermiştir. Yani Naimâ Efendi 46 yaşında (1111H. – 1695 M.) resmi devlet tarihçisi olmuştur. İbrahim Müteferrika, Naimâ Tarihi’ni 2 cilt olarak 500 nüsha bastırmıştır. ( Ben
Tarih
NaimaAsaf Hâlet Çelebi · Hece Yayınları · 200312 okunma

Yazar Hakkında

Asaf Hâlet ÇelebiYazar · 16 kitap
Asaf Halet Çelebi, Türk şairdir. İlhamını Asya, tasavvuf ve dinler tarihinin ünlü kişilerinden, eski Doğu medeniyet ve masallarından alan egzotik şiirleriyle tanınmış cumhuriyet devri şairidir. Türk şiirinde modern-gelenekçi anlayışın temsilcisi kabul edilir. Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Beyi'n oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu. Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi zabıt katipliği yaptı. Osmanlı Bankası, Devlet Deniz Yolları İşletmesi'nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi. Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937iden sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış'ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Bu şiirlerinde ergenlik çağına ait duygular, çocukluk, masallar ve tekerlemelerin gerçeküstü dünyası gibi temaları kullandı. Hırsız, Trilobit ve Cüneyd adlı şiirlerinin Fransızca çevirileriyle birlikte 45 şi'rin bulunduğu Heinin (1942) ardından aynı çizgide on şiirin yer aldığı Lamelif'i (1945) yayımladı. Bütün şiirlerinin toplandığı Om Mani Padme Hum (1953), Çelebi'nin içrek ve gizemci şiirini bütünüyle gözler önüne serer. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı. Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Halet, Türk şiirinde "modern gelenekçi" tavrın temsilcisi oldu. İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getiren şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkiledi. Şiire bakış açısını "Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir." diyerek açıkladı. Şiirlerinin yanı sıra eski edebiyat ile ilgili çalışmalarıyla da tanınan Çelebi, Hint ve Fars Edebiyatları üzerine yaptığı çalışmaları dergilerde ve kitaplarda yayınladı. Bu konuda yazdığı makalelerden biri 1949 tarihli Şadırvan Dergisi'nde bulunabilir. Ayrıca, çeşitli dergilerde yayınlanan düz yazıları ve Hint edebiyatı üzerine makalelerini Semih Güngör, Asaf Halet Çelebi incelemesiyle birlikte yayınladı.