tek kelimeyle mükemmel.. okurken kendimden pek çok şey gördüm ve hem geçmiş hem de gelecekle ilgili empati yaptım. kitap günümü güzelleştirdiği gibi bazı konulara bakış açımı da değiştirdi. hatta sanıyorum beni geliştirecek de.. bu arada değinmeden edemeyeceğim; yağmur altındaki şemsiye karesi inanılmaz.
Harika bir anlatım. Oleg’in hayatının bir bölümüne baktığım ve kendimden çok şey bulduğum bir hikaye. Çizimler naif ve kaliteli. Hayatın yansıması, ilişkinin bizdenliği çok güzel.
Kapağı gibi naif bir hikaye; başı, sonu veya ortası yok. Bir hayat ve o hayata baktığımız bir pencere sadece.
Yorgun bir günün ardından dinlediğim müzikle gaza gelip, ardından bir süre okumam diye kenara ayırdığım bu kitabı okumaya başladım. Sonra uzun zamandır kendimi bir şeylerin başında unutmadığımı farkettim, çok özlemişim ya.
Normalde çizgi romanlar bana olaya girmek ve benimsemek için fazla kısa gelir ama Oleg okuyucuya belirli bir olay anlatma derdinde değil, belirli anların toplamından ibaret. Hepimizin yaşadığı ortak hayattan bir takım parçalar; tatlı - tatsız, iyi veya kötü, bazen fazla hızlı, bazense sıkıcı, genellikle monoton, bıdı bıdı falan filan. Kaçmak istediğimiz hayal dünyamız ile mecbur kaldığımız dünya arasındaki sınırın biraz silikleşmesi, kafamızı gerçeklere vura vura geçirdiğimiz bir günün ardından çizgi roman okumak gibi bir kitap.
Ya cidden o çizimlerin doğallığını, insan ilişkilerinin minnoşluğunu, minik detayları ve Oleg'in gıdısı ile asalak bakışlarını nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Sadece sıcacık sarmalanmışım gibi hissediyorum, acayip keyif aldım.
Bir çizer konu sıkıntısı çektiğinde kendi hayatını sayfalara döker ve bu çok sık olur. Oleg de böyle bir hikâye amaaaaaa, öyle güzel kurgulanmış, öyle güzel çizilmiş, öyle çok "aynısını ben de yaşıyorum/yaşadım" dedirten, sürükleyici olduğu kadar sakin, duygusal olduğu kadar sert ki insan beğenip tavsiye etmeden duramıyor.
Frederik Peeters, 1974'te Cenevre'de doğmuştur. Görsel tasarım okuduktan sonra 3 yıl boyunca bir havayolu şirketinde bagaj taşıma görevlisi olarak çalışır ve bu işi sayesinde Fas, Hindistan, Tayland ve ABD'ye seyahat edip çizim yapma fırsatı yakalar. 2001'de yayınladığı otobiyografik eseri Mavi Haplar ile dikkatleri çeken ve birçok dile çevrilen Peeters, böylece tamamen çizgi romana kendini vakfetme imkanına kavuşur.
İlk eserleriyle ciddi bir başarı yakalayıp hem İsviçre hem Fransa'da ödüller kazanan Frederik Peeters'in yine kendi yazıp çizdiği Lupus, Aâma gibi bilimkurgu serilerinin yanı sıra başka yazarlarlarla ortak çalışmaları da vardır.
Avrupa çizgi romanının günümüzdeki en önemli sanatçılarından biri kabul edilen Peeters, İsviçre'nin de en ünlü yazarlarındandır.