·
Okunma
·
Beğeni
·
199
Gösterim
Adı:
Ölümsüz Müdafaa
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
50
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Step Ajans
Baskılar:
Ölümsüz Müdafaa
Ölümsüz Müdafaa
Müslümanların öncelikle Hindistan'da yöneten pozisyonunu kaybedip yönetilen pozisyonuna düşmeleri, Hindistan'ın İngiltere tarafından sömürgeleştirilmiş olması, Hindu-Müslümanlar gözünde oldukça önemli bir yere sahip olan Osmanlı Hilafetinin çöküş sürecine girmesi, dünya genelinde Müslümanların artık siyasi arenada kendilerini temsil edebilme imkanından yoksun hale gelmeleri, Hindistan'da tüm bu durumun sorumlusu olarak görülen İngilizlere karşı güçlü bir mücadele sürecini başlatmıştır. Ölümsüz Müdafaa, böylesi bir ortamda yetişmiş ve hayatını Hindistan'ın İngiliz sömürgesinden kurtarılmasına adamış bulunan Ebu'l Kelam Azad'ın İngiliz mahkemeleri karşısında yaptığı savunmanın metnidir. Azad bu savunmasında özellikle, İslam'ın esaslarını ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma ilkesini, İngiliz yönetiminin Hindistan'da yapmış olduğu zulümleri ve Müslümanların hak uğrunda ortaya koydukları mücadeleleri işlemektedir. Eser, aradan geçen yıllara rağmen canlılığını ve güncelliğini korumaktadır.
120 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yeni tanıdığım ve geç tanımakla da üzüntü duyduğum Dava Adamı!
Ebu’l Kelam Azad... Hindistan’da gayri islami olan İngiliz yönetimine karşı pasif ve aktif direnişler başlatmıştır.. Kitapta, Azad’ın tutuklanmalarının ardından İngiliz hükümetine ve onun ilkelerinin tümüne karşı olduğunu ifade eden ölümsüz müdafaasının tam metni yer alıyor... Tamamını olmasa da dikkat çeken bölümlerini paylaşacağım; “Mahkeme beni zindana atmaya pek hevesli olmakla beraber aleyhimde toplanılması gerelen belgeleri toplama konusunda aciz kalmıştır.. Düşmanın bir şeyi ispattan aciz bulunmasından istifade ederek onu gizli bırakmak Hakka uygun değildir. Hindistan’da emperyalizmin özgürlükle mücadelesi başlamıştır! Zalimlere göre hak ve özgürlük arzusu bir cinayet, bunları savunanlarsa katildirler. Bu itibarla işte mahkemenin ve hükümetin huzurunda açıkca ilan ediyorum: Ben bu cinayeti işledim! Hükümet bilmiyorsa bilsin! Bu cinayetin tohumlarını bütün milletin gönlüne ektim. Bu tohumları yerleştirmek için bütün hayatımı vakfettim. Hindistan’da bu işi yapan ilk Müslüman olmakla da iftihar ediyorum. Biz müslümanız! Müslüman olduğumuz için de Kur’ân-ı Kerim bize yeter..
.
.
.. Bana en ağır cezayı veriniz. Çünkü siz hakkımdaki cezayı verirken bana acırsınız. Oysa ben verdiğiniz cezayı dinlerken, en küçük bir endişe duymayacağım!
.
.
...Hâkim bey! Söz uzadı. Ayrılma vakti geldi. Burada aramızda geçen olayları tarih kaydedecektir. Biz bu durumu birlikte meydana getirdik. Siz hâkimlik sandalyesinden, ben caniler mevkiinden bu hadiseye iştirak etmiş bulunuyoruz. Bizden sonra gelecekler için ibret olacak bu işi artık bitirelim. Tarihçi bekliyor. Geleceğimiz bu işi tamamlamamıza bağlı. Ama şunu unutmayın ki bu mahkemenin işi bittikten sonra diğer bir mahkemenin kapısı açılacaktır: Kanun-ı İlahi mahkemesinin!” Tarih sahneleri Ebul Kelam Azad ve nice dava adamlarını yazdı.. Bu günde gayri islami düzenleri kabul etmediği ve Tevhid’i hakim kılmak için bu uğurda mücadele eden Alparlan Kuytul hocamda dava adamlarının yaşadıklarını yaşıyor.. Ey Tarih davran kalemini.. Sen de yazacaksın bizi... #ÖlümsüzMüdafaa
#AlparslanKuytul
Müslümanlık cumhuri bir nizamdır. Müslümanlık insanlara baskıcı hükümdarların, yabancı hükümetlerin, işgalcilerin ve sairenin gasp etmiş oldukları hukuku iade etmek için gönderildi.
Müslümanlık ortaya çıkar çıkmaz hakkın kuvvette olmadığını, hakkın hak olduğunu, hiç kimsenin diğer kimseyi kul edemeyeceğini, küçük düşürüp hakaret edemeyeceğini ilan ettiği gibi, bütün insanların insanlıkta eşit, hukuk karşısında eşit ve hayatta eşit olduklarını beyan etti.

Renk, milliyet, hasep ve nesep, bunların hiçbiri ölçü değildir.

İnsanların en yüksek ve asil olanları, en iyi amel sahibi olup, Allah’tan en fazla korkanlardır.
Kuran-ı Kerim “Siz iyiliği emredip kötülükten sakındırmak üzere dünyaya gelen en hayırlı milletsiniz.” diyor.

Peygamberimiz:

“ Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ya insanlara iyiliği emredip onları kötülükten sakındırırsınız ya da Cenab-ı Hak üzerinize bir azap gönderir. Bu azaptan kurtulmak için dua edersiniz de duanız kabul olmaz.”
Hakim kuvvetler taşkınlık ederek hürriyet ve hakka karşı tecavüz silahlarını kaldırınca mahkemeler, hükümetlerin elinde birer alet olurlar ve hükümetler bunlarla kimleri mahvetmek istiyorlarsa onları mahvederler.
"Zulüm esasına dayanan bir hükümet ya zulümden vazgeçmeli, Günahlarından Tevbe etmeli ve Hakkı başını eğmeli ya da ortadan kalkmalıdır"

Ey insanlar hükümetin tutuklanmış olduğu kardeşlerinize acıyorsanız kendinize Şu soruyu sorun: bu hükümet kalkmalı mı kalkmamalı mı?"

Sizin tek silahınız imanınız, vicdanınız ve fedakarlığınızdır. Bu silahları düşmanlarınıza karşı kullanırsanız başarıya ulaşırsınız.
Çünkü yalnız maddi silahlar hiçbir şeye yaramaz."
Millet gasp olunan haklarını istiyor.
Mevcut rejimi ise bu talebi reddediyor, nefsini ve hayatını müdafaa ediyor.
Bu durumu oldukça doğal görüyoruz Çünkü Hayır da şer de Hayatını devam ettirmek ister.
Hindistan'da özgürlük ile İstibdat arasında İşte bu mücadele başlamış durumdadır. İstibdat nezdinde hak ve özgürlükleri birer cinayet ve özgürlük isteyenler de birer canidirler.
Bu yüzden işte mahkemenin ve hükümetin huzurunda alenen İtiraf ediyorum: Ben bir cinayet işledim! hükümet bilmiyorsa bilsin! bu cinayetin tohumlarını bütün milletin kalbine ektim. bu tohumları yetiştirmek için hayatımı Vakfettim. Hindistan'da Bu işi ilk yapan müslüman olmakla iftihar ediyorum.
Hakim kuvvetler taşkınlık ederek Hürriyet ve hakka karşı tecavüz silahlarını kaldırınca mahkemeler, hükümetlerin elinde birer alet olurlar ve hükümetler bunlarla kimleri mahvetmek istiyorlarsa onları mahvederler.
Bu, tarihi bir hakikattir ve hiçbir şekilde şaşılacak bir durum değildir.
Çünkü mahkemelerin elinde kazayi bir kuvvet vardır. Bu yapısı Dolayısıyla mahkemeler Adalet icrası içinde zulüm uygulamaları içinde kullanılabilir.
Adil bir hükümetin elinde bu kuvvet adaleti temin ve Hakkı hak sahibine vermek için en büyük vasıtadır.
Fakat Zalim hükümetlerin elinde aynı kuvvet İntikam, zulüm, hakka mukavemet ve tecdide engel olmak için en müthiş silahtır.


Tarih gösteriyor ki mahkeme salonları Savaş meydanlarından sonra en müthiş zulümlerin işlendiği sahnelerdir.
Harp sahnelerinde nasıl bir çok masum kanlar dökülüyorsa mahkemelerde de nice nice Masum insanlar idama mahkum ediliyor, öldürülüyor ve Zindanlarda çürütülüyor.
Nice peygamberler, Hakimler, alimler ve salihler mahkemelerin huzurunda caniler gibi durmuşlardır.
Ceza'dan korktuğumuz, Ceza'dan kurtulmak istediğimiz ya da Bu mahkemelerin adaletinden Ümitli olduğumuz zannediliyor.
Halbuki Terki muvalat Siyasetini takip edenlerin yolu dosdoğru bir yoldur.
Bu yol ve şek ve şüpheden tamamı ile uzaktır.

Terk-i muvalat halkın hükümetten tamamen ümidini kesmiş olduğu anlamına gelir.
Hükümetle irtibatı kesenler, onun adaletinden ve doğruları söylediğinden tamamen ümitlerini kesmiş durumdalar, artık onu tanımıyorlar ve onu gaspçı, Zalim ve gayri meşru bir hükümet olarak telakki ediyorlar.
Onu devirmeye çalışıyorlar.
Vaziyet bu merkezde iken hükümetin şimdiye kadar yapmış olduğu uygulamaların Tam aksine, meşru hükümetler gibi insaflı ve adilane bir biçimde hareket edeceğini düşünmek doğru olur mu?


Herkes biliyor ki bizi yargılayanlar kesin surette adaletle davranmaktan uzaktır.
Bunun sebebi hakimlerin adaleti sevmemesi değil hükümetin hareketlerinde temel aldığı kanunların bu hakimlere adaletle muamelede bulunma imkanı bırakmamasıdır.
"Ben Müslümanım ve Müslüman olduğum için istibdat ile mücadele etmek, istibdatı suçlamak zorundayım. Müslümanlık şahsî bir hükümeti tanımaz. Müslümanlık, bir sürü memurun aldıkları maaş için idare ettikleri bir hükümeti tasvip etmez."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümsüz Müdafaa
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
50
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Step Ajans
Baskılar:
Ölümsüz Müdafaa
Ölümsüz Müdafaa
Müslümanların öncelikle Hindistan'da yöneten pozisyonunu kaybedip yönetilen pozisyonuna düşmeleri, Hindistan'ın İngiltere tarafından sömürgeleştirilmiş olması, Hindu-Müslümanlar gözünde oldukça önemli bir yere sahip olan Osmanlı Hilafetinin çöküş sürecine girmesi, dünya genelinde Müslümanların artık siyasi arenada kendilerini temsil edebilme imkanından yoksun hale gelmeleri, Hindistan'da tüm bu durumun sorumlusu olarak görülen İngilizlere karşı güçlü bir mücadele sürecini başlatmıştır. Ölümsüz Müdafaa, böylesi bir ortamda yetişmiş ve hayatını Hindistan'ın İngiliz sömürgesinden kurtarılmasına adamış bulunan Ebu'l Kelam Azad'ın İngiliz mahkemeleri karşısında yaptığı savunmanın metnidir. Azad bu savunmasında özellikle, İslam'ın esaslarını ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma ilkesini, İngiliz yönetiminin Hindistan'da yapmış olduğu zulümleri ve Müslümanların hak uğrunda ortaya koydukları mücadeleleri işlemektedir. Eser, aradan geçen yıllara rağmen canlılığını ve güncelliğini korumaktadır.

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • Halil Kaya
  • şeyma

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%9.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0