Ortak İman

John Dewey
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
104
Basım Tarihi:
Mart 2021
Yayınevi:
Fol Kitap Yayınları
Orijinal Adı:
A Common Faith
ISBN:
9786257307239
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·104 syf.·
2023 54. kitabı
Pragmatizm'in öncülerinden biri olan John Dewey'in din kavramına dair düşüncelerine okuyoruz. Dini de doğal bir olgu olarak ele almak isteyen Dewey, doğaüstünü reddederek dini doğallaştırma çabasına girişerek ortaya birtakım fikirler atmıştır. John Dewey'in hayatına baktığımızda, dini bir ortamda büyüdüğünü fakat inancına ve kiliseye tam anlamıyla bağlı bir hristiyan olarak yetişmediğini görürüz. Dewey'in daha sonrasında yaşamış olduğu ılımlı dini hayatında kilisenin baskıcı doktrinini reddederek yeni anlamsal süreçlere giriştiğine şahit oluruz. Darwin'in düşüncelerinden de çokça etkilenen Dewey, tanrı'yı insani değerlerin bir yansıması olarak görmeye başlamıştır. Kendini felsefi bir doğa bilimci olarak tanımlamasına rağmen Dewey, ateist olduğunu düşünmediğini de belirtmiştir. Fakat biz 'Ortak İman' kitabını okurken Dewey'in neredeyse ateist olduğunu bile düşünebiliriz. Ortak İman kitabı üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde John Dewey'in hayatı üzerine kaleme alınan bir yazı okuruz. Bu yazı filozof Thomas M. Aleksander tarafından kaleme alınmıştır. Bence kitap açısından da aydınlatıcı bir bölüm olmuş. Kendi adıma çok yararlı buldum. Sırasıyla kitabın içeriği şu şekildedir; 1) Dini Olana Karşı Din 2) İman ve Nesnesi 3)Dini İşlevin İnsani Mekânı Din olgusuna farklı bir pencereden bakmak isteyen tüm okurlara tavsiye ederim.
Ortak İmanJohn Dewey · Fol Kitap Yayınları · 202115 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

John DeweyYazar · 16 kitap
John Dewey, 1859-1952 yılları arasında yaşamış olan ve aletçilik olarak bilinen felsefe akımının kurucusu ünlü ABD'li filozof ve eğitim kuramcısı, Charles Sanders Peirce ve William James'ın görüşlerinin bir sentezini yapmış olan Dewey, pragmatizmi, mantıksal ve ahlaki bir analiz kuramı olarak geliştirmiştir. John Dewey 20. yüzyılın ilk yarısının en önemli ABD'li filozofu olarak tanınır. 1859'da Burlington, Vermont'ta dünyaya gelmiştir. Kısa bir öğretmenlik kariyerinin ardından felsefe alanında doktora yapmış ve 1889’dan sonra Michigan Üniversitesi'nde felsefe bölümünün başkanlığını üstlenmiştir. Daha sonraları Şikago Üniversitesi'ndeki görevi esnasında kamu eğitimiyle aktif olarak ilgilenmeye başlamış ve burada 1896-1904 yılları arasında, çocuk eğitimi üzerindeki gözlemlerini derinleştirdiği meşhur "laboratuar okul"u kurmuştur. Akademik kariyerinin geriye kalan uzun bölümünde Columbia Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmıştır. Dewey'in demokratik idealini ve bu ideale ulaşmakta eğitime biçtiği rolü iyi anlayabilmek için onun içinde yaşadığı dönemi kaba hatlarıyla tarif etmek gerekir. Dewey bir kriz, belirsizlik ve imkânlar çağının filozofuydu. Dewey'in Amerikası'nda, 1890'larda Chicago halkının yaklaşık yüzde yirmisi evsizdi; her dört kişiden biri işsizdi; hastalıklar kol geziyordu ve sağlık hizmetleri nüfusun büyük bir kesimine ulaşmıyordu. Toplumsal ihtilaflar her yerdeydi: bugün görülmemiş ölçülerde şiddet içeren grevler yaygındı; toplumun zengin ve yoksul katmanları arasında derin bir uçurum vardı; siyasi partiler güç sahiplerinin elindeydi ve yerel yönetimler yolsuzluk batağına saplanmıştı. Kargaşanın hakim olduğu bu ortama her gün, yalnızca kendi dilini konuşan yeni göçmenler ekleniyordu. İngilizce Chicago'da henüz yaygın bir dil değildi ve her dört kişiden yalnızca birinin ebeveynleri Amerika'da doğmuştu. Fakat bu kriz ve belirsizlik ortamı Dewey ideallerinin gerçekleşebileceği imkânlar da içeriyordu. 19. yüzyılın sonlarından bakıldığında, otuz-kırk yıl sonrasının Amerikası'nın halkın toplumsal yaşam ve siyasete katılımı anlamında hangi yönde evrimleşeceği belirsiz görünüyordu. Noam Chomsky, eğitim ve demokrasi hakkındaki bir konuşmasında John Dewey'i klasik liberalizmin özgürlükçü değerlerinden beslenen ve erken eğitimde gerçekleştirilecek reformların toplumsal değişim için büyük imkânlar sağlayacağına inanan bir düşünür olarak tanıtır