Okuduğum en acayip metinlerden biriydi Homo Zapiens.
Çağdaş Rus edebiyatının önemli yazarlarından Victor Pelevin, SSCB döneminde kendi halinde bir edebiyat öğrencisiyken, SSCB dağıldıktan sonra, önce bir büfede çalışan, ardından eski bir üniversite arkadaşı vesilesiyle kendini reklam sektörünün içinde bulan bir gencin, bu sektörün merdivenlerini hızla tırmanmasının hikâyesini anlatıyor kısaca. Öncelikle Sovyetler’in dağılmasından sonraki Rusya’yı gözler önüne seriyor yazar: serbest piyasa ekonomisine geçildikten sonra Rus oligarklar ve mafya tarafından yönetilen ekonomi, uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve arbitrajla bir gecede türeyen girişimci milyonerler ve tüm bunların sonucunda belirsizlik ve şiddet ortamında savrulup giden toplumu yansıtıyor. Ardından oldukça yaratıcı ve orijinal bir biçimde tüketim toplumu eleştirisi sunuyor: Tüm fikirlerini televizyondan edinen, hatta tüm hayatı televizyon ve reklamlar tarafından manipüle edilen, kendine ve diğer insanlara sahip oldukları ya da olamadıklarıyla değer biçen, tüketim metalarının esiri olmuş insanları, kendi deyimiyle Pepsi ya da P Kuşağı’nı kendine has üslubu ve yarattığı absürt evrenle yeriyor. En sonda da tüm bu yönlendirme ve manipülasyonun sadece sıradan insanın günlük rutinlerini değil aynı zamanda ülke, hatta dünya siyasetini yönlendirmek için nasıl kullanıldığını işliyor.
Anlattıklarından ziyade anlatım biçimi nedeniyle oldukça değişik bir kitap bu. Pelevin kurguda, uyuşturucu kullanan karakterin halüsinatif dünyasını ve mitolojik hikayeleri öyle bir harmanlamış ki, kitap ilerledikçe absürtleşiyor; hayal ile gerçek, tarihsel ile kurgusal iç içe geçiyor ve fakat her ikisi de ana hikayeye öyle iyi oturuyor ki eğreti durmuyor. Haliyle garipsemiyorsunuz ama o absürt dünya biraz zihninizin sınırlarını zorluyor.