Puanım 4/5 (%81/100)
Heeer şeyden önce çok değerli yazar dostum, meslektaşım (akademisyen ve yazar olarak) ve hocam Murat Başekim'e teşekkür etmek istiyorum. Kitabı alıp koştur koştur yanına gittiğimde kırmadı imzaladı üstüne ufak bir sohbet de ettik. Bir dahaki görüşmemizde kitabı bitirdiğim için daha da detaylı konuşacağımıza eminim. Okurken çok keyif aldım ve aynı zamanda çok şey de öğrendim yine. Muratbasekimfanclub kurmama az kaldı gerçekten. Neyse, hadi şaka bir yana başlayalım.
Yazarı Sefer kitabı ile tanıdım ve çok çok beğenmiştim. Hatta 2022'de en sevdiğim kitaplar arasına bile girmeyi başardı. Konusu bir yana betimlemeler ve dili de çok büyülemişti. Bu yönden Pas da ona benziyor. Dil muazzam. Akıcı ama bir o kadar da şiirsel. Yeri geldiğinde ciddi ama yeri geldiğinde de komik. O yüzden okurken çok zevk aldım ve yanılmıyorsam 2 oturuşta bitirdim kitabı. Kitabın türü tam olarak ne karar veremedim. Gerilim/macera diyebilirim o yüzden dil aslında çok uymuş. Özellikle kitabın son birkaç bölümünden çok etkilendim.
Kitabın konusu aslında basit. İki antropolog öğrenci (Fulya Nisan ve İlke) yüksek lisans projesi olarak yaşadıkları Kent'in derinlerine iniyorlar. Onların macerasını okuyoruz. Garip Kent'in sokakları, binaları ve insanları bizi karşılıyor. Derinlere indikçe sorular ve gizemler de artıyor. Konusuyla bana YouTube'daki "gizemli X köyünü keşfe gidiyoruz" temalı videoları hatırlattı. Dili ve konusuyla gotik diyebileceğim gerilim dolu bölümlerle başlayan kitap sonlara doğru fantastik elementler de içeriyor. İlke'nin yaptığı göndermeleri liste yapsak baya bir şey çıkar zaten. Ben özellikle Arthur efsanelerinin işlenmesini sevdim. Kitabın sonu da tam yerinde ve güzel bitiyor. Murat hocam okumadan önce bana "çok pis pis şakalar koydum" demişti. İlke'nin