Bir katip olan Laarmans, arkadaşının teklifiyle kendini peynir tüccarı olarak bulur. Memur zihniyetiyle özendiği zenginlik arasına giren peynir tüccarlığı, özlediği hayat için bir umuttur.
Willem Elsschot (1882-1960), Belçikalı Flaman yazar. 1. Dünya Savaşı döneminde Antwerp’te ulusal gıda komitesi sekreteri olarak çalışmış, sonrasında reklamcılık sektörüne geçse de çok sevmeyerek ticaret ve reklamcılık sektöründe bulunduğunu ifade etmiş.
Kitap, katip olarak çalışan Laarmans’ın, abisinin bir arkadaşı vasıtasıyla kendini peynir tüccarı olarak bulması ve sınıf atlama çabasını komik bir dille anlatıyor. Hiçbir ticari bilgisi ve yeteneği olmadan girdiği bu işte 20 ton Edam peyniri satması gerekmektedir.
“Kâtipler mütevazıdırlar, isyankârlıklarıyla zorla bir nebze saygı edinen işçilerden çok daha mütevazı. Kâtipler genel olarak fazla uzmanlaşmış kimseler de değillerdir ve birbirlerinin yerini öyle güzel tutarlar ki, uzun yıllar deneyimi olan biri bile ilk fırsatta elli yaşında kıçına tekmeyi yiyebilir, yeri de en az onun kadar iyi ve daha ucuza çalışan biri tarafından doldurulabilir.’’
Kısa sürede okunabilecek, keyifli bir kitap.
Willem Elsschot'un kitapları otobiyografik ögeler taşıyormuş.Peynir, yayımlandığı yıl eleştirmenlerce Italo Svevo'nun Zeno'su ile karşılaştırılmış.Peynir'in ana karakteri, anne takıntılı kâtip Laarmans diğer eserlerinde de çıkıyormuş okuyucunun karşısına.1930'lu yılların Anvers'inin şehirli orta sınıfını kitaplarına taşımış.
Kitabın ana karakteri kâtip Laarmans, bir tesadüf sonucu zenginlerin dünyasına girer.Bir şekilde kendini peynir tüccarı olarak bulur, zenginler sınıfına dahil olmak için.Satması gereken 20 ton peyniri vardır artık.Sınıf atlama hayali ile gerçeklikle bağını koparan Laarmans'ın hikâyesi zaman zaman kahkaha attırdı.
Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesine de girmiş Peynir.