·
Okunma
·
Beğeni
·
151
Gösterim
Adı:
Pink Floyd
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metronom Yayınları
Genişletilmiş ve İngilizce İlaveli 5. Baskı, 1986 (Birinci Baskı, 1983)
Arka Kapak/Tanıtım
Orhan Kahyaoğlu ve Sinan Güler’in hazırladıkları bu kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde,1900’lü yılların başlarında etkinlik kazanan sanat hareketlerinden genel çizgileriyle söz edildikten sonra, tarihsel süreç ve toplumsal yapılar göz önünde bulundurularak. II. Dünya Savaşı sonrası gelişen müzik hareketleri ele alınıyor. Yeni bir kimliğe bürünen Blues türü; Rock’n Roll ve Rock hareketleri; bunların simgesi olan ‘karşı’ yaşama biçimlerine değinilerek 1970’lere, Pink Ployd’a geliniyor. Pink Royd’un müzik alanındaki gelişimi, dünyayı algılayışı, elemanları ve plakları tanıtılıyor. İkinci bölümde ise, topluluğun son 5 plağındaki şarkıların Türkçe çevirileri orijinal sözleriyle birlikte yer alıyor.
Orhan Kahyaoğlu ve Sinan Güler’in hazırladıkları bu kitabın diğer önemli bir özelliği de, bu konuda yurdumuzda yapılan özgün çalışmaların ilk örneklerinden olmasıdır…

WISH YOU WERE HERE

So, so you think you can tell Heaven from Hell,
blue skies from pain?
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cold breeze? Cold comfort for change?
And did they exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
we're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground. What have we found? The same old fears.
Wish you were here.

KEŞKE BURADA OLSAYDIN

Demek cehennemden cenneti, acılardan mavi gökleri ayırdedebileceğini sanıyorsun?
Ayırdedebilir misin soğuk çelik raylardan yeşil bir tarlayı?
Ya da gülümsemeyi bir peçeden?
Başarabileceğini sanıyor musun?
Sana kahramanlarını hayaletlerin, sıcak külleri ağaçların yerine koy mu dediler?
Serin bir rüzgârın yerine sıcak havayı? Ya da rahatlığı değişimin yerine?
Ve kafeste oynadığın önemli bir rolü bir savaş yürüyüşü ile değiş tokuş mu ettiler?
Ne kadar, ne kadar isterdim burada olmanı.
Yıllar yılı bir akvaryumda yüzen iki yitik ruhuz biz.
Aynı yerlerde gezinip duran. Neler bulduk? O aynı eski korkuları.
Keşke burada olsaydın.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
...bir müziğin içinde hem ‘yaşanmış'ın, hem de 'yaşanmakta olanlar’ın bileşimini buluruz. Ancak bu bileşimlerin dışavurumuna ve anlatımına geldiğimizde, oldukça yapısal ve sanatçı bireye özgü bir yönelim dikkatimizi çekecektir. Sanatçının, yaşananlardaki ve dış dünyadaki etkileşimler sonucu ortaya çıkan iç çatışmalarının dışa aktarımı, bir başka deyişle ifadesi oluyor bu. Dışsal etkilenme ve bireyin, özellikle sanatçı bireyin yapısına özgü özellikler birlikte düşünülmeli ki, sanat ürünü istenilen noktalarda algılanabilsin, duyumsanabilsin, kavranabilsin ve en önemlisi değerlendirilebilsin.
ZAMAN
Sıradan bir günü oluşturan anları sayarak.
Zamanı parçalarsın, kolaycacık harcarsın
Doğduğun topraklarda bir parça toprağın üstünda dolanarak
Sana yol gösterecek birini,- birşeyi bekleyerek.
Yoruldun eve kapanıp yağmuru seyretmekten ve güneşte mayışmaktan
Daha gençsin ve yaşam uzun, harcayacak vaktin var bugün
Ve bir gün bakmışsın ki on yılı bırakmışsın ardında
Kimse söylemez sana koşacağın yeri, başlama İşaretini kaçırmışsın
Ve koşarsın koşarsın güneşi yakalamak için ama güneş batmakta
Ve dolanmakta tekrar sana görünmek için
Güneş aynı güneş aslında ama sen yaşlısın artık
Bir nefeslik ömrün var ve bir gün daha yakınsın ölüme
Gittikçe kısalmakta yıllar, vakit bulamayacağız galiba
Tasarılar ya sıfır ya da yarım sayfa karalama
Umutsuzluğa sarılarak avarelik etmek İngiliz'lere özgüdür
Vakit geçti bitti şarkı, söyleyeceklerim bitmedi ama.



TIME
Ticking away the moments that make up a dull day
You fritter and waste the hours in an off hand way
Kicking around on a piece of ground in your home town
Waiting for someone or something to show you the way
Tired of lying in the sunshine staying home to watch the rain
You are young and life Is long and there. is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
And you run and you run to catch up with the sun, but It's sinking
And racing around to come up behind you again
The sun is the same In the relative way, but you're older
Shorter of breath and one day closer to death
Every year is getting shorter, never seem to find the time
Plans that either come to naught or half a page of scribbled lines
Hanging on in quiet desperation is the English way
The time is gone the song is over, thought I'd something more to say
Orhan Kahyaoğlu
Sayfa 53 - Metronom, 1986
1963 yılında, Kraliçe dahil tüm saray erkanının hazır bulunduğu bir konserlerinde, gurubun belki de en entellektüel üyesi olan John, izleyicilere şunları söylemekteydi: 'Arka sıralarda ucuz yerlerde oturanlar alkışlayabilir. Siz öndekiler! mücevherlerinizi şakırdatmakla yetinin'.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pink Floyd
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metronom Yayınları
Genişletilmiş ve İngilizce İlaveli 5. Baskı, 1986 (Birinci Baskı, 1983)
Arka Kapak/Tanıtım
Orhan Kahyaoğlu ve Sinan Güler’in hazırladıkları bu kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde,1900’lü yılların başlarında etkinlik kazanan sanat hareketlerinden genel çizgileriyle söz edildikten sonra, tarihsel süreç ve toplumsal yapılar göz önünde bulundurularak. II. Dünya Savaşı sonrası gelişen müzik hareketleri ele alınıyor. Yeni bir kimliğe bürünen Blues türü; Rock’n Roll ve Rock hareketleri; bunların simgesi olan ‘karşı’ yaşama biçimlerine değinilerek 1970’lere, Pink Ployd’a geliniyor. Pink Royd’un müzik alanındaki gelişimi, dünyayı algılayışı, elemanları ve plakları tanıtılıyor. İkinci bölümde ise, topluluğun son 5 plağındaki şarkıların Türkçe çevirileri orijinal sözleriyle birlikte yer alıyor.
Orhan Kahyaoğlu ve Sinan Güler’in hazırladıkları bu kitabın diğer önemli bir özelliği de, bu konuda yurdumuzda yapılan özgün çalışmaların ilk örneklerinden olmasıdır…

WISH YOU WERE HERE

So, so you think you can tell Heaven from Hell,
blue skies from pain?
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cold breeze? Cold comfort for change?
And did they exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
we're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground. What have we found? The same old fears.
Wish you were here.

KEŞKE BURADA OLSAYDIN

Demek cehennemden cenneti, acılardan mavi gökleri ayırdedebileceğini sanıyorsun?
Ayırdedebilir misin soğuk çelik raylardan yeşil bir tarlayı?
Ya da gülümsemeyi bir peçeden?
Başarabileceğini sanıyor musun?
Sana kahramanlarını hayaletlerin, sıcak külleri ağaçların yerine koy mu dediler?
Serin bir rüzgârın yerine sıcak havayı? Ya da rahatlığı değişimin yerine?
Ve kafeste oynadığın önemli bir rolü bir savaş yürüyüşü ile değiş tokuş mu ettiler?
Ne kadar, ne kadar isterdim burada olmanı.
Yıllar yılı bir akvaryumda yüzen iki yitik ruhuz biz.
Aynı yerlerde gezinip duran. Neler bulduk? O aynı eski korkuları.
Keşke burada olsaydın.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Punk Freud
  • Osmanay Tuncer
  • Nagiş
  • Ufuk
  • Erman Ktnlr
  • Atakan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0