Adı:
Psikoloji
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756107539
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem
Kitapçı kitapçı dolaşıp "bilmem kaç soruda psikoloji kitapları aramaya,
Sınav öncesi 10 kiloluk bir kitabı bir gecede okumaya,
Psikoloji lafını işitince olay mahallinden usulca uzaklaşmaya
Artık Son!!

Şu görmüş olduğunuz kitap, psikolojiyi sade bir dille, eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Bir solukta, severek okunuyor.
Güvenilir bilgilere dayanan, psikolojiye meraklı kişilerin birbirlerine ve öğretmenlerin öğrencilerine rahatlıkla tavsiye edebilecekleri, itinayla hazırlanmış özgün bir kitap.
210 syf.
·9 günde
Psikolojiyi iyi şekilde anlamaya çok yardımcı olan kitablardandır.Hatta kendiniz psikoloji küçük araştırma bile yapa bilirsiniz.İnsan psikolojisi için önemli kitablardandır.
210 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Psikoloji konusunda kısa sade bilgi öğrenmek isteyen herkese tavsiye ediyorum.
Kitap sade, öz ve akıcı, eğlenceli bir dille yazılmış.
Emeği geçen herkesin emeğine sağlık.
210 syf.
·Beğendi·6/10
Kitap psikolojik terimler hakkında bilgi verirken çokta sıkıcı olmamaya gayret edip, sade bir dil kullanılarak okuyucuyu sıkmamış. Psikolojiye ilgi duyanlar ama teknik terimlerde boğulmak istemeyenlerin seveceği türde bir kitap.
210 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ne demiş Pavlov…

• Ne kadar çok şey keşfedersek, o kadar çok bilinmeyen şey çıkar ortaya ve dahafazla soruyla karşılaşırız.
• Bilgiye giden yol sonsuzdur.
Neymiş klasik koşullanma yoluyla öğrenme…

Klasik koşullanma yoluyla öğrenme kuramı Ivan Pavlov’un yaptığı araştırmalara dayanır. Onun ortaya attığı “bağ kurma” yöntemiyle olaylar ve nesneler arasında bağlar kurulur. Pavlov, köpekler üzerinde yaptığı deneyde bu yolu izlemiştir.
Yaptığı deneyde, bir eliyle köpeğine et verirken öbür eliyle de bir zili çalar. Köpek başta bunu anlamaz, çünkü eti yemekten başka bir şeyle ilgilenmiyordur. Fakat bir iki derken köpek bakar ki ne zaman zil çalsa peşinden et de geliyor. Bunun üzerine biraz biraz olaya uyanmaya başlar.
Belli bir süre sonra Pavlov bakar ki köpeği Druzhok (telaffuz etmek de zorlananlar Çomar da diyebilirler) zil çalınca başlıyor salya salgılamaya. Neden? Çünkü zil çalınca et geldiğini anladı. Ete gösterdiği tepkiyi zile de gösteriyor. Yani etle zil arasında “bağ” kurdu.
Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeye tavuklarda da sıkça rastlanır. Mesela gider yem verirsiniz, gider yem verirsiniz, gider yem verirsiniz... Belli bir süre sonra tavuk siz gelince yiyecek geldiğini öğrenir ve sizi görür görmez hemen size doğru koşar.
Ama bunu bazı insanlara anlatmak pek kolay olmayabilir. Nasıl mı? Şöyle:
– Selin, bak sana ne göstereceğim.
– Hayırdır Ali?
– Tavuklara öğrettim.
– Neyi?
– Tavuklar beni anneleri sanıyorlar!
– Niye babaları değil de anneleri? Hem sen nereden anladın seni anneleri sandıklarını? Emziriyor musun, nedir?
– Ben yanlarına gidince hemen yanıma geliyor, ayaklarıma dolanıyorlar.
– Hay Allah iyiliğini versin! Onlar sana değil, yeme geliyorlar. Klasik koşullanma... Liseden hatırlasana be oğlum, hani Pavlov falan...
– Olur mu canım, bunlar beni seviyorlar yahu! Ah kuzucuklarım benim... Hadi gelin de abla görsün... Bak, yem vermeden de geliyorlar, hanimiş annesinin kuzuları...
– Ali yapma etme, tavukların da psikolojisini bozacaksın!
BİTMEZ…
210 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10
Psikoloji, kuramlar ve kuramcılar hakkında bir bilgim olsun diyorsanız bazı fobiler ve okb lerin isimlerine (isim sözlüğü gibi küçük bir yeri var) bakayım kısa ama giriş niteliğinde bir kitap okuyayım aşina olayım psikolojiye diyorsanız okuyabilirsiniz bu kitabı. Eğlencelidir, içinde tatlı küçük karikatürler de barındırır.
210 syf.
·15 günde·Beğendi·5/10
kitapta bulunan psikiyatrist ve psikologların hayat hikayeleri
psikolojiyi ilk ortaya çıkaran kişi ve psikoloji dalına yapılan katkıları çok güzel yansıtmıştır.
– Rüzgâr nasıl oluşur?
– Ağaçlar.
– Nereden biliyorsun?
– Onları kollarını sallarken gördüm.
– Bu nasıl rüzgâr oluşturuyor?
– (Ellerini sallayarak) İşte böyle. Ama onların kolları daha uzun… Hem daha çok ağaç var.
Ne demiş Piaget…
• Zekâ, bireyin çevreye uyum sağlayabilme yeteneğidir.
– Hüseyin o yanındaki kim?
– Kim, hangi yanımdaki?
– Şu, sağ yanındaki.
– Süleyman Abiyi mi diyorsun?
– Ne Süleyman Abisi, şu sarışını diyorum.
– Ha, o zaman Süleyman Abi olamaz. O tek kaş ve neredeyse siyahî dediğimiz bir abimiz. Kim o zaman?
– Şu sağ kolunu omzuna attığın sarışını diyorum Hüseyin.
– Ne, sağ kol mu? Benim sağ kolum üç sene önce bir trafik kazasında koptu ya Neriman. Ama doğru, sen o günden beri kendine gelemedin.
– Hangi kaza Hüseyin?
– Hüseyin mi? O da kim? Ablacığım sen otur dinlen istersen, yoruldun di mi bayram alışverişinde?
– Bayram mı? Bugün bayram mı?
– Ah kıyamam abim benim.
– Abi mi? Noluyor, ben kimim?
– Korkma amca, ben şimdi bir taksi çağırıp seni evine yollarım. Amca, amca! Bayıldın mı? Kendine gel!
– Oh neyse atlattık sevgilim, ben şimdi hanımı eve götüreyim, evde halüsinasyondu falan diye bağlarım, yarın görüşürüz.
Gibi…
Yağmurlu bir günde evine dönmek için otobüs durağında on beş dakika bekleyen kişi, daha sonra “Bu kadar bekledim…” zihniyetiyle önünden geçen bir taksiye binmeyebilir. Yani bir bakıma burada insanın kendi kendini iknası söz konusudur.
• Başarısızlık yol göstericidir. İyi düşünen bir insan başarısızlıklarından çok fazla şey öğrenebilir.
Türk insanında çoğunlukla sosyal güdüler üstün gelir. Yabancı ülkelere baktığımızda ise genellikle fizyolojik güdülerin üstün geldiğini fark ederiz, özellikle Almanlarda bu durum daha belirgindir. Mesela:
Alman: Aç mısın?
Türk: Yok sağ ol, aç değilim.
Alman: Peki o zaman.
Derin bir açlık ve sessizlikte daha çok duyulan gurultu sesleri...
Ya da:
Türk: Açsındır, ben yemek hazırlayayım.
Diğer Türk: Yok sağ ol, aç değilim.
Türk: Valla olmaz, yiyeceksin!
Diğer Türk: Sağ ol, tokum.
Türk: Hayatta bırakmam, ye!
Diğer Türk: İnan tokum.
Türk: İnanmam, yiyeceksin.
Diğer Türk: Evden yiyip çıktım.
Türk: Evden çıkalı kaç saat oldu, ölümü öp bak, yemeden bırakmam.
Diğer Türk: Yahu bizim ev buraya iki dakika.
Türk: Yemin verdim yiyeceksin.
Diğer Türk: İyi yiyeyim bari bir parça.
Türk: Öyle bir parçayla olmaz, bak çoluk çocuğunun ölüsünü öp ki bir tabak daha.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikoloji
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756107539
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem
Kitapçı kitapçı dolaşıp "bilmem kaç soruda psikoloji kitapları aramaya,
Sınav öncesi 10 kiloluk bir kitabı bir gecede okumaya,
Psikoloji lafını işitince olay mahallinden usulca uzaklaşmaya
Artık Son!!

Şu görmüş olduğunuz kitap, psikolojiyi sade bir dille, eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Bir solukta, severek okunuyor.
Güvenilir bilgilere dayanan, psikolojiye meraklı kişilerin birbirlerine ve öğretmenlerin öğrencilerine rahatlıkla tavsiye edebilecekleri, itinayla hazırlanmış özgün bir kitap.

Kitabı okuyanlar 65 okur

  • Merve Yerlikaya
  • Dimetiltriptamin
  • Aynur
  • Aygülllllll
  • Mavuç
  • Yusuf Mirza
  • Saniye Yıldırım
  • Kader▲
  • Bece97
  • Ertan YAVUZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%13.6
18-24 Yaş
%40.9
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%4.5
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%4.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.4
Erkek
%22.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (9)
9
%11.5 (3)
8
%19.2 (5)
7
%11.5 (3)
6
%15.4 (4)
5
%7.7 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0