Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları

·
Okunma
·
Beğeni
·
148
Gösterim
Adı:
Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
722
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051337197
Orijinal adı:
Theories of Psychotherapy and Counseling Concepts and Cases
Çeviri:
Nilüfer Voltan Acar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nobel Akademik Yayıncılık
Theories of Psychotherapy and Counseling Concepts and Cases'in uluslar arası basımı olan elinizdeki bu kitap, psikolojik danışma ve psikoterapi alanında var olan ve hatta yapılandırmacı kuramlarda dahil olmak üzere bir çok kuramı kapsamaktadır. Kitapta, okuyucunun kendi kuramını oluşturması için bütünleştirici bir bakış açısına sahip olması amaçlanmıştır. Bunun için bir konu ayrılmıştır.
Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramlarını kapsamlı bir şekilde içeren Sharf'ın Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları Kavramlar ve Örnek Olaylar adlı bu kitabı, çevrilirken dil birliğine dikkat edilmiş, anlaşılır olmasına özen gösterilmiştir. Çevirmenlerden gelen metinler, orijinal metinle karşılaştırılarak tek tek okunmuştur. Ayrıca, Sharf'la yazışarak bazı cümleler düzeltilerek Türkçe'ye çevrilmiştir; çünkü Sharf bazı paragraflardaki cümleleri birinci tekil kişi ile yazmış, bazılarındaysa üçüncü tekil kişi ve edilgen fiil kullanmıştır. Bu cümlelerin hepsinde, üçüncü tekil kişi edilgen fiil olarak cümleler Türkçeye tercüme edilmiştir.
Zevkle okuyacağınız ve Psikolojik danışma ve psikoterapi alanında bir boşluğu dolduracağı umuduyla.
722 syf.
Çok yavaş gitmek zorunda olduğum için okuyacaklarım arasında değil. Okuyorum yaklaşık bir aylık bir zaman dilimine yayacağım. Arada başka kitaplarla kendimi dinlendireceğim. Okunması değil öğrenilmesi gereken bilgiler olduğu için. Bitirdiğim zaman incelememi yazacağım.
Ekleme bir aylık zaman dilimi oldu dört ay. Aslında bu kitap okunacak bir kitap değil ömür boyu başucumda duracak kitaplardan bir tanesi. Bilim sınavlarına hazırladığım için okudum. Yabancı olmadığım ve bazı yöntemlerin eğitimini aldığım için zorlanmadım. Kuramlardan en ince ayrıntısına kadar bahşedilmiş. Daha çok psikolojik rehberlik ve danışmanlık alanına hitap etse bile birçok faydasını gördüğüm bir kitap oldu.
722 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Oldukça kapsamlı olarak ele alınan kuramlar Carey in kitabında yer almayan bazı önemli konulara da değinmiş.Ama okumak oldukça zor çünkü kitabın görünüş geçerliliği düşük,içerisinde ne yazık ki kelimeler arasına hiç boşluk konmadan yazılan cümleler mevcut.
Kültürler ve toplumlar erkeğe ve kadına yüklenen cinsiyet roİü beklentilerinde farklılık gösterebilirler. Bununla birlikte, cinsiyet rolü klişelerinin bireylerin varoluşçu konularla başa çıkma yollarmı etkilediği açıktır. Varoluşçuluğu içeren insancıl psikolojinin bir katkısı, potansiyel kendini gerçekleştirme güçlerini fark etmeleri ve bir kalıba sokulmayı aşmalan için kadınların erkekler kadar cesaretlendirilmeleridir (Şerlin & Crisvvell, 2001). Birçok toplum kadınlardan erkeğe boyun eğmesini beklediklerinden, kadınlar seçimlerini gerçekçi biçimde nasıl yapacaklarıyla ilgilenmelidirler. Buna karşılık erkekler kendilerine çok fazla sorumluluk verildiğini hissedebilirler ve bundan kaçınabilirler. Brown (2008) kadınlan güçlendirme ve oynadıkları çeşitli rollere ya da birçok kimliklerine bakma ihtiyacıyla ilgili feminist yazıların önemini vurgulamıştır. Danışanlann toplumsal cinsiyet rolü klişelerinin farkmda olmaları genellikle terapiste, danışanın korktuğu bu varoluşçu meseleleri belirlemekte yardım edebilir.
Sadece kendini yutma (kibirli benlik) ve güçlü olan ana-baba dikkati (idealleştirilmiş öz-nesne), çocuğun gelişim sürecinde dört yaşından önce gerçekleşir.
Psikanaliz: Sigmund Freud; daha sonraki kişilik gelişiminde doğuştan gelen dürtülerin, özellikle cinsel olanların önemini vurgulamıştır.
Adlerci Terapi: Alfred Adler; bireylerin kişiliklerinin aileyle olan ilişkileri sonucu erken yaşta oluştuğuna inanmıştır. Adlerci yaklaşım, pratiktir; bu yaklaşım, bireylere işlevsel olmayan inançlarını değiştirmede yardım eder ve onları, yaşantılarını değiştirmek için yeni adımlar atma konusunda teşvik eder. Adlerci terapinin başka bir özelliği, bireyleri kişilerarası sorunlarla başa çıkma konusunda eğitmek ve onlara bunu öğretmektir.
Jungcu Analiz ve Terapi: Jung, insan davranışı üzerinde bilinçdışı süreçlerin rolünü önemle vurgulamıştır. Terapi, "hastalar bilinç dışı süreçleri bilinç düzeyindeki farkındalıklarıyla daha iyi bütünleştirebilsinler" diye bilinç dışı süreçlerin analizine odaklanır."
Rüyayı gören, akademik eğitimi olan ve yaklaşık 50 yaşlarında olan bir adamdır. Çok az tanımaktayım ve ara sıra olan buluşmalanmız rüya yorumu "oyunlan" olarak aramızda söylediğimiz ona göre komik dalga geçmeleri içermekteydi. Bu buluşmalardan birinde gülerek bana hâlâ rüya yorumlarıyla ilgilenip ilgilenmediğimi sordu. Ben de belli ki rüyaların doğası ile ilgili çok hatalı görüşlerin var dedim. O da bir rüya gördüğünü ve onun için bunu yorumlamam gerektiğini söyledi. Tamam dedim ve şu rüyayı anlattı:

Dağlarda yalnızmış ve tam önünde çok yüksek sarp bir dağa tırmanmak istiyormuş, ilk tırmanış zahmetliymiş, fakat daha yükseğe tırmandıkça daha fazla zirveye doğru kendini çekilmiş hissediyormuş gibi geliyormuş kendisine. Daha hızlı tırmandıkça, bir tür coşku yavaşça kendisini kaplamış. Rüzgârla birlikte uçtuğunu hissetmiş ve yükseğe ulaştığında ağırlığım hissetmemiş ve boşluğa doğru adım atmış. Bu noktada uyanmış.

Bu rüyasıyla ilgili ne düşündüğümü öğrenmek istedi. Sadece deneyimli bir dağcı olduğunu değil ateşli bir dağcı olduğunu biliyordum, böylece rüyanın rüyayı görenle aynı dili konuştukları kuralı bir kez daha doğrulanmış oldu. Dağcılığın onun için bir tutku olduğunu bildiğimden, bu konu hakkmda konuştum onunla. Can atarak konuya atladı ve bir rehber olmadan dağlara gitmeyi ne kadar sevdiğini söyledi, çünkü ne kadar tehlikeli olursa onun için o kadar cazibeli hâle gelmekteymiş. Ayrıca, birkaç tehlikeli tırmanışından söz etti ve bu gözü pekliği bende belli bir etki bıraktı. Kendi kendime böyle tehlikeli durumlara, göz göre göre ölümcül bir zevke, onu itenin ne olabileceğini sordum. Aynı anda benzer bir düşünce ondada da oluştu, aynı zamanda gayet ciddi bir şekilde bunun için, tehlikeden korkmadığını, çünkü dağlarda ölmenin çok güzel bir şey olacağını düşündüğünü ekledi. Bu nokta, rüyada önemli bir ışık yaktı. Açıkça tehlike arıyordu, belki de açığa çıkmamış intihar düşüncesiydi, fakat neden kasıtlı olarak ölümü istesin? Bazı özel sebepler olmalıydı. Dolayısıyla, onun durumunda olan bir adamın böyle risklere kendisini atmaması gerektiğini ortaya koydum. Empatik bir şekilde "dağları asla bırakmayacağını", şehirden ve ailesinden uzaklaşmak için gitmek zorunda olduğunu söyleyerek cevap verdi, "eve yapışıp kalmak bana uygun değil" dedi. Bu, onun dağlara olan tutkusunun daha derin nedeninin ipucuydu. Evliliğinin başarısız olduğunu ve evde onu tutan hiç bir şeyin olmadığını öğrendim. Ayrıca profesyonel işinden de bıkmış görünüyordu. Bu dağlara olan esrarengiz tutkusu kendisi için tahammül edilmez olan bir varoluştan kaçışın yolu olmalıydı. Dolayısıyla, kendi kendime rüyayı şöyle yorumladım: kendisi yerine, yaşama hâlâ sarıldığına göre, dağlara yükselme ilk önce zahmetti, fakat bu tutkuya daha fazla sarıldıkça, daha fazla cazip hâle geldi ve ayaklarını rüzgâra verdi. Sonunda bu onu tamamen kendisinin dışında daha fazla sarmaladı: bedensel ağırlığının hissini kaybetti dağlardan daha yükseğe tırmandı, boşluğa doğru. Bu açıkça dağlarda ölüm anlamındaydı.

Bir an sessizlikten sonra, aniden "Hımm, başka şeyler hakkında konuştuk. Rüyamı yorumlayacaktın. Ne düşünüyorsun?" dedi. Doğrudan ne düşündüğümü söyledim, yani dağlarda ölümü aradığını ve bu tutumlarıyla onu bulmak için iyi bir fırsat yakalayacağını söyledim.

"Bu çok saçma " diyerek cevapladı gülerek, "aksine, dağlarda sağlıklı olmaya çalışıyorum".

Boşuna durumun ağırlığını görmesini sağlamaya çalıştım (Jung, 1954b, ss. 60-63).

Altı ay sonra dağa çıkarken boşluğa düştü. Dağ rehberi onu gözledi ve genç bir arkadaşı zor bir yerde iplerle aşağıya inmeye çalıştılar. Arkadaşı ayağını koyabileceği geçici bir çıkmtı buldu ve onu izleyen rüyayı gören düştü. Rehberin sonradan anlattığına göre aniden ipin gitmesine izin verdi "sanki havaya atlar gibi". Arkadaşının üstüne düştü ve her ikisi de aşağıya uçtular ve öldüler (Jung, 1970, s. 208)
Alkolizm: Harry

İlacı ve alkolü kötüye kullananlar arasmdaki yaygın bir varoluşçu konu kendi yaşamlarının sorumluluğunu almalarını reddetmeleridir. Bugental (1981, s. 340), bu tür bireylerin kendi davranışlarının sorumluluğunu almaktan ziyade kendilerini suçlayabileceklerine dikkat çekmiştir. Eğer terapistler danışanların suçlama davranışlarına izin verir ya da onları desteklerlerse doktorun sebep olduğu bir karmaşayla karşılaşabilirler. Doktorun sebep olması sorunları daha kötü yapmak anlamına gelir. Bugental (1981) aşağıdaki örnekte, Harry'yi kendini suçlamasıyla yüzleştirir ve kendi sorumluluğunu alma ihtiyacına odaklanır.



174 5. Konu

Harry'nin sorumluluktan kaçmak için suçlamayı kullandığını fark eden Bugental Harry'nin eylemlerini ona açıklamada ısrarcı olur.

Harry, hafta sonu boyunca içki alemi yaptıktan sonra zaman zaman olduğu üzere bu Salı sabahı kendini çok suçlu hissediyor ve utanıyordu, "ve, yine yaptım! Birine tutunmuş şekilde, evin çevresinde sallanarak dolaştığımda Leah ve çocuklar dehşet içindeydiler Oh, tamam büyük adamım. Benim sadece tam bir yüzüm olmasına izin verin ve 1

Sözünü kestim, "kendini lanetlemeye devam ederken kulağa gerçekten oldukça heyecanlı geliyorsun."

"Şey, lanet olsun, sadece lanetin biriyim. Ailemle yanlış giden her kötü şey için suçlanıyorum. Leah'ın benim gibi bir belaya neden katlandığı "

"Sadece iyi değilsin, hıh?"

"Bu doğru. Hiçbir zaman hiçbir şekilde değerli değildim. Babam annemi üzüntüden hasta ettiğimi söylerdi. Eğer iyi olsaydım, ..."

"Şey, gerçekten bu kadar kötü hissedecek bir şey yok, değil mi?"

"Ne demek istiyorsunuz?"

"Şey, iyi değilsin ve hiçbir zaman da iyi olmadın. Böylece açıkça görünüyor ki bu senin sorumluluğun değil. Birisi seni bozdu: Tanrı ya da ana-baban, fakat bu yükü taşımak zorunda değilsin."

"Ne? Kendimi suçluyorum, değil mi? Ne istiyorsunuz?"

"Tabii ki kendini suçluyorsun ve sorumluluktan kaçıyorsun."

"Aynı şey".

"Öyle mi? Ben öyle düşünmüyorum. Birçok kez kendini suçladığını duydum ve tüm görebildiğim içmek için küçük bir duygusal bedel ödemen. Sonra bir sonraki sefer tekrar sarhoş edebilecek şeylerle baş edemeyeceksin ve kendini suçlayarak bedel ödeyeceksin ve bunu tekrar yapacaksın. Kendi sorumluluğunu hiç almadın sadece suçladın." "Şey, fark nedir?"

"Sadece şu: içmeye başlamadan önce sahip olduğun hissin sorumluluğunu alırsan, içmeye başlamanın sorumluluğunu alırsan, dolduğunda Leah ve çocuklara davranış biçiminin sorumluluğunu alırsan -alkolü suçlamak yerine... tüm bu noktalann her birinde ne yaptığım bildiğini kendine açıklarsan, ne olacağını düşünüyorsun?"

"Onu yapmazdım, fakat lanet olsun, bu şekilde düşünmüyorum. Sadece bir tür tasfiye edilme elde ediyorum ve bir içkinin beni rahatlatacağını düşünüyorum ve sonra onu bilmeden önce...."

"İşte durum bu: 'Onu bilmeden önce...' sorumluluk almıyorsun. Tüm yaptığın hepsini tekrar yapabilmek için 'Kötü değil miyim?' şarkısını söylemek."

Harry bu sefer genel bir bakış takınmadı, fakat gelecekte tekrar ve tekrar onlara göndermede bulunabilelim diye farkındalığından önce iki önemli noktayı ele aldık: (a) sorumluluktan kaçmak için kendini suçlamayı kullandı; (b) şayet sorumluluk kabul ederse ne yaptığının tamamen farkında olacaktı ve muhtemelen tekrar kasvetli etkiyle savrulamayacaktı. Harry bu farkına varmalarla baş etmede periyodik olarak sarhoş olma ihtiyaçlannın kaynağını araştırmak için ilk gerçek samimi çabada bulunmak için terapiye geldi (Bugental, 1981, ss. 339-340).
Richard S. Sharf
Ozunu gunahlandirmanin sebeblerinden biri,eqoistcesine vicdan ezabindan qacmaq ucun suuralti rola girmek,tembelliyin zererli terefi...
İçedönük-Düşünce: Bu tür bireyler kendi fikirlerinin peşinden giderler ve özellikle bu fikirlerinin kabul görmesini dert etmezler. Başkalarıyla etkileşimde soyut fikirleri ya da plan yapmayı tercih ederler.

İçedöniik-Duı/gıı: İçeride güçlü dışavurumlarla düzenli olarak patlayan güçlü duygular saklanır. Yaraücı sanatçılar duygularını muhtemelen işleri aracılığıyla ifade ederler.

İçedönük-Hissetme: Bu tür bireyler özellikle kendilerinin psikolojik olarak hissettikleri şeylere, dış dünyanın algılarına odaklanırlar. Sanatsal ve yaratıcılıkla ilgili dı- şavurumlan sözel iletişime tercih ederler.

İçedöniik-Sezgi: Bu tür insanlar kendi iç dünyaları ve sezgilerini iletmekte güçlük çekerler çünkü kendi kendilerine, kendi düşünce ve imgelemlerini anlamakta güçlük çekerler.

Dtşadönük-Düşünce: Dış dünyaya odaklanmış olsalar bile, bu tür bireyler kendi dünya görüşlerini başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışırlar. Bilimde ve uygulamalı matematik konusunda çalışan insanlar düşünme işlevlerini gerçek sorunların çözümünde kullanabilirler.

Dışadönük-Duygu: Diğer insanlarla etkileşim zaman zaman duygusal olabilir, ancak, başka bir zaman ise oldukça nazik ve dostça olabilir.

Dışadönük-Hissetme: Hisleri tecrübe etme ve dağcılık gibi heyecan verici etkinliklere katılma bu tipin özelliğidir. Çoğunlukla bilgi ve veri toplamaktan hoşlanırlar ve becerikli ve gerçekçidirler.

Dışadönük-Sezgi: Bu tür insanlar yenilikçi ve geliştirici yeni fikirlerden ve kavramlardan hoşlanırlar. Bir projede ilgilerini sürdürmekte zorluk çekerler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
722
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051337197
Orijinal adı:
Theories of Psychotherapy and Counseling Concepts and Cases
Çeviri:
Nilüfer Voltan Acar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nobel Akademik Yayıncılık
Theories of Psychotherapy and Counseling Concepts and Cases'in uluslar arası basımı olan elinizdeki bu kitap, psikolojik danışma ve psikoterapi alanında var olan ve hatta yapılandırmacı kuramlarda dahil olmak üzere bir çok kuramı kapsamaktadır. Kitapta, okuyucunun kendi kuramını oluşturması için bütünleştirici bir bakış açısına sahip olması amaçlanmıştır. Bunun için bir konu ayrılmıştır.
Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramlarını kapsamlı bir şekilde içeren Sharf'ın Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları Kavramlar ve Örnek Olaylar adlı bu kitabı, çevrilirken dil birliğine dikkat edilmiş, anlaşılır olmasına özen gösterilmiştir. Çevirmenlerden gelen metinler, orijinal metinle karşılaştırılarak tek tek okunmuştur. Ayrıca, Sharf'la yazışarak bazı cümleler düzeltilerek Türkçe'ye çevrilmiştir; çünkü Sharf bazı paragraflardaki cümleleri birinci tekil kişi ile yazmış, bazılarındaysa üçüncü tekil kişi ve edilgen fiil kullanmıştır. Bu cümlelerin hepsinde, üçüncü tekil kişi edilgen fiil olarak cümleler Türkçeye tercüme edilmiştir.
Zevkle okuyacağınız ve Psikolojik danışma ve psikoterapi alanında bir boşluğu dolduracağı umuduyla.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Fatma bayraktar
  • Achillea

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0