Aslına bakarsan bütün insanların hayatı beklemekle geçiyordu. İstedikleri bir şeyin gerçekleşmesini ya da bir gün geberip gitmeyi bekleyip duruyorlardı.
Markette tuvalet kağıdı satın almak için kuyrukta bekliyorlardı. Ve eğer paraları yoksa, daha uzun kuyruklarda beklemeleri gerekiyordu. Önce uykunun gelmesi için sonra da uyanmak için bekliyordun. Önce evlenmek için sonra da boşanabilmek için bekliyordun. Önce yağmur yağması için sonra da yağmurun durması için bekliyordun. Yemek yemek için bekliyordun, sonra tekrar yemek için yeniden bekliyordun...
Depresyona giriyordum. Hayatım hiçbir yere gitmiyordu. Bir şeye ihtiyacım vardı; yanıp sönen ışıklara, cazibeye, lanet bir şeye. Ve işte buradaydım, ölülerle konuşuyordum. İlk içkimi bitirdim. İkincisi hazırdı...
"Dünyanın haline bir baksana, hava kirliliği, cinayetler, zehirli sular, zehirli yiyecekler, nefret, umutsuzluk, her şey var. Dünyadaki tek güzel şey hayvanlar. Ama onların da soyunu tüketiyorsunuz. Yakında evcil farelerden ve yarış atlarından başka hayvan kalmayacak. Çok üzücü bir durum bu.”