Fatma Aliye'nin bir romanını okumuş olmaktan ayrıca gurur duydum. Çünkü Fatma Aliye Türk Edebiyatının ilk kadın romancısı ve kadın haklarını gündeme ilk kez getiren kişidir. Böyle bir yazarın çok daha fazla ilgi görmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kitap muhteşemdi. Öyle güzel dersler vermiş ki anlatamam. Bir kadın her zaman kendi ayakları üzerinde durmalıdır. Kadın güçlü olmalıdır, gerek özgürlüğü için, gerekse idealleri için durmadan çıkmalıdır bana göre ve yazarımız bu kitabında da bize aynen bunları anlatıyor. O kadar çok beğendim ki kitabı kelimeler yetersiz kalıyor anlatmam da.
Konusundan biraz bahsedersem, baş kahramanımız Refet, küçük yaşta babasını kaybettikten sonra, zor bir yaşam sürmüş. Yeri gelmiş hor görülmüş, yeri gelmiş fakirlikle mücadele etmiş. Ama bu zorluklar onu yıldırmıyor. Hayalleri var Refet'in öğretmen olmak istiyor annesi de ona destek oluyor. Hayaline ulaşmak için şartlar ne olursa olsun çalışıyor ve çabalıyor azmini hiç kaybetmiyor. Türk kadını her zaman güçlü olmalıdır. Güçlüdür de. Refet bize ve özellikle genç nesile bir örnek oluşturması için okutulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Mutlaka okumanızı öneririm
Okuyun ve okutun arkadaşlar
Kitapla kalın
İlk kadın yazarımızdan Harika bir Türk klasiği. Çok severek okuduğum bir kitap olmustu. Baş kahramanınız refet başına gelen talihsiz olaylara , yoksulluk , açlık gibi bütün olumsuzluklara rağmen ayakta durarak hedeflerine ulaşan çok güçlü bir kadın karakter. Burda yazarın vermek istediği mesaj çok hoşuma gitmişti. Okurken refet e çok üzülmüş onunla beraber üşümüş , açlığını onunla beraber hissetmiştim. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Özellikle okul çağındaki genç kızlara okutulmalı diye düşünüyorum.
Türk edebiyat tarihi Fatma Aliye'yi ilk kadın romancı olarak tanımlar.Refet ise 19 yy da kadınların kendilerini ve meselelerini dile getiren günümüze kadar gelen bir kardelen hikayesi...
Edebiyat tarihimizin ilk kadın romancısı olan Fatma Aliye, döneminin ilerisinde bir yazar olmasının yanında romanlarındaki kahramanları toplumdaki kadınlara örnek teşkil edecek donanımda yaratmıştır.
Kitapta ilk farkedilen kadınların toplumda yapabilecekleri işlerin çamaşırcılık, aşçılık, dikiş nakış gibi hem ucuz hem de yorucu işler olduğudur. Eserde, değer verilmeyen, bir erkeğin ikinci, üçüncü karısı olmak zorunda bırakılan, çok genç yaşta evlendirilen, geleceğe dair hayaller kurmayan kadınlardan oluşan bir toplumda, sadece güzel olduğu için değil, zekası ve çalışkanlığıyla, birey olma savaşının verilmesiyle toplumda kadının hakettiği yeri alabileceğini anlatılıyor bize. Yardımlaşma, fedakarlık, annelik, sabırlı ve erdemli olma gibi duyguların şairene yazılmış cümlelerle tadına varacaksınız. Kitapta bolca bulunan Osmanlıca kelimeler yüzünden arka sayfalardaki sözlüğü sıkça kullanmak zorunda kalmam beni yordu. Kadınların ayakları üstünde durmaları, okuyup meslek sahibi olmaları yönündeki telkinleri o dönem için ne kadar önemli ve gerekli ise de, günümüzde bu tavsiyeleri tekrar tekrar okumak gerçekten boğucuydu.
Fatma Aliye üstlenmiş oldığu aydın Osmanlı kadını kimliğini yaşamında ve romanlarında başarıyla sergilemiş. İyi okumalar..
Yokluk içinde bir amaç uğruna çaba göstermenin romanı...
1897 yılında yayımlanan roman,yoksul bir kızın öğretmen okuluna gitmesini, öğretmen olmasını,kendi ayakları üzerinde durmasını işler.Udi romanında da aldığı eğitimi sayesinde yetişkin bir kadının hayatını kazanmasını,tek başına ayakta durmasını işleyen yazar iki romanında da kadının bir erkeğin sağladığı ve her an değişebilecek güvenli bir alana ihtiyaç olmadan kendi hayatını kurabileceğini,kendi ayakları üzerinde durabileceğini aktarır.
Küçük yaşta babasını kaybeden ve annesiyle hastalık,fakirlik gibi koşullarda mücadele dolu bir yaşamı olan Refet tüm zorluklara rağmen br mücadelenin içine daha girer;öğretmen olmak için okumak.Bu mücadele gerçekçi bir dille aktarılır .
Romanda zenginlik ve fakirlik de gerçekçi bir biçimde işlenirken,roman içinde bir dram barındırır.
Hayati Bey işi nedeniyle sık sık İstanbul’a giden bir çiftçidir.İstanbul’a yaptığı bir yolculuk sırasında Binnaz’ı görür ve onu odalık olarak Anadolu’daki evine götürür.Fakat Binnaz ve çocuğu Refet bu evde türlü aşağılamalara maruz kalırken evdekiler tarafından aslında kabul edilmezler.Hayati Efendi’nin ölümüyle de evde yaşayanlar onlara şiddete varan türlü hakaretlerle eziyet etmeye başlarlar.Bunun üzerine İstanbul’a dönen Binnaz ve Refet İstanbul’da kocasının akrabaları yanında da barınamaz.Refet kadar annesi de güçlü bir karakterdir ve yoksulluk içinde çamaşırcılık yaparak, evlere temizliğe giderek ayakta kalmaya çalışır.Binnaz kızının eğitim almasını eğitimini tamamlamasını amaç edinir.Roman gururlu Refet’in öğretmen olmasıyla biterken yaşanan sürecin dramını gerçekçi biçimde yansıtır.
Refet kadının kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini düşündüren bir karakterken Binnaz karakteri de odalık, cariyelik kavramlarını düşündüren ayrıca kızı için