Puan

7.310 üzerinden
39 kişi
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2017 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2017 22:59
Zorlu bir serüvendi... Bazı anlar okuma gücünü kendimde bulamadığımı bile hissettim. İlk defa okuduğum Hüseyin Kıran, gözlerimi cümlelerinin üzerine, zihnimi anlattıklarına mıhladı. Hayatımda okuduğum en sert kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Kitaba adını veren yazar-kahraman Resul'ün yaşadıkları, zihni, düşünce biçimi, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği kuşatılmışlık ve sorgulama hali beni hayran bıraktı. Şu an üzerine çok fazla yazacak gücüm yok çünkü kitap beni benden etti birazcık... Fakat böyle bir eser yaratılabildiği için, Hüseyin Kıran, varoluş bilinçliliğinin verdiği sonsuz umutsuzluğun farkındalığını söze dökebildiği için çok mesudum...
ResulHüseyin Kıran · Sel Yayıncılık · 2017103 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2020 91. kitabı
Aşağıda yazanlar direkt Resul'ün incelemesi değildir, Gizli Emir'i (Melih Cevdet Anday) yarılamışken tesadüfen gözüme çarpan yazıdan, Türk Edebiyatının üç romanı için edindiğim güzel bilgilerdir. "Darbe denilen feci olayı edebiyatta anlatmanın iki temel yolu var sanırım: birincisi darbe yapan ‘düzeneği’ kişiselleştirmeden, soğuk bir mekanizmayı anlatır gibi, dışardan anlatmak, ikincisi ise darbeyi son derece şahsi bir yerden, içerden, soğuk değil, yakıcı bir mekanizma gibi anlatmak. Birinci yöntemde anlatılanlar dünyadaki darbelerin ortak yanlarını çıkardığı için neredeyse ‘evrensel’ bir nitelik kazanırlar. Bir ‘darbe mantığı’ şeması çıkarırlar. Ve bunu edebî dili bozmadan, mesafeli bir üslupla yaparlar. İkinci yöntemle aktarılan romanlarda ise darbe denilen şeyin açtığı kişiye özgü yaralar daha kişisel, daha yerel bir tonla, gerektiğinde dil de bozularak, dilin kendisi de felakete uğratılarak anlatılır. Anday’ın romanı tabii ki ilk kategoriye giriyor. Türkçe edebiyatta darbeyi ve olağanüstü hali en iyi anlatan fikir romanlarından biri olan Gece’de görülen o özne ve dil dağılmasını Anday’da görmüyoruz. Benzer bir korku atmosferini anlatmasına rağmen olanları, Karasu’nun aksine, üçüncü tekille, dışarıdan bir gözle anlatan Anday, dilin ve anlatının kendisini parçalamak yerine, gayet düzenli bir anlatı kurarak vaziyeti betimliyor. Soğukkanlı bir betimleme. Okurun konumu da soğukkanlı bir gözlemcinin konumu oluyor böylece. Bu da bir bakıma, iyi bir etki. Böylece, bu yazıda olduğu gibi, şemaya dair bazı soğukkanlı gözlemler mümkün olabiliyor. Uygulamalı bir düşünce metni gibi. Yine birinci tekilde yazılmış sarsıcı bir darbe romanı olan Hüseyin Kıran’ın Resul’ünde de parçalanmış bir dil ve ses var; o felaket ve işkence halini edebi bir felaketle anlatıyor Resul. Anday’ın
ResulHüseyin Kıran · Sel Yayıncılık · 2017103 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·141 syf.··
2017 84. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2017 23:00
Hüseyin KIRAN – Resul Uzun süredir kitaplığımdaydı. Bir kaç defa okumak için hamle yaptıysam da vazgeçip başka dünyalara daldım. Sonra bir anda kendimi “Resul” okurken buldum ve bir solukta bitirdim. Karakter analizleri oldukça sağlam betimlenmiş fakat hep eksik bırakılmış yerleri var. En net anlatılan şey karakterlere yapılan işkence. Çıldırmanın eşiğine geldim. Beden ve bilincin keskin savaşı. Şizofrenik bir durum. Kendi bedeni hapishanesi olmuş. Fakat bunu o kadar derin anlatıyor ki Resul, kitlenip kalıyorsunuz. Galiba çok doğru zamanda okudum.. “Hiç tartışmadan bilmeden ölçmeden yaşamalı. Bir beden olarak. O zaman acı da olmayacak. Sadece yaşamak olacak. Acıyı ise karıştırmamalı, ya da eğer bilinci susturamıyorsak gövdenin yaşaması bastırılmalı; salt bilinç olarak kalmalı. Bilinç bedenden, beden bilinçten haberli olduğu sürece, birbirleri hakkında bildikleri, düşündükleri, eleştirebildikleri doğru buldukları yanlış buldukları değişmek ve değiştirmek istedikleri dışladıkları ve benimsedikleri olduğu sürece yaşamak zor.” Resul'un bilincinin silindiği kısımlar gerçekten de efsunlu bir dille anlatılmıştı. Okurken ve okuduktan sonra "Bu neydi şimdi" diye düşünmek istiyorsanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Herkesin kendi gerçekliği ile yüzleşebileceği bir kitap. Tabi yüzleşmeye hazır iseniz.. Unutmamak lazım; “Uzaklaşmak için attığın adımlar gelip gelip sana dayanır. “ Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar.
ResulHüseyin Kıran · Sel Yayıncılık · 2017103 okunma
9/10
·141 syf.··
2018 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2018 10:44
Hüseyin KıranResul Çağrısına icabet ettiği,korku ve işkence odağı bilinmez bir Daire’nin yarattığı,yaşattığı işkencelerin gölgesinden kaçan,kaçmanın yollarını arayan,yaratılan iktidar ortamından kaçmanın çarelerini üreten,çarkın dışına çıkmaya çalışan ve kendine bir güvenlik alanı oluşturmaya uğraşında biri Resul. Daire’nin ağır işkenceler sonucu ortaya çıkardığı kişilik,yaralı,travmatik, bilinci yitirmiş. Bu bilinçle bölünmüş,parçalanmış,bir araya zor getirilen sesler ve sözlerden oluşan,devrik ve bitmemiş cümleler hüküm sürüyor kitabın ilk başlarında.Farklı bir dil,kekeme bir dil karşılıyor okuyucuyu.Ben okumaktan vazgeçmedim bir derdi var Resul’un bu dönmeyen dil bir yaşanmışlığı anlatıyor dedim.Belki bir dönemi ya da kişisel bir anı anlatıyordu.Artık onu da anlamak ve aktarmak okurun bilincine bırakılmış.Ve şöyle etrafınıza bir göz gezdirmeye,kendimizce bir alan yaratmaya çalıştığınızda hiçte uzak olmadığınız bir ortamdan çıkmış Resul ve binlerce Resul’ler olduğunu görüyorsunuz.İsimler,bedenler hayat buluyor zihninizde,adeta canlanıyor bedenler gözünüzün önünde. Resul,Hüseyin Kıran’dan okuduğum ilk kitap.Okunmayı bekleyen iki kitabı daha var kitaplığımda. Hiç yürümemiş insan olamaz. Hiç izi olmayan insan olamaz demektir bu; insan ayak izlerinden kurtulamaz. bedenimden kurtulmak için kendimi ona bırakmalıyım. Tıpkı düşmandan kurtulmak için ona sarılmak gerektiği. Uzlaşmak, kendinden başka varlıklar kendilerini de yatınca onlara doğru evrilmek ve benzeşmek,onların onay ve inayetiyle artık varlığını sürdürmekti,bunu asla yapmamıştı.Kendisi hakkında hiçbir Çelişkiye düşmemiş, ölmek ve varlığını sürdürmek dışında ikilemde kalmamıştı. Başkalarını yaralarız,Çünkü o yarayı açanın artık hep hatırlanacağını biliriz.İster bedende, ister ruhta diye eklemeye gerek bile
ResulHüseyin Kıran · Sel Yayıncılık · 2017103 okunma
10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2018 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2018 23:25
İçinde yıldız gibi kayarak, rahatça bağlantı kurulup, yan gelip yatarak okunacak cinsten bir roman değil Resul. Yeryüzündeki hâl-i pür-melâlimizden gayet memnun olan okuma adayları için rahatsızlık verebilir, deyim yerindeyse “hikâye” anlatmıyor. Dil ve içerik başkalığı H. Kıran’ın ilk okuduğum Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’dan âşinâ olduğum, sevdiğim bir tarz; nev’i şahsına münhasır. Dücane Cündioğlu’nun bir tespiti vardı: Fırlatılıp atılmışız bir kere bu dünyaya. Biz kendimizi burada bulduk. Bir baktık ki buradayız. Yaşamı seçmedik, ona mâruz kaldık. Şaşkınız. Resul bu mâruz kalmanın, şaşkınlığın içinde… Bir çıkış arıyor, arıyoruz… Bedenden, bilinçten kaçabilir miyiz, gidilebilir bir yer var mı? Bu zulümden kurtulmak mümkün mü, nasıl? Bu sorulara cevap arayan Resul’un yer yer akıllara durgunluk veren hâli ile hallenmek isterseniz ne âlâ, çünkü kitap bittiğinde de elde avuçta kalan aynı soru işaretleri. “Resul durumu anlıyordu. Kimseye kırgın değildi. Hüküm böyleydi. Yüzünü ekşitmesi mi? Bir kere ağzı kanla doluydu, bunun kendi kanı olması durumu iyice tatsızlaştırıyordu. Karnın altına alınan darbeler insanı kilitliyordu. Az üstüne vurmak nefessiz bırakabiliyordu. Böbrekler coşkulu bir kusma isteği, karaciğer ve dalak ise içinde bir bomba patlamış gibi. Doğal olarak ben Resul gülümsemekte güçlük çekiyorum.” (S. 117)
ResulHüseyin Kıran · Sel Yayıncılık · 2017103 okunma