Hüseyin Kıran

Hüseyin Kıran

Yazar
7.5/10
36 Kişi
·
82
Okunma
·
9
Beğeni
·
999
Gösterim
Adı:
Hüseyin Kıran
Unvan:
Türk Şair, Romancı
Doğum:
Amasya, 1965
1965'te Amasya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Üniversiteyi politik nedenlerle bırakmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl cezaevinde kaldı.
2004'te şiir ile edebiyata başladı. Daha çok Resul romanıyla tanındı. İstanbul Telif Ofisi ve Gümüşlük Akademisi'nin verdiği Edebiyat Bursu'nu alan ilk kişi oldu. Evli ve bir çocuk babası olan Kıran halen İstanbul'da yaşıyor.
Hayatla aramıza kelime denen bazı aracı nesneler girmiştir. Ayrıca kelimeleri kullanarak insanların birbirini kullandığı müşahede edilmiştir. Kelimeleri kullanmayı bilmeyen hayvanların birbirini ezmesi, yönetmesi, kendi çıkarı için diğer hayvanlara işkence etmesi , öldürmesinin hiç gözlemlenmesi ister istemez akla suçlunun kelimelerinin kendisi olduğunu getirmektedir.
“(B)ir şeyin teorik olarak mümkünse, pratik olarak da mümkün olması sadece zaman meselesidir; bir ihtimal olarak beliren şey bir yolunu bulur ve gerçekleşir.”
"... küçük de olsa bir umut bulunuyordu, ki herkes bilir umut hep küçük halde bulunur. Onu, biz büyütürüz."
“(T)am şeyler hakkında konuşmak esasen mümkün değildir. Konuşma bir tamamlama çabasıdır, (...)”
Zorlu bir serüvendi... Bazı anlar okuma gücünü kendimde bulamadığımı bile hissettim.
İlk defa okuduğum Hüseyin Kıran, gözlerimi cümlelerinin üzerine, zihnimi anlattıklarına mıhladı. Hayatımda okuduğum en sert kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Kitaba adını veren yazar-kahraman Resul'ün yaşadıkları, zihni, düşünce biçimi, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği kuşatılmışlık ve sorgulama hali beni hayran bıraktı. Şu an üzerine çok fazla yazacak gücüm yok çünkü kitap beni benden etti birazcık... Fakat böyle bir eser yaratılabildiği için, Hüseyin Kıran, varoluş bilinçliliğinin verdiği sonsuz umutsuzluğun farkındalığını söze dökebildiği için çok mesudum...
Hüseyin KIRAN – Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor

Hüseyin Kıran, uzak zamanlarda ve uzak ülkelerin birinde bir ceza memurunun Efendiler’ince elçi olarak yetkilendirilerek bilmediği yollara, bilmediği dünyalara düşmesini anlatıyor Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’da. Küçük adamdan nasıl kolaylıkla bir “büyük adam” çıktığına, fermanı götüreceği yeri bile bilmeyen Elçi Yakup’un kişiliğindeki ve dilindeki değişime, gücü tanımayanın onu ele geçirdiğinde dönüştüğü muktedire yol arkadaşlığı ettiriyor. Karanlık artarak birikiyor dağ yolunda, düz ovada, surların içinde, surların ardında... Karanlık ete kemiğe bürünüp yanımıza kuruluyor. Anlatılanlar uzak zamanlar, uzak ülkeler olmaktan çıkıyor.

Hüseyin Kıran’dan alegoriden kurduğu dünyayla gerçekliğe kafa tutan, kullandığı dille hem mevcudu güçlendiren hem de yenisini “icat eden” çarpıcı bir metin daha. (Tanıtım Bülteni)

İktidarın kendine bir vazife vermesiyle kendini iktidar sanmaya başlayan, ne olduğunu unutup, yola çıkan ve kendi iktidarını yaratmaya çalışan Yakup'un hikayesi. İsim zaten bunun için seçilmiştir. Yakup; Sonra gelen, yerine geçen anlamındadır.

Yakup, devlet himayesinde çalışan bir memur iken elçilik görevi verilir ve yola çıkar. Fakat yolda durumlar değişir ve iktidar olma hevesinin içinde bulur kendisini. Ayrıca Yakup, tek ve kimsesiz bir adamdır. Yani içindeki sese daha hızlı kapılır..

Herkes kendi iktidarını taşır içinde ve o iktidarın içinden çıkması için an kollar. Yakup, bu duruma düşmüştür. Aklın iktidarı vicdanınkinden ağır basmış durumda olunca sorun hızla büyümüştür ve bunu çok usta bir dille verir okuyucuya...

İmlanın yok sayıldığı bir dil kullanıyor, Hüseyin KIRAN..

Romanın özü insan.. Elinde ne tür bir silah olursa olsun o silahı kullanan insandır.. O silaha şekli insan verir..

Roman insanı iyilik ve kötülük üzerine düşünmeye itiyor..

“Eksik olan elbette tamamlanacaktır. Eksik olanı tamamlayacak olan, kendisi tamam olandır. Eksiksiz tespit, ancak tamam’ı bilmekle mümkün. Yürüdüm.”

“...adım atmaya gayret ederek ilerlerdim diyemedim ilerlemek için belli bir yere ulaşmaya çalışmak gerekir belli bir amacın yoksa yürümek ilerlemek anlamına gelmez sadece kımıldanmak olabilir anlamına gelir etraf geniş ve uçsuz ufukta bir nokta seçtim belirdi..”

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
Hüseyin KIRAN – Resul

Uzun süredir kitaplığımdaydı. Bir kaç defa okumak için hamle yaptıysam da vazgeçip başka dünyalara daldım. Sonra bir anda kendimi “Resul” okurken buldum ve bir solukta bitirdim.

Karakter analizleri oldukça sağlam betimlenmiş fakat hep eksik bırakılmış yerleri var. En net anlatılan şey karakterlere yapılan işkence. Çıldırmanın eşiğine geldim.

Beden ve bilincin keskin savaşı. Şizofrenik bir durum. Kendi bedeni hapishanesi olmuş. Fakat bunu o kadar derin anlatıyor ki Resul, kitlenip kalıyorsunuz. Galiba çok doğru zamanda okudum..

“Hiç tartışmadan bilmeden ölçmeden yaşamalı. Bir beden olarak. O zaman acı da olmayacak. Sadece yaşamak olacak. Acıyı ise karıştırmamalı, ya da eğer bilinci susturamıyorsak gövdenin yaşaması bastırılmalı; salt bilinç olarak kalmalı. Bilinç bedenden, beden bilinçten haberli olduğu sürece, birbirleri hakkında bildikleri, düşündükleri, eleştirebildikleri doğru buldukları yanlış buldukları değişmek ve değiştirmek istedikleri dışladıkları ve benimsedikleri olduğu sürece yaşamak zor.”

Resul'un bilincinin silindiği kısımlar gerçekten de efsunlu bir dille anlatılmıştı.

Okurken ve okuduktan sonra "Bu neydi şimdi" diye düşünmek istiyorsanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Herkesin kendi gerçekliği ile yüzleşebileceği bir kitap. Tabi yüzleşmeye hazır iseniz..

Unutmamak lazım; “Uzaklaşmak için attığın adımlar gelip gelip sana dayanır. “

Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar.
Hüseyin KIRAN – Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır

Kitap dün bittiği halde bugün bütün gün yine elimde idi kitap. Okudum durdum sürekli. Hüseyin Kıran benim için en değerli yazarlarımızdan. Ne yazsa okurum satır satır, hissede hissede.

Kitaba gelecek olursak, güçlü bir metafor kitabı denebilir. Ruhi Bey baş kahramanımız ve intihar girişimi sonucunda akıl hastanesine yatırılır ve o akıl hastanesini dünyaya uyarlar.

Delilik hiç bu kadar güzel olmamıştı. Ve galiba hiç bu kadar harika anlatılmamıştı.

Ruhi Bey içinde bulunduğu dünyanın ona uygun olmadığını düşünmektedir ve hastanedeki hastalara fikirlerini anlatmakta ve bir nevi tebliğler vermektedir. -Bu süreci okumak çok keyifli idi- Ruhi Bey’e göre ona ihtiyaç duymayan her şey nesneldir ve insanlar da ona ihtiyaç duymadığı için insan da nesneldir. İnsanlar kendi başlarına hareket eden nesnelerdir. Ruhi Bey’in insana dair sorgulamaları bizi kendi varlığından uzaklaşmış, nesneler dünyasının içerisinde gerçekliğini kaybetmiş insana götürür. İnsan artık ölüdür, düşüncesini savunur.

Ruhi Bey şu sözler ile başlar bu duruma; “Yaptığım kısa araştırmalar sonucu, buranın bir tür koğuş olduğu açıktı. Muhtemel ki insanlar, hepsi bir örnek giydirilmişti çarpıcı bir biçimde sarıydı yüzleri, bazıları iyice beyaz, çökmüş suratlarındaki ateşli parıltılarla yanan gözleri söyledi.”

Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır eseri hem felsefe açısından hem de edebiyat açısından tam bir doyum yaşatıyor okuyucusuna. Etkilenmek isteyeceğiniz bir esere ihtiyacınız varsa kesinlikle bu eser ile hatta Hüseyin Kıran ile tanışmalısınız.

Hüseyin Kıran okumak ben de Cioran, Bataille okumak gibi, damağımda kekremsi bir tat bırakıyor.

Akıl dışında olmak hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Herkese delilik dolu okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
Alternatif bir şeyler ararken karşıma çıkan bir kitap oldu, tanıtım bültenini okuyup satın aldım. Bültende yansıtılan hava kitabın içinde kesinlikle var. Kitabın tek sorunu üslup. Bu kadar güzel bir hikaye 3 günde biter mi? Bitermiş meğer. Kitap gerçekten çok zor okunuyor. Kitabın en nadir rastlanan karakteri noktalar. Uzayıp giden cümleler gerçekten kitabı okumayı zorlaştırıyor, ki kitabın bir bölümde 4 sayfalık uzun bir cümle var. Evet 4 sayfa boyunca hiç nokta yok.
Kitabın işlediği temaya gelirsek. Yapılan metaforlar çok yerli yerinde. Ben bir Sisifos hikayesine döner diye düşünüyordum ama neyse ki bundan daha güzel bir noktaya geldi kitap ve yarattığı iktidar metaforuyla beni gerçekten etkiledi.
Bu deneysel üslup yerine daha akışkan bir üslup seçilseydi her şey çok daha iyi olurdu.
Resul, Hüseyin Kıran'ın ilk romanı. Daha önce Madde Kara adlı bir şiir kitabı yayımlanmış. ilkin şiir kitabını okuyacaktım ama kitapçıda bu kitabını bulabildim.
Resul, verili tüm değerlere, bilince, maddeye karşı çıkışın; ötekiliği yontan, ezen, kazıyan, normalleştirmeye çalışan güce karşı bireyin sadece var olarak direnmesinin, öte yandan da biz ölümlülerin algılarını boşa çıkarmak için kendini yok etmesinin alegorik anlatısıdır.
İçinde yıldız gibi kayarak, rahatça bağlantı kurulup, yan gelip yatarak okunacak cinsten bir roman değil Resul. Yeryüzündeki hâl-i pür-melâlimizden gayet memnun olan okuma adayları için rahatsızlık verebilir, deyim yerindeyse “hikâye” anlatmıyor. Dil ve içerik başkalığı H. Kıran’ın ilk okuduğum Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’dan âşinâ olduğum, sevdiğim bir tarz; nev’i şahsına münhasır.

Dücane Cündioğlu’nun bir tespiti vardı: Fırlatılıp atılmışız bir kere bu dünyaya. Biz kendimizi burada bulduk. Bir baktık ki buradayız. Yaşamı seçmedik, ona mâruz kaldık. Şaşkınız.

Resul bu mâruz kalmanın, şaşkınlığın içinde… Bir çıkış arıyor, arıyoruz… Bedenden, bilinçten kaçabilir miyiz, gidilebilir bir yer var mı? Bu zulümden kurtulmak mümkün mü, nasıl?

Bu sorulara cevap arayan Resul’un yer yer akıllara durgunluk veren hâli ile hallenmek isterseniz ne âlâ, çünkü kitap bittiğinde de elde avuçta kalan aynı soru işaretleri.

“Resul durumu anlıyordu. Kimseye kırgın değildi. Hüküm böyleydi. Yüzünü ekşitmesi mi? Bir kere ağzı kanla doluydu, bunun kendi kanı olması durumu iyice tatsızlaştırıyordu. Karnın altına alınan darbeler insanı kilitliyordu. Az üstüne vurmak nefessiz bırakabiliyordu. Böbrekler coşkulu bir kusma isteği, karaciğer ve dalak ise içinde bir bomba patlamış gibi. Doğal olarak ben Resul gülümsemekte güçlük çekiyorum.” (S. 117)
Hiç kuşkusuz bu bir kitap incelemesi değildir. Kitap incelemesi sanki bir yandan Tâlim ve Terbiye Kurulu resmiyeti veya edebiyat eleştirmenliği tarzı bir uzmanlık alanını çağrıştırıyor, öte yandan lise öğrencilerinin performans ödevi veya kitap özetini… Benimki olsa olsa kitabı okuduktan sonra anlam(lar) çıkarıp, kendime göre değerlendirmem, yorumumdur.

Roman mevzûu insan olunca içerikte ona âit bütün teferruat, hal ve hareket mevcut, iktidar; ona ilişkin her türlü necâset, âcizlik, yerine düşünme, bilme… Minik bir araştırmayla kitapla ilgili bir sürü uzman tahlili bulunup okunabilir, yazar burada ne demek istemiş bâbında.

Nazarıdikkati çekmek istediğime gelince: Ferhan Şensoy’un “Dili bozarak düzeltiyorum” meâlinde bir sözü vardı. Ehl-i kalem dili bozarak düzeltebileceği gibi, felsefeden Arnavut ciğerine, edebiyattan deve güreşine kadar her işte ehil olmak merâkı olanlar da pekâlâ dili düzelterek bozabilirler.

Dolayısıyla, eserin dili için yeni, deneysel gibi şeyler söylenebilir, söylendiği gibi de öylece orada durabilir çünkü zurnanın zırt dediği yer de tam burasıdır: Roman, her mecrâda gürül gürül üstümüze abanmakta olan işbu her işte ehil olma meraklısı gürûh-ı cühelânın hilkat garîbesi dili ve hâlinin “olduğu gibi” görünümlü muhteşem bir edebî mâlûmu îlâmı.

Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor nitelikli bir ehl-i kalem eseri. Müthiş üslûbunun benim “küçük dağlarımda” yarattığı huşû içinde her sözcüğün, cümlenin zevkine vararak; Yakup’la birlikte halden hâle girerek, ekseriya tebessümle, yer yer kendimi kahkahadan kırılırken bularak, keyifle okudum… Sorulursa başyapıt!
Hüseyin Kıran' in okuduğum üçüncü kitabı diger okudugum kitaplarinda his olarak bana hissettirdiklerinden dolayi hiç farkı yok. Tek farkı şiir kitabı olması ama bende uyandirdiği hissettiklerim diger iki kitabina nazaran aynı özellikleri duyumsamama neden oldu. Bu ozelligi ile Huseyin Kiran ' in yeri bende ayrı ve özel.
.
Hüseyin Kıran " Madde Kara " kitabıyla Adeta hayatın dışına fırlatılmış gibi itilen bir şairin. İyileştirilmesi olanaksız olan ve kendisine dayanılmaz acılar çektiren olaylar ve yaşanılan kaçınılmaz acı verici Düşüncelerinden kurtulmak için hayata isyanın , itirazının, aklı ve algıyı paramparça eden bir üslup ile Düşüncelerini her zaman olduğu gibi bir kaç sözcükle, ama çok iyi seçilmiş , çok güçlü sözcükle dile getirdiği derinlik ve sezgiye sahip alışılmışın dışında isyanını bu kez kitapta yer alan şiirleri ile dile getiriyor.
.
Kitabı okuduktan sonra. Harflerin biçimi bile ömrünüzün sonuna kadar silinmeyecek bir biçimde belleginizde kazınmış olacak.
Hüseyin KıranResul

Çağrısına icabet ettiği,korku ve işkence odağı bilinmez bir Daire’nin yarattığı,yaşattığı işkencelerin gölgesinden kaçan,kaçmanın yollarını arayan,yaratılan iktidar ortamından kaçmanın çarelerini üreten,çarkın dışına çıkmaya çalışan ve kendine bir güvenlik alanı oluşturmaya uğraşında biri Resul.

Daire’nin ağır işkenceler sonucu ortaya çıkardığı kişilik,yaralı,travmatik, bilinci yitirmiş. Bu bilinçle bölünmüş,parçalanmış,bir araya zor getirilen sesler ve sözlerden oluşan,devrik ve bitmemiş cümleler hüküm sürüyor kitabın ilk başlarında.Farklı bir dil,kekeme bir dil karşılıyor okuyucuyu.Ben okumaktan vazgeçmedim bir derdi var Resul’un bu dönmeyen dil bir yaşanmışlığı anlatıyor dedim.Belki bir dönemi ya da kişisel bir anı anlatıyordu.Artık onu da anlamak ve aktarmak okurun bilincine bırakılmış.Ve şöyle etrafınıza bir göz gezdirmeye,kendimizce bir alan yaratmaya çalıştığınızda hiçte uzak olmadığınız bir ortamdan çıkmış Resul ve binlerce Resul’ler olduğunu görüyorsunuz.İsimler,bedenler hayat buluyor zihninizde,adeta canlanıyor bedenler gözünüzün önünde.

Resul,Hüseyin Kıran’dan okuduğum ilk kitap.Okunmayı bekleyen iki kitabı daha var kitaplığımda.

Hiç yürümemiş insan olamaz. Hiç izi olmayan insan olamaz demektir bu; insan ayak izlerinden kurtulamaz.
bedenimden kurtulmak için kendimi ona bırakmalıyım. Tıpkı düşmandan kurtulmak için ona sarılmak gerektiği.
Uzlaşmak, kendinden başka varlıklar kendilerini de yatınca onlara doğru evrilmek ve benzeşmek,onların onay ve inayetiyle artık varlığını sürdürmekti,bunu asla yapmamıştı.Kendisi hakkında hiçbir Çelişkiye düşmemiş, ölmek ve varlığını sürdürmek dışında ikilemde kalmamıştı.
Başkalarını yaralarız,Çünkü o yarayı açanın artık hep hatırlanacağını biliriz.İster bedende, ister ruhta diye eklemeye gerek bile görmüyorum şimdi. Şimdi eyleme geçme ve kaçma zamanı.
varlık ancak, bize gömülmüş başkalarının seslerinden, bizde yaşayan diğerlerinden ibaret olan vicdanın kötüleyen tüketici sesinden kurtulmakla mümkün. Mümkün, ey!

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Kıran
Unvan:
Türk Şair, Romancı
Doğum:
Amasya, 1965
1965'te Amasya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Üniversiteyi politik nedenlerle bırakmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl cezaevinde kaldı.
2004'te şiir ile edebiyata başladı. Daha çok Resul romanıyla tanındı. İstanbul Telif Ofisi ve Gümüşlük Akademisi'nin verdiği Edebiyat Bursu'nu alan ilk kişi oldu. Evli ve bir çocuk babası olan Kıran halen İstanbul'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 82 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 48 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.