Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır

·
Okunma
·
Beğeni
·
329
Gösterim
Adı:
Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755397382
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
De ki, ey insanlar, biz, size başkası için çalışmayı yasakladık, haram kıldık. Bildirdiklerimiz ışığınız olsun! Muhakkak ki biz, her şeye gücü yeten değiliz. Fakat her şeyi bilmekte ve görmekteyiz...

Bağlanamayana and olsun! Kelimeye and olsun! Kalplerinize ilham verecek kelimeyi duyun! Işık kelimesi size ışık versin.

Aklını varoluşsal meselelere takmış Ruhi Bey, kendisini Haliç'in sularına bıraktığı gecenin sabahında bir akıl hastahanesinde gözünü açar.

Tehlikeli yeryüzüyle ilişkisini kesip kendine bir vaha yaratmaya girişen Ruhi Bey'in aradığı fırsat ayağına gelmiştir. Zihninin anaforunda uçuşan kelimelerle bir yandan normali, anormali, hayatı, ölümü, aklı, medeniyeti, Tanrı'yı, dini tartışmaya açarken; diğer yandan kendi vahasını, kendi dinini kurmaya çalışacaktır.

Tarık Karanlığı yaran ışık adını alan Ruhi Bey ve akıl hastalarından oluşan tebaası, Doktor Bey'in temsil ettiği hastahane yönetimiyle karşı karşıya kalır.

Bir akıl hastahanesini, yaşadığımız dünyanın metaforuna çeviren Hüseyin Kıran normali, anormali ve normları kendine özgü ironisiyle sorguluyor. Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır'da, Ruhi Bey'in felsefi, dini ve siyasi dogmalarla yoğrulmuş, toplumla çatışmalı bilincini yansıtırken kutsal kitaplara, ayetlere, surelere göndermelerle zengin bir dil evreni kuruyor ve şiirsel olduğu kadar travmatik, akıcı olduğu kadar kekeme diliyle kötülüğün, karanın, tiksindirici olanın, dışarıda bırakılmışların, kapatılanların izini sürüyor...
Hüseyin KIRAN – Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır

Kitap dün bittiği halde bugün bütün gün yine elimde idi kitap. Okudum durdum sürekli. Hüseyin Kıran benim için en değerli yazarlarımızdan. Ne yazsa okurum satır satır, hissede hissede.

Kitaba gelecek olursak, güçlü bir metafor kitabı denebilir. Ruhi Bey baş kahramanımız ve intihar girişimi sonucunda akıl hastanesine yatırılır ve o akıl hastanesini dünyaya uyarlar.

Delilik hiç bu kadar güzel olmamıştı. Ve galiba hiç bu kadar harika anlatılmamıştı.

Ruhi Bey içinde bulunduğu dünyanın ona uygun olmadığını düşünmektedir ve hastanedeki hastalara fikirlerini anlatmakta ve bir nevi tebliğler vermektedir. -Bu süreci okumak çok keyifli idi- Ruhi Bey’e göre ona ihtiyaç duymayan her şey nesneldir ve insanlar da ona ihtiyaç duymadığı için insan da nesneldir. İnsanlar kendi başlarına hareket eden nesnelerdir. Ruhi Bey’in insana dair sorgulamaları bizi kendi varlığından uzaklaşmış, nesneler dünyasının içerisinde gerçekliğini kaybetmiş insana götürür. İnsan artık ölüdür, düşüncesini savunur.

Ruhi Bey şu sözler ile başlar bu duruma; “Yaptığım kısa araştırmalar sonucu, buranın bir tür koğuş olduğu açıktı. Muhtemel ki insanlar, hepsi bir örnek giydirilmişti çarpıcı bir biçimde sarıydı yüzleri, bazıları iyice beyaz, çökmüş suratlarındaki ateşli parıltılarla yanan gözleri söyledi.”

Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır eseri hem felsefe açısından hem de edebiyat açısından tam bir doyum yaşatıyor okuyucusuna. Etkilenmek isteyeceğiniz bir esere ihtiyacınız varsa kesinlikle bu eser ile hatta Hüseyin Kıran ile tanışmalısınız.

Hüseyin Kıran okumak ben de Cioran, Bataille okumak gibi, damağımda kekremsi bir tat bırakıyor.

Akıl dışında olmak hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Herkese delilik dolu okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
Önce Yakup (Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor) sonra Resul (Resul) ve şimdi de Ruhi Bey... Belki de hepsi biraz tutunamayan, zaten tutunanların hikayesinden edebiyat olmaz gibime geliyor; olsa olsa çok satıp bol “ilham” veren biyografik başarı(!) hikayesi olur. Bende de biraz Yakup, Resul, Ruhi Bey’lik var ki çok beğendim bu eserlerin kahramanlarını. Ayrıca sanki yazar duygu, düşünce ve hallerime, daha ben yekinip yazamadan, dilmaç olmuş anlatıyor gibi hissediyorum okurken. Sanırım yazarın ismi benim için bilinmez olan bir kitabını okusam, bu Hüseyin Kıran’ındır diyebilirim artık, müptelâsı olduğum kendine has üslûbundan dolayı.

Bazılarına karanlık gelebilecek bir eser öteki kitaplarındaki gibi ama aslında ışıl ışıl bir Karanlığıyaranışık, şekilden şekle sokarak, bizi bize anlatıyor:

“İnsan, dünyada bir amaçsızlık olarak vardır. İnsan, dünyada bir boşunalık olarak vardır. İnsan, dünyada anlamsız bir acımasızlık olarak vardır, iflah olmayacaktır.”(s. 108)

Romandaki “deliler” koğuşundayız biz de elbette… Ruhi Bey ve tebaası... Doktor Bey, hemşireler: Herkes, hepimiz oradayız, yani “burada”yız:

“Yaptığım kısa araştırmanın sonucu, buranın bir tür koğuş olduğu açıktı. Muhtemel ki bu insanların hepsi birörnek giydirilmişti, çarpıcı biçimde sarıydı yüzleri, bazıları iyice beyaz, çökmüş suratlarındaki ateşli parıltılarla yanan gözleri söyledi.” (s. 31)

Hâsılı, bir yenilgi var, daha iyi yenilmek diye bir şey yok:

“İnsana güvendim. Kendime güvendim. Öyle derin ki yenilgim, yeryüzünü terk etmeli ve burada başlattığım eylemi sonsuza dek silmeliyim.
...
Ben, buzun içindeki o güçlü çekirdeğe ulaşacağım günün hayaliyle yaşamıştım. Esen rüzgârlarla savrulan dalgalı ruhumun esin verici esrimesini istedim. Ayaklarımdan, bacaklarımdan kurtulacaktım. Artık gitmek olmayacaktı. Ellerim ve kollarım tutmaktan ve uzanmaktan ve çekmekten, sıkıştırıp açmaktan, almaktan, almaktan, incelemekten, öğrenmekten azat olacaktı. Ve beynim düşünmekten kurtulacaktı, serbest kalacaktı, kendini bilmeyecekti, artık hiçbir şeyi bilmeyecek saf varlık olacaktı.

Yakıla yakıla önce önyargılarımdan arındım.
Elektriğin içimden geçmesi.
Bedevi bir güneş gibi.
Barajım patladı.
Kitabım yanıyor.
Sarı bir deniz.
Bataklıklardan yükselen kumral bulanıklık.
Çürüyen.
Titrek.
Süreksiz.
Uğurlu kuşum terliyor.
Yarasa olmak içime giren.
Sarı.
Kuru.
Kurşunumsu bir sıvı.
Gövdeme süzülen gövde.
Gölgesiz.
Uçtum.
Uçuşumun hiçbir radar tarafından görülemeyecek bir yönü vardır.
Bir kaplanla konuşma.
İçimden kalkıp yeryüzüne taarruza geçen o atılgan hayvan benden uzaklaşıyor.
Boğulmak aldı beni, bir kötü.
Yıllarca uğraşarak içimde büyüyen köknarın kökü söküldü.
Uğultuyla.
Uğraşarak.
Kuş, diş, pençe, kabiliyet, tekdüzelik, cidar, cidar…
Kuruntu ve vesvese, bağdaş kuran.
Bağdaş kuran.
Aklımın sarsıldığını hissettim.
Bildiklerimi unuttum.
Boşluk içinde yüzüyordum.
Kurtuldum.
Akıldan ve maddeden kurtuldum.
Yenilgim kesin, tam ve netti.
Kendimi yeryüzünü dolduran kirli ve karanlık insan türüne tamamen kapattım.
Artık asla konuşmayacağım.” (s. 108-110)
Hayatla aramıza kelime denen bazı aracı nesneler girmiştir. Ayrıca kelimeleri kullanarak insanların birbirini kullandığı müşahede edilmiştir. Kelimeleri kullanmayı bilmeyen hayvanların birbirini ezmesi, yönetmesi, kendi çıkarı için diğer hayvanlara işkence etmesi , öldürmesinin hiç gözlemlenmesi ister istemez akla suçlunun kelimelerinin kendisi olduğunu getirmektedir.
Ah, sigarayı istiyordu. Tamamen unutmuştum. Uzattım. Bir zaaf tespit etmiştim. Kıvandım. Yönetim gücünü oluşturan şey, başkalarının zayıflığıdır. Yoksa yönetimin kendine ait bir gücü yoktur. Böylece, elde sigara bulunduracaktım.
İnsan denen tür açısından çiçeklerle dolu bir tarlaya bakmak bir koku ve renk denizine bakmaktı. Oysa biraz daha eğildiğinizde, içeride binlerce böceğin birbirini yediğini, bir yığın bitkinin daha iyi yer kapmak için gücünün yettiklerinin boğazına sarıldığını, itişip kakıştıklarını, sürüngenlerin sinsice av peşinde koştuklarını, mantarların ve diğer asalakların başka canlıların sırtından geçinip durduklarını ve onları emerek hasta edip öldürdüklerini fark ediyordunuz. Böylece insan, elinde aptalca bir aymazlık ve çiçeğe ilişkin romantik budalalıkla kalakalıyordu.
"Bu akıl yürütmelerin sonucu olarak kendi bedenime karşı girişeceğim, oksijene duyduğum bağımlılıktan arınma eyleminin ilk hamlesini yaptım ve nefesimi tuttum......................................................................................................................................................................................................................................................................"
Unutulmak istemiyorsanız, insanlara acı verin. İnsanlar, kendilerini mutlu edeni unutur, acı çektirenleri hatırlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755397382
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
De ki, ey insanlar, biz, size başkası için çalışmayı yasakladık, haram kıldık. Bildirdiklerimiz ışığınız olsun! Muhakkak ki biz, her şeye gücü yeten değiliz. Fakat her şeyi bilmekte ve görmekteyiz...

Bağlanamayana and olsun! Kelimeye and olsun! Kalplerinize ilham verecek kelimeyi duyun! Işık kelimesi size ışık versin.

Aklını varoluşsal meselelere takmış Ruhi Bey, kendisini Haliç'in sularına bıraktığı gecenin sabahında bir akıl hastahanesinde gözünü açar.

Tehlikeli yeryüzüyle ilişkisini kesip kendine bir vaha yaratmaya girişen Ruhi Bey'in aradığı fırsat ayağına gelmiştir. Zihninin anaforunda uçuşan kelimelerle bir yandan normali, anormali, hayatı, ölümü, aklı, medeniyeti, Tanrı'yı, dini tartışmaya açarken; diğer yandan kendi vahasını, kendi dinini kurmaya çalışacaktır.

Tarık Karanlığı yaran ışık adını alan Ruhi Bey ve akıl hastalarından oluşan tebaası, Doktor Bey'in temsil ettiği hastahane yönetimiyle karşı karşıya kalır.

Bir akıl hastahanesini, yaşadığımız dünyanın metaforuna çeviren Hüseyin Kıran normali, anormali ve normları kendine özgü ironisiyle sorguluyor. Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır'da, Ruhi Bey'in felsefi, dini ve siyasi dogmalarla yoğrulmuş, toplumla çatışmalı bilincini yansıtırken kutsal kitaplara, ayetlere, surelere göndermelerle zengin bir dil evreni kuruyor ve şiirsel olduğu kadar travmatik, akıcı olduğu kadar kekeme diliyle kötülüğün, karanın, tiksindirici olanın, dışarıda bırakılmışların, kapatılanların izini sürüyor...

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Figen Keskin
  • Erdi Oduncu
  • Rumeysa Küçükyıldız
  • Hakan Özer
  • DESTİNA ÖYKÜ
  • Haşim
  • cnzs
  • Biri
  • Rabiya Divrik
  • Can çelik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0