Ortaçağ kaç kez sona ermedi ki. Bir defa XII. yüzyılda laik şiir, efsanelerin karşısına otuz kadar destanla çıktığı Abailard, Paris'te okullar açarak ilk eleştiri ve sağduyu denemesine giriştiği zaman son buldu.
Ortaçağ, XIII. yüzyılda, aşırı bir mistisizm, tarih İncil'in yerine ebedi İncil'in ve İsa'nın yerine Ruh-ül- Kudüs'ün geçtigini ilan ettiği zaman sona erdi.
O, XIV. yüzyılda Dante üç (cennet, cehennem, araf) Tanrısal Komedya'sına alıp düşlem âlemini insan yaklaştırdığı, değiştirip kapadığı zaman sona erdi.
Ortaçağ, kesin olarak XV. ve XVI. yüzyıllarda, basımcılık, Yunan ve Roma uygarlığı, Amerika, Doğu ve gerçek dünya sisteminin keşfi, göz kamaştıran ışıklarını kendi üzerine çevirdiği zaman can çekişmeye başladı.
Felsefeyi, yargıyı, yasak etmek, onları büsbütün kamçılamak demekti. Fakat felsefeyi, kanuni, dar bir çerçeveye sokarak onu yerinde saydırmaya mahkûm etmek, fikir yürütmeye az ölçüde ve muayyen bir noktaya kadar müsaade etmek, muhakemeye ancak diğer muhakemeleri baltalamak için göz yummak, alınacak tedbirlerin en maharetlisi, en akıllıcası olurdu. İşte sağduyu denilen bu tehlikeli hastalığın aşısı bulunmuştu.