Yakın zamanda(2023), Dostoyevski, Tolstoy, ….
Ve diğer değerli Rus yazarların külliyatlarını okumaya başlayacağım için, olan bilgimi biraz daha derinleştirmek istedim. Çok önceden okuma programımda mevcut idi. Anlıcanız üzere tesadüf oldu, Putin’nin aslında
Rusya ‘nın kalbi olan Kiev’e savaş açması.
Ruslara olan merakım, Karamazov Kardeşler, yeraltından notlar, Suç ve Ceza, ilk aşk… kitaplarını okuduktan sonra başladı. Bu insanlar ne yaşadı, ‘ne YAŞATTILAR’ da bu halkın yazarları bu kadar içten, samimi ve insanın içini acıtırcasına yazabilmişti?
Bunalımı hissettiğim anlar oldu, sonunda ‘Suç ve Cezayı’ yarıda bırakmak zorunda kalmıştım.
Dostoyevski (benim kafası daima karışık dostum) çevremde hesap soruyordu bana,
‘senin okuyamadığın bunalımı, benim halkım birebir yaşadı…’ ve kitabımızı okumak şart oldu.
Kendi tarihinden bir türlü ders çıkaramayan diktatörler!
Çarlık sistemini devirmek için kanlı devrimler yapıp sonra başka ünvanlar altında ve özünde daha ağır sistemlerle halka zulüm eden bir trajedi (horror) kitabı okumuş oldum. (dünya nın bir çok yerinde olduğu gibi)
Çok detay içermiyor insanların yaşadığı sorunları genel anlamda değerlendiriyor, kıtlık, açlık, ölüm sayıları, askerin bunalımı, köylerin yok oluşu ve yapılanma süreçleri, sırasıyla İmparatorlar, önemli siyasiler,…
Bence tarafsız bir bakış açısı var. Yazar Liderleri bazen eleştiriyor haklı olarak, az bile yapmış… hikaye dinler gibi okuyorsunuz.
Ruslardan önce Rusya, Kievan Rus,… ile başlayıp Rusya Federasyonunda, ‘yeni zenginler’ ve yozlaşmış bir kültür ile son buluyor. Her dönem sonunda, ekonomik durum, kültür, din, edebiyat/sanat ve toplum’u da kısaca özetliyor.
Umutsuzluğun, intihar sayılarının çok yüksek olduğu, o güzelim kızların 30 yaşında neden çöktüğünü,… hayalkırıklığını