Günlükler, 1. Cilt, 1978-1987

Sarı Defter

Helen Garner
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
24 Ekim 2025
İlk Yayın Tarihi:
5 Kasım 2019
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Adı:
Yellow Notebook – Diaries Volume I
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Avustralya
ISBN:
9789750866821
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·224 syf.·
2025 897. kitabı
“ İnsanlar kaybolduklarını bilmeden kaybolurlar. bu dünyanın en büyük gizemidir.” haruki murakami'in söylemiyle başladık söze, Helen Garnerin 1978-1987 yılları arasında tuttuğu notlardan oluşuyor.,anlarına eşlik etme fırsatı veriyor, Duru temiz bir dille yazılmış Çalışmak için kiralık bir oda buldum. Moonee Ponds’taki bir butiğin üstünde. Kuzeye, çok uzaklardaki alçak bir dağa bakıyor. Bir köşesinde lavabo var. Gideri tıkanmış, bayat, kahverengi bir suyla dolu. Belki içinde sivrisinekler ürer. Umurumda değil. Günde üç cümle yazıyorum. Perişan, hırçın, asabi ve çekilmez haldeyim. Belki tek kitaplık bir kadınımdır ben.Helen Garner Bir yazarın iç kemiren şüpheler ve küçük zaferlerle dolu günlerinden anneliğin zorlukları ve zevklerine, arkadaş sohbetlerinden ihanetlerin ve ayrılıkların şiddetine, gökyüzü ve yeryüzü manzaralarından şehir hayatının sürprizlerine, Sarı Defter gündelik hayatın canlılığıyla, yakalanan anların büyüsüyle dolup taşıyor. Helen Garner’ın her zamanki dürüstlüğü ve keskin mizahıyla.okura.. verilen en kıymetli hediye Virginia Woolf’un günlüklerinden bu yana bir yazarın yayımladığı en iyi, en zengin günlükler. Rachel Cooke, The Guardian Pişman olmazsınız #okuyun Sarı Defter
Anı mektup günlük bıyografi tarıh edebiyat
Sarı DefterHelen Garner · Yapı Kredi Yayınları · 20258 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 427. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 15:09
Kaldığım evin bahçesindeki ağaçların altında oturuyoruz. Güneş gözlüğünü masanın üstüne koyuyor, rüzgar öyle güçlü ki gözlük yüzeyde oradan oraya kayıyor. Romanının prova baskıları gelmiş, midesini bulandırıyorlarmış. Akıllı insanların sessiz kalmaya utandıkları zaman giriştikleri türden incir çekirdeğini doldurmayacak bir sohbete girişiyoruz. Oturma odasında büyük küflekelerini gösteriyorum: "Evinde böyle bir duvar olsa bu konuda bir şey yaparsın, değil mi?" " Evet, öte yandan yapmamalarına hayranlık duymadan edemiyorum. O yüzey yakında pahalı Fransız duvar kağıtları gibi görünecek. Brokar." Galeride bana bir tablo gösteriyor, "Buradaki en iyi resim, hatta belki de Avustralya'dan çıkan en iyi resim." Hugh Ramsay'in "The Sisters"ı. "Neden en iyi?" "Eh, çok komik çünkü. Çünkü ... " Sesi giderek sönüyor. Bir Picasso gösteriyor. Bana hiçbir şey ifade etmiyor. Geri kalıyorum. Sonra toparlanıp kendimi o_ndan ayırıyorum, kendi gözlerimle bakmaya başlıyorum. "Şu adamı görüyor musun?" diyor. "Dişlerini kendi yapmış. Tahtadan. Karısı beyaz, uzun eldivenler giyermiş. Yazın bile. Peki Lloyd Rees'in annesinin cüzamlı olduğundan haberin var mıydı?" Kadın bir bahçıvan görüyoruz, genç, incecik, esmer bacaklı, üstünde şort var, gür saçları küt kesilmiş, başında bahçıvanların taktığı türden geniş kenarlı bir şapka. Pembe ve yumuşacık bir pilili elbise, dolgu topuk bağcıksız ayakkabılar ve küçük beyaz çoraplar giymiş yaşlı bir Çinli kadın geçiyor sokaktan, ona da hayranlık duyuyoruz.
Hayata Dair
Sarı DefterHelen Garner · Yapı Kredi Yayınları · 20258 okunma
Karşılık Bulamayan Bir Okuma Deneyimi
3/10
·224 syf.··
2025 23. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 22:51
Bir kitabı okurken en temel beklentim, beni bir atmosferin içine çekmesi, bir düşünce çizgisine yönlendirmesi ya da en azından zihnimde bir iz bırakmasıdır. Ancak bu kitapla yaşadığım deneyim, tam tersine, sürekli “Neden okuyorum?” sorusunu kendime sormama yol açtı. İçinde benim için bir anlam taşıyan, üzerinde durmaya değer birkaç cümle elbette vardı; fakat genel olarak kitabın ne söylemek istediğini, okura ne bırakmaya çalıştığını anlamakta zorlandım. Kitap boyunca olay örgüsü neredeyse yok denecek kadar sınırlı. Bir felsefi derinlik ya da konusal bir omurga da hissedilmiyor. Yazar sanki aklına gelen her düşünceyi, her gözlemi, her iç ses parçacığını metne dahil etmiş gibi; kurguya entegre etmek, bir bütünlük oluşturmak ya da okuru bir yere taşımak gibi bir çabası yok. Metin yer yer tamamen rastlantısal görünen, bağlamdan kopuk cümlelere ayrılıyor. İşle ilgili sinirli olduğu bir cümleden hemen sonra alttaki şu alıntı gelebiliyor: “Ablamla bahçesinde güneşleniyoruz. ‘Bak Helen, ayağının hemen yanında çok fena bir solucan var.’” Belirli şarkı türleriyle ilgili yaptığı bir yorumdan sonra bu alıntı gelebiliyor: “Babam etle besleniyor.” Yani eser bir hikâye sunmak yerine yazarın zihninden geçen ufak kırıntıları ardı ardına sıralıyor. Bir günlüğün bile sahip olduğu bütünlük duygusunu hissettirmeyen, dağınık bir akış bu. Belki de yazarın amacı buydu. Ham, işlenmemiş düşünceleri tek bir potada toplamak. Ama benim okuma deneyimimde bu da beni tatmin etmedi. Çünkü bir kitapta aradığım şey, arka planda çalışan bir düşünce sistemi, bir anlam ısrarı, bir sebep-sonuç ilişkisi veya en azından okuru içine çeken bir atmosfer. -Böyle bir isteğiniz yoksa eser belki size göredir.- Eser, insanın gündelik kaygılarını, ekonomik sıkıntılarını, iç çatışmalarını, aşk ihtiyacını dile
Sarı DefterHelen Garner · Yapı Kredi Yayınları · 20258 okunma
Reklam