Sarıklı Basmacı (Molla Nafiz'in Hatıraları)Ali Bademci

·
Okunma
·
Beğeni
·
31
Gösterim
Adı:
Sarıklı Basmacı
Alt başlık:
Molla Nafiz'in Hatıraları
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754377668
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Türkiye’de tanıdığımız adıyla Nafiz Türker Bey, Enver Paşa’nın, Türkistan’da Ruslara karşı mücadele halinde olan Türkistan Basmacıları–Korbaşılar’a katıldığı 22 Kasım 1921’den 4 Ağustos 1922 tarihindeki şehadetine kadar yanı başında bulunan, kanlı gömleklerini toplayan, şehadetinden sonra Hacı Sami Kuşçubaşı ile çalışıp 21 Mayıs 1923’te Afganistan’a, sonra da İran üzerinden Türkiye’ye sığınan 30 kadar karargâh mensubundan biridir.

Onun bilgi, belge ve kültüründen zamanında faydalanılamamıştır. Türkiye’de hemşerileri arasında Z. Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi Türk tarihi ve Türkoloji alanlarındaki dev şahsiyetlerle görüşmüş, fikir alışverişinde bulunmuş, bunlar tarafından bilgi ve görüşlerine daima itibar edilmiştir. Buhara Reisicumhuru Osman Hocaoğlu’nun da iyi dostu idi. 50 yıl Türkiye’de sadece yazmış, okumuş, yanında getirdiği yüzlerce belgeyi ancak bundan sonra değerlendirme imkânı bulmuştur.

Bu kitap onun hatıralarında anlattıkları esas alınarak hazırlanmıştır. Sovyet Rusya’nın Türkistan’a yayılışını ve Türklerin direnişini aydınlatmaya çalışanlarla Ebver Paşa ve arkadaşlarının Türkistan’daki mücadeleleri hakkında araştırma yapanların mutlaka başvurmaları gereken birinci elden çok kıymetli bir kaynaktır.
Enver Paşa mücadelesinin Ali Bademci hoca tarafından yazıldığı kitap. Farklı bir kaynak olmanın yanında döneme ışık tutan az sayıda ki sağlam araştırmalarıyla, hocamız dönemin anlaşılmasına ışık tutmuş. Türkistan mücadeleleri ilginizi çekiyorsa bu kitabı okumalısınız.
İşte bu kuvvetler Türkistan Milli Mücadelesi'nin çekirdeğini teşkil ederken Rus lafzıyla "Basmacı", milli ve mahalli adlandırmayla "Korbaşılar", Türkmen vasıflandırması veya Enver Paşa talimatı ile "Mücahid" adını aldılar.
Rus düzenli orduları sayısız katliamlardan sonra Türkistan'da ortaya çıkan isyanları çok ağır kayıplar vererek bastırabildiler. Fakat bir milletin milli tepkisinin ülküye dönüşmesinin ve milli hedeflerin ortaya çıkmasının önüne geçemediler.
Rus yönetiminin, kendisine tabi ettiği ve tabi etmekte olduğu Tatar kavimleriyle ilişkilerine yakından bakınca anlıyoruz ki Ruslar, üzerinde bulundukları bu zemini iyi bilmiyorlar; Tatarları, onların hayat tarzını ve düzenini çok az tanıyorlar. Bugüne kadar Tatarların üzerinde Rus egemenliği, benim bildiğim kadarıyla şurada noktalanıyor: "Hakim olan benim, vergilerinizi ödeyin, nasıl istiyorsanız,öyle yaşayın!" Bu çok basit, fakat son derecede manasızdır.
Konakladığımız köylerde bizden soruyorlar,
-Hara gidirsiz?
Cevaben
-Türkiye'ye gideceğiz, diyoruz.
Onlar,
Türkiye burasidir,diyorlar; biz,
-Türkiye'ye burası değildir,diyoruz; Türkiye'nin hükümet merkezi evvelce İstanbul'du şimdi ise Ankara oldu, işte oraya gidiyoruz.
Onlar,
-Haa orası Osmanlı'dır, diyorlar.
Zeki Velidi Bey'i Türkistan'da çalıştığı sıralarda tanıyanların anlattıklarına göre kendisine Basmacılar "Şeytan Efendi" derlermiş. İkametgahı, ne yiyip içtiği belli değil,kimseye görünmez, bir at bir kamçı; dostu, ahbabı yok; sabahleyin Taşkend'de akşam üzeri Semerkand'da; iki gün sonra bir bakarsın Aşkabad'da görünür, çöldeki mücahitler arasında geceleri kıyafet değiştirip, Bolşevik birlikler içine kadar girer, askerleri ile ahbaplık eder, Basmacılar hakkındaki fikirlerini öğrenir, bazen dilenci kıyafetinde Bolşevik kumandanlarının yanına kadar sokulur konuşulanları dinlermiş.
Vatan, vatanını terk edenlerin arkasından ağlarken, üzerinde ölmeye yemin eden kahraman evlatlarını da sanki sevinç gözyaşlarıyla karşılıyormuş gibi hafif hafif rahmetini serpiştiriyordu. Doğup büyüdüğümüz ve her türlü nimetinden istifade ettiğimiz Ulu Türkistan'ın mukaddes topraklarını kara talihiyle başbaşa bırakak başka bir devletin himayesine giriyorduk.
İran, Türkiye ve Afganistan gibi değil, çok sıkıydı. Özellikle "Türk asıllılar" dikkatle izleniyordu gibime geldi. Buranın Türklerinin komşu ülke Türklerini ile işbirliği yapmaması için olanca gayreti sarfediyorlardı. İşte kaderve keder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarıklı Basmacı
Alt başlık:
Molla Nafiz'in Hatıraları
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754377668
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Türkiye’de tanıdığımız adıyla Nafiz Türker Bey, Enver Paşa’nın, Türkistan’da Ruslara karşı mücadele halinde olan Türkistan Basmacıları–Korbaşılar’a katıldığı 22 Kasım 1921’den 4 Ağustos 1922 tarihindeki şehadetine kadar yanı başında bulunan, kanlı gömleklerini toplayan, şehadetinden sonra Hacı Sami Kuşçubaşı ile çalışıp 21 Mayıs 1923’te Afganistan’a, sonra da İran üzerinden Türkiye’ye sığınan 30 kadar karargâh mensubundan biridir.

Onun bilgi, belge ve kültüründen zamanında faydalanılamamıştır. Türkiye’de hemşerileri arasında Z. Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi Türk tarihi ve Türkoloji alanlarındaki dev şahsiyetlerle görüşmüş, fikir alışverişinde bulunmuş, bunlar tarafından bilgi ve görüşlerine daima itibar edilmiştir. Buhara Reisicumhuru Osman Hocaoğlu’nun da iyi dostu idi. 50 yıl Türkiye’de sadece yazmış, okumuş, yanında getirdiği yüzlerce belgeyi ancak bundan sonra değerlendirme imkânı bulmuştur.

Bu kitap onun hatıralarında anlattıkları esas alınarak hazırlanmıştır. Sovyet Rusya’nın Türkistan’a yayılışını ve Türklerin direnişini aydınlatmaya çalışanlarla Ebver Paşa ve arkadaşlarının Türkistan’daki mücadeleleri hakkında araştırma yapanların mutlaka başvurmaları gereken birinci elden çok kıymetli bir kaynaktır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Fatih Baybars
  • Sergenn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0