"Yüreği Yeten Okusun"
Okuduğum her kitaba bir inceleme yazarım.
Sn. Yusuf Yılmaz Hocam ın kalem ' e aldığı
""ŞEHİD-İ ALÂ"" isimli bu güzide eser'e inceleme yazmadan önce kendime bir soru sordum, Ben kitap mı okudum yoksa birinci Dünya savaşını anlatan kapalı gişe oynayan bir Sinema filimi mi izledim. Böylesine akıcı böylesine heyecan ve hüzün verici bir eser bu.
Amacım Kitap'ın tamamını yazmak değil elbet, istesem de yazamam zaten, lakin ana hatlarıyla içeriği hakkın da bir kaç konuya değinmek gerekir.
Eserin birinci bölümün de Irak ta ingilizlerle yapılan savaşlar da, Irak ve Havalisi Umum Kumandanlığına tayin edilen Süleyman Askeri Bey'ın bir çatışma da yaralanmasına rağmen bölgede kalıp daha sonra ki bir cephe muharebesin de başarısız olmasının ardından intihar etmesi nın akabinde bölge de görev alan MEHMET FAZIL PAŞA nın..." Vey irmağının kenarın da Üçmağa varması na rağmen Atın dan düşmeyen KÜR-ŞAD " misali cephe de Atının üzerın de göğsüne aldığı şarapnel parçasıyla Şehit olması beni ziyadesiyle etkilemiştir.
Eserin ikinci bölümün de Osmanlı döneminde Türk vatandaşlarından daha çok imtiyazlara sahip Ermeni vatandaşların ülkenin mühtelif bölgelerin de artan isyanları başlamıştır.
Osmanlı Devleti nın Birinci Dünya Savaşı na girmesi nedeniyle Enver Paşa nın Ermenileri kanunlar nezdin de savaş bölgelerının dışına çıkartılması kararları alınmıştı.
O dönemler de mühtelif bölgeler de görev aldıktan sonra Yozgat Boğazlıyan Kaymakamlığına atanan Mehmet Kemal Bey, Ermenilerin yaptıkları isyanları yoğun lobi çalışmaları sonucu kendileri katlediliyormuş gibi ulusal alan da kamuoyu yaratmaları sonucu işgâlcı güçlere ve ulusal kamuoyuna bir kurban gerekiyordu.
Konya İstinaf mahkemesi tarafından kendisine istinad edilen suçlardan beraat etmesine rağmen, Damat Ferit Paşa