"ŞEHİR"
"Dünya dönüyor, saniye, akrep, yelkovan dönüyorlar, hepsi aynı yöne doğru dönüyor, hiç ahenklerini bozmadan beni de beraberlerinde sürükleyerek yanlarında döndürüyorlar. Bu döngünün içine sıkışıp kaldım, dışına çıkamıyorum, aceleyle, endişeyle, bana verilen saatler içerisinde işlerimi, sosyal hayatımı yetiştirmeye çalışırım, genelde doğamdan ötürü geç kalırım."
Modern hayatın temposu, kalabalık sokakların gürültüsü, bitmeyen mesai saatleri ve ekranların ardında geçen günler… Bazen durup düşündüğümüzde, hepimiz kendimize şu soruyu soruyoruz:
“Bu şehirde gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece sürükleniyor muyum?”
Modern şehirler… Kalabalığın içinde yalnızlık, yapay ışıkların altında derin karanlık, yüzlerce insanın ortasında görünmez olma hâli. Eser, bu modern yaşamın giderek silikleşen bireyini ve onun sessiz çığlığını satırlara taşıyor.
A, B, C ve D karakterlerinin gözünden ilerliyor. Büyük kentlerin soğuk ve mesafeli atmosferi, bu dört farklı bakış açısıyla aktarılıyor. Her bir karakter, aslında şehrin içinde yaşayan herkesin ortak duygularına tercüman oluyor. Kalabalığın ortasında ama bir o kadar da yalnız olan bu insanlar, iç dünyalarında sürekli bir arayış içinde. Eserde, dijital çağın bireyler üzerindeki etkisi de çarpıcı bir şekilde sorgulanıyor. Sosyal medya, sanal kimlikler ve sürekli tüketilen görsellik, bireyin kendi benliğini bulma yolculuğunu daha da karmaşık hale getiriyor. Maskelerin ardına gizlenen gerçek yüzler, gündelik hayatın mekanikleşmiş rutinleriyle birleşerek büyük bir boşluğu görünür kılıyor.
Kitap boyunca şehrin ritmine kapılan insanların giderek nasıl mekanikleştiği gözler önüne seriliyor. Sabah akşam aynı yolları yürüyen, aynı ekranlara bakan, aynı cümleleri tekrar eden bireyler… Mevsimler değişse de iç dünyalarında hep aynı