Tarihin tozlu sayfaları arasında çoğu zaman göz ardı edilen kadın kahramanların izini süren Selçuklu Bacısı, Anadolu’nun mayasında kadın gücünün, irfanının ve cesaretinin ne denli köklü bir yere sahip olduğunu gün yüzüne çıkarıyor. Kitap, özellikle Selçuklu döneminde teşkilatlanan ve "Bacıyan-ı Rum" olarak bilinen kadınlar birliğini merkeze alarak, bu güçlü topluluğun sosyal, kültürel ve hatta askeri sahalardaki etkinliğini etkileyici bir dille aktarıyor.
Yazar, tarihî belgelerden, menkıbelerden ve kültürel mirastan beslenerek, Selçuklu kadınının yalnızca bir eş ya da anne değil, aynı zamanda bir lider, bir öğretmen ve gerektiğinde bir savaşçı olduğunu gözler önüne seriyor. Selçuklu Bacısı, Ahi teşkilatının kadın uzantısı olan Bacıyan-ı Rum’un nasıl teşekkül ettiğini, hangi ilkelerle hareket ettiğini ve bu kadınların Anadolu’nun Türkleşmesindeki rollerini detaylandırarak anlatıyor.
Eser, özellikle genç okuyuculara kadın tarihini tanıtmakla kalmıyor; aynı zamanda kadınların tarihsel süreçte nasıl güçlü yapılar oluşturabildiklerini örnekleriyle gösteriyor. Dilindeki sadelik ve anlatımındaki samimiyetle, hem akademik ilgililere hem de genel okuyucuya hitap eden kitap; geçmişten bugüne ilham veren kadın figürlerin izini sürmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliğinde.
Selçuklu Bacısı, geçmişin gölgesinde kalmış ama Anadolu irfanında derin izler bırakmış kadınların hikâyesini su yüzüne çıkarıyor. Tarihi anlamak, kadını yeniden tanımak ve bir medeniyetin temel taşlarını fark etmek isteyen herkes için okunmaya değer bir eser.