Yazarı 1000 kitap'taki bir haberde tanıdım. Yazarın ölüm haberiydi bu haber. Bu üzücü haber benim yazarla tanışmama vesile oldu. Kadın ölümüyle bile okur kazandı. Bir yazarın en çok istediği şeylerden biri de bu olsa gerek. Öldükten sonra da okunmak...
Yazarın üslubu Harold Robbins adlı yazarla benzerlik gösteriyor. İkisi de benzer vakitler kitap yazmışlar. Yazar okuru sıkmayan bir anlatımla anlatmış kitabı. Hiç yormadan okutuyor kitap. Sürükleyici bir kitap. Bu kitapta bundan 30-40 yıl öncesinin ABD ve İngiltere'nin sosyetesini görmek mümkün. Yazar olduğu gibi sermiş gözler önüne o zamanları. Tiksinmedim değil bu hayattan. Bu nasıl hayat kimse kimseye güvenemiyor. Ne eşler birbirine ne de arkadaşlar... Her şey çıkar ilişkisi olmuş. Kadınlar bir obje olmuş adeta. Bir kadın çıplak vücudunun magazin dergilerinde boy göstermesine haz duyuyor. Bu benim işim diyebiliyor. Bir erkekle bir kadın daha bir saatlik sohbetlerinden sonra birlikte olabiliyorlar. Kitaptaki Cleo eşi Mike'ı ofiste en yakın arkadaşı Susan'la yakalıyor. Ve bu olay Mike için çok doğalmış gibi karşılanıyor. Ne olacakmış altı üstü yani düşüncesinde... Tabi Cloe'de sütten çıkmış ak kaşık değil. O da tesellisini başka erkeklerin koynunda buluyor. Hatta koşa koşa ilk kocasının arkadaşına gidiyor. Bu ne lan. Böyle hayat mı olur? Böyle evlilikler, arkadaşlıklar mı olur? Tüküreyim hepsine. Lanet olsun o medeniyet dedikleri ülkelere. Yerin dibine batsın o kendilerini çağdaş zanneden insanlar. Bu toplumlar bu aile yapılarıyla fazla yaşamaz. Çatlaklar ortaya çıkar. Ne onların çocuklarından hayır gelir dünyaya ne de büyüklerinden. Zaten gördük tarihte de neler yaptıklarını ve şuan da görüyoruz. Gelecekte de göreceğiz. İnşallah insanlık görür bu dünyanın kurtuluşunun iyi bir aileden geçtiğini.
Kitap da dikkatimi çeken