Sevr Dosyası

·
Okunma
·
Beğeni
·
329
Gösterim
Adı:
Sevr Dosyası
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054534005
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tarihçi Kitabevi
"Altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu Sevr'de sona ermişti. Bu Antlaşma etrafında yaşanan olaylarda iki güç savaşmıştır: Yabancıların ve onlarla işbirliği yapan yerli, bilinçsiz aymazların ve din yobazlarının temsil ettiği bencillik ve açgözlülük ile Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının temsil ettiği özveri ve erdem... Bu kitapta bu iki gücün geçmişteki boğuşmasını anlatmaya çalıştım. Sevr Antlaşması olayından çıkarılacak ciddi dersler vardır. Çünkü şimdi Sevr'i yaşama döndürmek isteyenlerle buna karşı çıkan, Türkiye Cumhuriyeti'ne kanat gerenlerin savaşımını bir kez daha yaşıyoruz. Bu çalışmanın amacı, Türk okuruna Sevr olayını anımsatmaktır. Yeni kuşaklar Sevr Antlaşması'nı ve o çirkin anlayışla savaşma gereğini unutmamalıdır". Cahit Kayra Yayınevimiz, Cahit Kayra'nın günümüz olaylarına da ışık tutacak analizleriyle yakın tarihimizin en önemli antlaşmalarından biri olan Sevr Antlaşması'nı konu ettiği bu değerli eserini yeni harita ekleriyle birlikte okurlarına sunuyor.
254 syf.
·1 günde·9/10
Tarihimiz açısından Ağustos ayının zaferlerle dolu olduğunu biliriz ancak 10 Ağustos 1920'de imzalanan bir felaketten pek bahsetmeyiz. Nedir bu felaket?

Reşad Halis Bey, Rıza Tevfik ve Hâdi Paşa tarafindan 10 Ağustos 1920’de hükümdardan ve hükümetten aldıkları yetki belgelerine dayanarak Paris’in banliyölerinden Sévres’deki çini fabrikasının sergi salonunda imzalanan Sevr Anlaşması'dır. Esasen bu antlaşma Türkiye üzerinde uygulanacak olan felaketler silsilesini barındıran bir projedir. Peki Vahdettin bu antlaşmayı onaylamış mıdır? Aslında kendisi Abdülhamid'in harçlıkları ile büyüdüğü için onun sadece parasını değil siyasetini de kullanmıştır. Bu yüzdendir ki politikası İngiliz dostluğu, Fransız yakınlığı ve Ali'nin külâhını Veli'ye, Veli'nin külâhını Ali'ye giydirmekten ibarettir. Bu yüzden sadece geciktirmiş ancak tasvip etmemiştir.

Peki Sevr Antlaşması uygulansaydı ne olacaktı Türkiye olağanüstü küçülecek ve Anadolu’nun en fakir parçasına sıkıştırılacaktı. Böylece Batılıla­rın düzenledikleri sorunlarla dolu Ortadoğu mo­zaiğine bir parça olarak eklenecekti. Savunma gü­cü, ordusu, deniz kuvvetleri, uçakları olmayacaktı. Kendi gelirlerine sahip olamayacak, giderlerini ya­bancılar belirleyeceklerdi. Ekonomisini, sanayiini, yatırımlarını yabancılar denetleyecekler ve belirle­yeceklerdi. Hemen bu uygulamaları örneklendirelim. 231. Maddesine göre Türkiye savaş nedeniyle Müttefiklerine bü­yük ziyanlar vermiştir. Türkiye’nin bunlara karşı tazminat ödemesi gerekir. Bir diğer madde, Türk vatandaşı başka yerlere gideme­yecek ama kendisine bu kısıtlamaları getiren Müttefik ülkelerden Fransa’nın Afrika’daki sömürgesinde yerlilere karşı yapılacak askeri hareketlerde görev alabilecektir. Başka bir madde daha, Türkiye’nin hava kuvvetleri, uçakları olmaya­caktır. Hava kuvvetlerine ilişkin imalat yapa­mayacak, bu tür malları ithal etmeyecektir. Türkiye elindeki bütün savaş malzemesini ve cephaneyi Müttefiklere teslim edecek, ken­disine belirlenen kuvvet için gerekli cepha­ne bırakılacaktır. Antlaşma’nın 208-225. maddeleri­ne göre tutsaklar derhal ülkelerine teslim edilecektir. Ama Müttefiklerin elindeki Türk tutsaklar, derhal değil, Türklerin elindeki tutsaklar eksiksiz olarak Müttefiklere teslim edildikten sonra bırakılabilecektir. Sevrde Türk tutsaklar böyle  utanç teşkil eden maddelere  konu  olurken Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti Lord Curzon'a boyun eğdirdi ve 23 Ekim 1921’de yeni bir antlaşma yapılarak 20 İngiliz ve 64 Türk uyruk­lu (tutsakların bazıları Türk değildi) tutsak değişti­rildi. Böylece kurtarılanlardan büyük bölümü An­kara’ya geldi ve savaşa katıldı.

Sonuç olarak söylenmelidir ki “Sevr’i kabul etmiştik ama İstiklâl Harbi’nin neticesinde yırtıp attık” ve misakı milli sınırlarımızı olabildiğince koruduk ve Sevrin dayattığı Anadolu'nun ücra köşesine sıkıştırılamadık.
Batılılar Sırp, Bulgar ve Yu­nan çetelerinin yaptıkları soykırımlara karşı çıkma­mış, hatta katilleri yüreklendirmişlerdi. Batı gide­rek, Türkleri Avrupa’dan çıkarmak düşünün ger­çekleşmekte olduğuna inanıyordu.
Dünya sürekli atılımlar ve değişimler peşinde. Türkiye ise sarıklı, cüppeli din tacirleri ile okumuş Cumhuriyet ve Atatürk karşıtlarının, Doğulu, Batılı düşmanlarının elbirliği yaptığı bir yıkıcı kampanyanın estirdiği fır­tınalar içinde savrulmaktadır.
Bir başka deyişle Rıfat Börekçi Efendi, Hafız Os­man Nuri Efendi, Amasya Müftüsü Tevfik Efendi,Nazillili Ahmet Hulusi Efendi gibi hamiyetli din adamları Mustafa Kemal’in yanında yer almışlarsa bu davranışları çok normaldir. Bunlar nasıl başka türlü hareket edebilirlerdi? Onlar da Derviş Vahde­ti yolundan gelen Mehmet Atıf Efendi, Sait Molla, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah, Şeyhülislam Mustafa Sabri, Mirliva Said Paşa, Adliye Nazırı Vasıf Efendi, Arap Hoca, Kadı Hamdi Efendi ve benzer­leri gibi Türk milleti aleyhine, düşmanla, ülkeyi iş­gal eden Yunanla işbirliği yapıp yurtseverleri arka­dan hançerleyecekler miydi?
Osmanlı Devleti Ateşkes’ten Sevr Antlaşması’na giden yolda ilk adımı böyle atmaktadır. Devletin başı olan Padişah-Halife daha başlangıçta İngiliz gemilerinin ve İngiliz askerlerinin gölgesi altında kendi statüsünün sürdürülmesini sağlamaya çalış­maktadır.
19 Ekim 1922’de Türk Ordusu İstanbul’a girdi. 1 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Saltanat’ı Hilafet’ten ayıran yasayı kabul etti.

17 Kasım 1922 gecesi son Osmanlı Sultanı Mehmet Vahidettin, kendisini İngiltere’nin korumasına bırakarak İstanbul’dan ayrıldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevr Dosyası
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054534005
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tarihçi Kitabevi
"Altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu Sevr'de sona ermişti. Bu Antlaşma etrafında yaşanan olaylarda iki güç savaşmıştır: Yabancıların ve onlarla işbirliği yapan yerli, bilinçsiz aymazların ve din yobazlarının temsil ettiği bencillik ve açgözlülük ile Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının temsil ettiği özveri ve erdem... Bu kitapta bu iki gücün geçmişteki boğuşmasını anlatmaya çalıştım. Sevr Antlaşması olayından çıkarılacak ciddi dersler vardır. Çünkü şimdi Sevr'i yaşama döndürmek isteyenlerle buna karşı çıkan, Türkiye Cumhuriyeti'ne kanat gerenlerin savaşımını bir kez daha yaşıyoruz. Bu çalışmanın amacı, Türk okuruna Sevr olayını anımsatmaktır. Yeni kuşaklar Sevr Antlaşması'nı ve o çirkin anlayışla savaşma gereğini unutmamalıdır". Cahit Kayra Yayınevimiz, Cahit Kayra'nın günümüz olaylarına da ışık tutacak analizleriyle yakın tarihimizin en önemli antlaşmalarından biri olan Sevr Antlaşması'nı konu ettiği bu değerli eserini yeni harita ekleriyle birlikte okurlarına sunuyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ömer Efeoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0