Cahit Kayra

Cahit Kayra

Yazar
9.0/10
4 Kişi
·
19
Okunma
·
6
Beğeni
·
797
Gösterim
Adı:
Cahit Kayra
Unvan:
Yazar, Bürokrat, Politikacı
Doğum:
İstanbul, 1917
1917 yılında doğdu. 1938’de Mülkiye’den çıktıktan sonra uzun yıllar yurt içinde ve dışında bürokrat olarak görev yaptı. 1972’de parlamentoya girdi. 1981’de aktif politikadan ayrıldı ve emeklilik dönemine girerek yazın yaşamına katıldı. Gazetelerde çalıştı. Öykü, araştırma kitapları dizisi ve çeviriler yaptı. Son olarak “1938 Kuşağı” adı altında anılarını yayınladı. Kayra’nın “Hoşçakal Bodrum”, “Kadıköy Rüzgarları” ve “Sevr Dosyası” adlı kitapları Boyut Yayın Grubunda yayınlanmış diğer kitaplarıdır.
Cenab-ı Hakk bütün ümmet-i Muhammet’i tarik-i cihatta [cihat yolunda] muvaffak ve muzaffer eylesin. Amin.
Deniz işaretleri, savaş hareketleri yapacak olan iki ya da daha çok geminin özel dili demektir.
Allah âdil ve hak yücedir. Zaman bütün bu çirkinlikleri açığa çıkaracak ve fesatçılar cezalarını bulacaklardır.
Alman deniz subaylarına verdiği bir nutukta “Bir denizci devletin gemici yetiştirebilmesi, bir büyük donanma oluşturması güçtür. Çünkü bir devlet gerektiğinde birkaç donanma alabilir ve fakat kendisine lazım olan binlerce yetenekli gemici alamaz ve bunun için gemici yetiştirmeye çalışalım.” demiştir.
Aymaz insanlar! Gerçekler örtülebilir, bu da bir süre içindir, fakat hiçbir zaman kaybolmaz… olamaz
Batılılar Sırp, Bulgar ve Yu­nan çetelerinin yaptıkları soykırımlara karşı çıkma­mış, hatta katilleri yüreklendirmişlerdi. Batı gide­rek, Türkleri Avrupa’dan çıkarmak düşünün ger­çekleşmekte olduğuna inanıyordu.
Tarihimiz açısından Ağustos ayının zaferlerle dolu olduğunu biliriz ancak 10 Ağustos 1920'de imzalanan bir felaketten pek bahsetmeyiz. Nedir bu felaket?

Reşad Halis Bey, Rıza Tevfik ve Hâdi Paşa tarafindan 10 Ağustos 1920’de hükümdardan ve hükümetten aldıkları yetki belgelerine dayanarak Paris’in banliyölerinden Sévres’deki çini fabrikasının sergi salonunda imzalanan Sevr Anlaşması'dır. Esasen bu antlaşma Türkiye üzerinde uygulanacak olan felaketler silsilesini barındıran bir projedir. Peki Vahdettin bu antlaşmayı onaylamış mıdır? Aslında kendisi Abdülhamid'in harçlıkları ile büyüdüğü için onun sadece parasını değil siyasetini de kullanmıştır. Bu yüzdendir ki politikası İngiliz dostluğu, Fransız yakınlığı ve Ali'nin külâhını Veli'ye, Veli'nin külâhını Ali'ye giydirmekten ibarettir. Bu yüzden sadece geciktirmiş ancak tasvip etmemiştir.

Peki Sevr Antlaşması uygulansaydı ne olacaktı Türkiye olağanüstü küçülecek ve Anadolu’nun en fakir parçasına sıkıştırılacaktı. Böylece Batılıla­rın düzenledikleri sorunlarla dolu Ortadoğu mo­zaiğine bir parça olarak eklenecekti. Savunma gü­cü, ordusu, deniz kuvvetleri, uçakları olmayacaktı. Kendi gelirlerine sahip olamayacak, giderlerini ya­bancılar belirleyeceklerdi. Ekonomisini, sanayiini, yatırımlarını yabancılar denetleyecekler ve belirle­yeceklerdi. Hemen bu uygulamaları örneklendirelim. 231. Maddesine göre Türkiye savaş nedeniyle Müttefiklerine bü­yük ziyanlar vermiştir. Türkiye’nin bunlara karşı tazminat ödemesi gerekir. Bir diğer madde, Türk vatandaşı başka yerlere gideme­yecek ama kendisine bu kısıtlamaları getiren Müttefik ülkelerden Fransa’nın Afrika’daki sömürgesinde yerlilere karşı yapılacak askeri hareketlerde görev alabilecektir. Başka bir madde daha, Türkiye’nin hava kuvvetleri, uçakları olmaya­caktır. Hava kuvvetlerine ilişkin imalat yapa­mayacak, bu tür malları ithal etmeyecektir. Türkiye elindeki bütün savaş malzemesini ve cephaneyi Müttefiklere teslim edecek, ken­disine belirlenen kuvvet için gerekli cepha­ne bırakılacaktır. Antlaşma’nın 208-225. maddeleri­ne göre tutsaklar derhal ülkelerine teslim edilecektir. Ama Müttefiklerin elindeki Türk tutsaklar, derhal değil, Türklerin elindeki tutsaklar eksiksiz olarak Müttefiklere teslim edildikten sonra bırakılabilecektir. Sevrde Türk tutsaklar böyle  utanç teşkil eden maddelere  konu  olurken Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti Lord Curzon'a boyun eğdirdi ve 23 Ekim 1921’de yeni bir antlaşma yapılarak 20 İngiliz ve 64 Türk uyruk­lu (tutsakların bazıları Türk değildi) tutsak değişti­rildi. Böylece kurtarılanlardan büyük bölümü An­kara’ya geldi ve savaşa katıldı.

Sonuç olarak söylenmelidir ki “Sevr’i kabul etmiştik ama İstiklâl Harbi’nin neticesinde yırtıp attık” ve misakı milli sınırlarımızı olabildiğince koruduk ve Sevrin dayattığı Anadolu'nun ücra köşesine sıkıştırılamadık.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cahit Kayra
Unvan:
Yazar, Bürokrat, Politikacı
Doğum:
İstanbul, 1917
1917 yılında doğdu. 1938’de Mülkiye’den çıktıktan sonra uzun yıllar yurt içinde ve dışında bürokrat olarak görev yaptı. 1972’de parlamentoya girdi. 1981’de aktif politikadan ayrıldı ve emeklilik dönemine girerek yazın yaşamına katıldı. Gazetelerde çalıştı. Öykü, araştırma kitapları dizisi ve çeviriler yaptı. Son olarak “1938 Kuşağı” adı altında anılarını yayınladı. Kayra’nın “Hoşçakal Bodrum”, “Kadıköy Rüzgarları” ve “Sevr Dosyası” adlı kitapları Boyut Yayın Grubunda yayınlanmış diğer kitaplarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 40 okur okuyacak.