Sezai Karakoç (Koşu Bittikten Sonra da Koşan Atlı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
489
Gösterim
Adı:
Sezai Karakoç
Alt başlık:
Koşu Bittikten Sonra da Koşan Atlı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059477918
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıra Yayınları
Bilge insanlar, bir yol üzeredirler. Yalnızdırlar bu yürüyüşte, çoğu zaman bir başına; ama onurludurlar, ama gururlu, ama vakur. Almayı bilmezler, vermeye meyyaldirler. Hayatlarını kutlu bir davaya vakfetmişlerdir. Bu duruş, onların en büyük sermayesidir. Tüm toplumu vebal altında bırakabilecek bir sorumluluğu tek başına omuzlamanın vermiş olduğu bir izzet halidir bu.

Üzülerek ifade etmek gerekirse toplum, çoğu zaman bu neviden insanlara ve getirdiği mesaja bir cüzzamlı muamelesinde bulunmuştur. Uzak durmayı, mümkünse kaçmayı, değilse kulak tıkamayı yeğlemiştir. Kulak tıkadıkları bilgelerdir, feylesoflardır, sanatçılardır; kulak tıkadıkları yaratılış esprileridir, varoluş gerekçeleridir, hayatı anlamlı kılan sesin kendisidir. Sezai Karakoç, böyle bir isimdir. Onu salt “şair” olarak değerlendirmek eksik kalır. Karakoç; şairdir, düşünürdür, teorisyendir, eylem adamıdır, belki de en çok dava adamıdır. Diriliş düşüncesinin mimarıdır.
254 syf.
·6 günde
Bu çocuk Karakoç'un 40 tane kitabını okudu hala anlamamış bir de Karakoç'u anlatan kitapları okuyor diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama ben olaya öyle bakmıyorum. Hani öksürerek şarkı yapsa dinlerim dediğiniz şarkıcılar vardır ya, (mesela benim için Şebnem Ferah'tır o isim), aynen öyle alış veriş listesi yazsa okuyacağım yazardır Sezai Karakoç. Ama yetmiyor işte bir de Karakoç'u başkaları nasıl anlatıyor merak ediyorum. Benim görmediğim, göremediğim neyi görüyor insanlar merak ediyorum. Sezai Karakoç ile ilgili bir ayrıntı atlamak istemiyorum. Hani diyor ya sevgili Nil "hakkında her şeyi duymak istiyorum bu aşk değil de nedir?" diye, ha işte öyle.
Abdulvehap bey 2017 senesinde yazdığı bu biyografi kitabını üç ana bölüme ayırıyor. Hayata dair, şiire dair, dirilişe dair... Bu tasnifte bile büyük mesaj var aslında. Normalde yazarlar anlatılırken hayatı ve eserleri olarak anlatılır. Sezai Karakoç'u (kendisi kabul etmese de bkz. #68651251 ) yazar onu önce şair olarak görüyor. O yüzden şiirlerini ayrı bir yere koyuyor. Yine Diriliş fikri onun için bir yaşam tarzı ve ideoloji olduğu içinde Dirilişe Dair olarak farklı bir bölümde inceliyor. Zaten diğer bütün eserleri Diriliş fikri çerçevesinde.
Birinci bölüm Hayata dair; Erganiden başlayan bir hikaye, Necip Fazıl ilişkisi, Sezai Karakoç Miti ve Dostlarının Dilinden diye 4 alt bölüme ayrılmış. Burda yazarımızın özel hayatını aile yapısını, tahsilini, gençliğini öğreniyoruz. Sonra Necip Fazıl ile tanışması ve kendi yolunu bulması anlatılıyor. En son kısımda ise döneminde bilhassa ilk topluluğu olan İkinci Yenicilerden dostlarının dilinden Sezai Karakoç anlatılıyor. Bu dostlarda normal vatandaş değil yanlış olmasın. Necip Fazıl, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Rasim Özdenören vd..
İkinci bölüm olan şiirine dair kısmında, yazdığı şiir kitapları çerçevesinde şiir yolculuğu var. İlk dönem şiirlerinin İkinci Yeni çizgisinde olduğu, Hızırla Kırk Saat ile olan dönüşümü ve sonrası anlatılıyor. Şiirlerinden bazıları da paylaşılmış.
Son ve en uzun bölüm olan Dirilişe Dair kısmı ise üstadın fikir dünyasını, nasıl oluştuğunu ve fikir dünyasını genel anlamda hangi çerçevede olduğu anlatılıyor.
Kitap Sezai Karakoç budur dedirtmiyor size illa ki eksikler var zaten hangi kitap Karakoç'u tamı tamına anlatabilir ama genel bir fikir edinmek istiyorsanız okunabilir.
254 syf.
Kitabı cok çok beğendimmm. Sezai Karakoçun sıkıntılı dönemlerde her şeyi göze alıp hareket etmesi konusunda çok düşündüm. Acaba bizde öyle bi dönemde öyle bir tavır takinabilirmiydik bunu sorguladım. Kendisi görünür olmayı sevmeyen birisi. Sadece bir yola inanmış ve o yolda yürümenin önemini biliyor. Sonuca odaklanmadan yaşamış. Bizler ise her ne olursa olsun sonuca odaklanıyoruz. Burda amacın yolda olabilmek olduğunu kavrayamıyoruz. Aslında kitapta çoğu yerde hep kendimi onun yerine koyup acaba ben yapabilirmiydim. Veya ne kadarını yapabiliyorum hep bunu sorguladım, bu yönden bana çok iyi geldi bu kitap. Ayrıca yazarın verdigi alıntıların sayfa dipnotundaki kitap isimlerinden kendime birçok kitap seçtim. O kadar güzel şeyler ki bir an önce o kitapları okuyup içime sokmak istiyorum. Kısaca bu kitap bana Sezai Karakocu yakından tanıma fırsatı ve kitaplarının içeriğini, kendi yapısını, nasıl bir dava adamı olduğunu daha iyi anladım okumanızı tavsiye ediyorum
254 syf.
·32 günde·Beğendi·7/10 puan
Sezai Karakoç, edebiyatımızın en kıymetli değerlerinden ve fikir dünyamı şekillendiren nadide şahsiyetlerden biridir. Kendisi ile ilk tanışmamız o muhteşem eseri ile oldu, “Diriliş Neslinin Amentüsü”, kendileri başucu kitaplarımdandır. Orada dert sahibi bir dava adamı gördüm öyle bir dava adamı ki çırpınıyor en mukaddes dava için. Davası yalnızca İslam olan, Gençliğin dirilmesi için çırpınan böylesi güzel bir insanın hayatını okumamak olmazdı tabii. Abdulvehap Ballı 2017 yılında detaylı bir çalışma ile hazırlamış bu kitabı. Yazarın hayatını Hece yayınlarından çıkan Sezai Karakoç Özel Sayısından okumayı planlıyordum lakin kalınlığı gözümü korkutmuştu. Bu kitabı okuduktan sonra böylesine kıymetli birinin hayatını oradan okumam gerektiğini bir kez daha fark ettim.

Kitap üç bölümden oluşmaktadır; Hayata Dair, Şiire Dair ve Diriliş’e Dair.

Hayata Dair bölümünde hayatı ana hatlarıyla anlatıldıktan sonra Üstad Necip Fazıl ile olan ilişkisi ve dostlarının dilinden kendisi anlatılıyor.
Şiire Dair bölümde şiir anlayışı, ikinci yeni hususu ve bazı şiirlerinin detaylara anlatılmıştır.
Diriliş’e Dair bölümünde ise Davasını ve düşünce yapısını gayet net bir şekilde okuyoruz.

Yazar, Sezai Karakoç’u birçok hususta bilgi sahibi olabileceğimiz şekilde aktarmış bizlere, genel olarak beğenmiş olsam da beni rahatsız eden noktalarda oldu. Bazı kısımlarda, özellikle de Monna Rosa ile ilgili kısımlarda Sezai Karakoç’un ısrarla reddettiği hususları kendi düşünceleri ile aktarmaya çalışması beni rahatsız etti. Tabii bu rahatsızlığın yanında hak verdiğim noktalarda var. Sezai Karakoç sır küpü olan ve gizem konusunda çok hassas biri. Bazı konularda kendince aldığı tedbirlerden olsa gerek yaptığı görüşmeleri, konuşmaları reddettiği dahi söylenir. Bu kitabı yazan yazar bu hususlardan olacak ki bazı yerlerde kendi düşünceleri ile değerlendirmeler yapmaya çalışmış. Sezai Karakoç’un gizemliliği ve kendine has tavrı nedeniyle üstü kapalı yerlere açıklık getirmeye çalışmış olsa da şahsen beni rahatsız etti. Bu kadar değerli bir şahsiyetin hayatı anlatılırken çok dikkatli ifadeler kullanılmalı, yanlış anlaşılmaya müsait ifadeler kullanılmış. Yine de şunu bildirmek isterim ki, Sezai Karakoç’un fikri yapısını anlamak adına güzel bir kitap. Tabii Hece yayınları kadar değildir, onların nasıl ciddi bir çalışma ile hazırladığına şahidim, bu yüzden bundan sonra önceliğim orası olacak.
254 syf.
·10/10 puan
Sezai Karakoç'u en güzel, sade ve anlaşılır dilde anlatılan kitap. Yazar birkaç bölümde üstadın şiirlerine de yer vermiş. Okurken hiç sıkmıyor. Bir kişi ancak bu kadar güzel anlatılabilir diye iç geçirdim. Sezai Karakoç'tan bahsederken Diriliş akımından bahsetmemek olmazdı, yazarımız bunuda açıkça anlattı. Bitmemesini istedim ama üç günde bitirdim. Sezai Karakoç Abdulvehap Ballı
Altin bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanli kus tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapali gece güne
Altin bilezikler o kokulu ten..
Baharı yaz uğruna tükettik,
Aşkı naz uğruna.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna.
Derken ömrü tükettik,
Bir hiç uğruna..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sezai Karakoç
Alt başlık:
Koşu Bittikten Sonra da Koşan Atlı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059477918
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıra Yayınları
Bilge insanlar, bir yol üzeredirler. Yalnızdırlar bu yürüyüşte, çoğu zaman bir başına; ama onurludurlar, ama gururlu, ama vakur. Almayı bilmezler, vermeye meyyaldirler. Hayatlarını kutlu bir davaya vakfetmişlerdir. Bu duruş, onların en büyük sermayesidir. Tüm toplumu vebal altında bırakabilecek bir sorumluluğu tek başına omuzlamanın vermiş olduğu bir izzet halidir bu.

Üzülerek ifade etmek gerekirse toplum, çoğu zaman bu neviden insanlara ve getirdiği mesaja bir cüzzamlı muamelesinde bulunmuştur. Uzak durmayı, mümkünse kaçmayı, değilse kulak tıkamayı yeğlemiştir. Kulak tıkadıkları bilgelerdir, feylesoflardır, sanatçılardır; kulak tıkadıkları yaratılış esprileridir, varoluş gerekçeleridir, hayatı anlamlı kılan sesin kendisidir. Sezai Karakoç, böyle bir isimdir. Onu salt “şair” olarak değerlendirmek eksik kalır. Karakoç; şairdir, düşünürdür, teorisyendir, eylem adamıdır, belki de en çok dava adamıdır. Diriliş düşüncesinin mimarıdır.

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • İbrahim DEMİRTAŞ
  • Ay`
  • nazlı tugal
  • Hilalin Gölgesindeki Adam
  • Kevser Cırt
  • Ecem Nagihan Tüzemen
  • Deniz Tapan
  • strange
  • veda gün
  • Okan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.3 (8)
9
%13.3 (2)
8
%20 (3)
7
%13.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0