Siyaset ve İktisat

9,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
325 gösterim
Yusuf Akçura'nın Siyaset ve İktisat adlı eseri, 1919 - 1924 Yılları arasında değişik gazete ve dergilerde yayınlanan makaleleri ile farklı yerlerde verilen nutukları içermektedir. 17 yazıdan oluşan bu eserde, Türk Milletinin İstiklal Harbi sırasında verdiği mücadeleler ve çektiği sıkıntılar derin bir bakış açısıyla yazar tarafından ele alınmıştır.
Yusuf Akçura bu eserinde siyaset, iktisat, tarih, sosyoloji ve felsefeye ne denli hakim olduğunu bize göstermektedir. Yazarın yaşadığı sıkıntılı dönemlerde, sıkıntılarını bir kenarıya bırakarak kendini Türk Milletine adamıştır.
Siyaset ve İktisat, herkesin yararlanabileceği önemli bir eserdir. Bu eserde Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl kurulduğundan, dünya siyaset ve ekonomisinden, Türk tarihinden, bağımsızlığın öneminden, eğitimin gerekliliğinden ve İstiklal Harbimizin geçirdiği evrelerden haberdar olmaktayız. Hiç kuşkusuz bu özellikleriyle Yusuf Akçura'nın Siyaset ve İktisat kitabı hepimizin baş ucu kitabı olacaktır.
Sergenn 
24 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Akçura beyin en çok sevdiğim iki kitabından birisi. 'Suriye ve Filistin Mektupları' tadında olan bu kitapta ise yirminci yüzyılda bir pusula sunuyor yazar bize ve çoğunlukla Türk Ocakları'nda yaptığı konuşmaları sunmuş. Bu konuşmalarda okuyucuya geniş bir yelpaze sunmuş ve o dönemi merak edenlerin bir çok sorusuna yanıt vermiş. Ayrıca; kendi coğrafi alanlarında mazlum konumuna düşmüş Türkleri de unutmayıp, birlikte en iyi bir iktisat ve siyaset modeli yaratmış ve toplumu o günden bu güne bilinçlendirmeye görev edinmiş. Bu kitabı okuyan çok şey kazanır düşüncesindeyim.

Kitaptan 6 Alıntı

Sergenn 
24 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Düşmanlar istiklalimizi imhaya karar vermişlerdir."
Bunu top ve barutla yapamazlarsa banka ve altunla yapmak isteyeceklerdir. Türk'ün ruhunu münasebetleriyle pek iyi bilen şeytan Frenklerin, kurnaz Cenevizlilerin, allak (kalleş) Venediklilerin ahfadı (torunları), İngiliz ve Yunan'ın zorla muvaffak olmadığına, hile ile nail olmak istiyor. Düşmanlarımızın bizi imhaya karar vermiş olduklarını, herkesten evvel ve herkesten ziyade netlik ve açıklıkla gören Mustafa Kemal Paşa, celadetten (yiğitlik) başka kurtuluş vasıtası görmemiştir.

Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 55)Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 55)
Sergenn 
24 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Efendiler, canla değilse, malla,dille, kalple zulmü defe çalışmak vazifesi bizlere, cephe gerisinde kalanlara düşüyor. Cephede mevzi tutmak şerefine nail olamayan bizler,cümlemiz, bu ikinci derecedeki vazifeleri hakkıyla ifa etmeliyiz; bunu din,millet,hamiyyet,ırz,namus ve haysiyet,hatta menfaat, menfaat-i şahsi (kişisel menfaat) bile emrediyor. Evet bu mukaddes dini ve milli vazifeyi ifa etmek, şahsi menfaatler nokta-i nazarından bile farzdır.

Siyaset ve İktisat, Yusuf AkçuraSiyaset ve İktisat, Yusuf Akçura
Sergenn 
17 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Millet, daha doğrusu milletler, raiyye yani sürü idi. Çoban olan padişah onların da sahibi, efendisi addolunurdu. Çoban sürüsünden nasıl müntefi olmak için hayvanlara nasıl bakarsa, padişah da raiyyesine o nokta-i nazardan bakardı. Hele kötü çobanlar, koyunları kurtlara çok kaptırdıktan başka, yalnız süt ve yünüyle kanaat etmeyerek, kesip yemeyi tercih ederlerdi. Saltanat-ı ferdiyenin (ferdi saltanatın) en eski nazariyesi, zannederim ki şu çoban ve sürü nazariyesidir.

Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 202 - Ötüken Neşriyat)Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 202 - Ötüken Neşriyat)
Sergenn 
24 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Can yerine mal! Hiç değilse bu kadarını yapmalıyız!...
Yapmalıyız ki muhterem şehidlerin ruhu,cennete doğru uçup giderken, müşfik zevcesini, sevgili çocuklarını düşünüp muzdarip olmasın... Ve bizim kadir-na-şinaslığımıza (kadir bilmezliğimize), nankörlüğümüze lanet etmesin...

Siyaset ve İktisat, Yusuf AkçuraSiyaset ve İktisat, Yusuf Akçura
Sergenn 
17 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Lakin Türklerin Milliyetçilik ve halkçılık yolunda hayli ilerlemiş bulunmaları, ecnebi amalinin (emellerinin) husulüne (gerçekleşmesine) mani oldu; saltanat-ı ferdiyeyi, istinadgahı olan düşman kuvvetleriyle beraber, Türk yurdundan def etti. Artık milli Türkiye devletinde ne düşman ordularının mezalimi, ne de saltanat-ı ferdiyenin tahakkümü var: Türkiye halkı mukadderatını kendi eline alarak idare etmektedir. Bu tarz-ı idarenin semeratı ( bu yönetim tarzının meyveleri) ile saltanatı ferdiyenin netayic-i a'malini (kişi saltanatının yaptıklarının sonuçlarını) mukayeseye ihtiyaç var mıdır? Saltanat-ı ferdiye, saltanat-ı Osmaniye'nin yalnız istiklalini değil, vücudunu imha etti, hakimiyet-i milliye ise yeni baştan bir devlet yarattı!

Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 142 - Ötüken Neşriyat)Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 142 - Ötüken Neşriyat)
Sergenn 
26 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Türk kuvvetinin bu tecelli günü,cihan tarihinde yeni bir devrin başlangıcıdır. Bu günü kutlayalım,bu günü bize gösteren Ulu Tanrı'ya yükünelim, ve bu günde "O"nun kuvvetini, "O"nun dilediğini kendisine tecessüm ettiren başbuğumuzu alkışlayalım!

Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 214 - Ötüken Neşriyat)Siyaset ve İktisat, Yusuf Akçura (Sayfa 214 - Ötüken Neşriyat)