Konevî, sıdk sözcüğünün bir anlamının bu olduğunu söyler: özü sözü bir olmak. Söz, sahibinin halinden çıkmıyorsa onun herhangi bir ahlâkî etkinliğinden söz edemiyoruz.
Sabahattin Ali, Mustafa Kutlu'dan önce, hikâyemizin derviş gönüllü emekçilerindendir. Turgut Uyar'ın dikkati çektiği "korkulu ustalık"a düşmemiştir. Her defasında içten yazmıştır. Yazar gibi yazmamıştır. O kadar güzel anlatır ki, gerçekmiş hissini mutlaka uyandırır. Eee kuraldır, "yazanın neresinden çıkarsa okurun orasına ulaşırmış. Sabahattin Ali'nin hikâyeleri (romanı) böyledir. Yani gönül işidir.