Atatürk'ten Hatıralar - 1

Sofra Sırları

Kahraman Yusufoğlu
Bana düpedüz: "Size diktatör diyorlar, doğru mu?" dedi. Ona şu cevabı verdim: -Ben diktatör olsaydım sen bana bunu soramazdın. Bir takım inkılâp zaruretiyle bir takım yenilikleri kabul ettirmeye çalışan adam diktatör değildir! Diktatör, hoşgörüsü olmayan adamdır. Karşısında her fikir söylenemeyen adamdır. Diktatör, kendi görüşlerine aykırı fikir söyleyenlere kin güden adamdır. Bunun haricinde diktatörlük, tehlike, inkılâp, fevkalâde zamanlarda lazım bir demokrasi müessesesidir. Demokrasi tarihinde böyle muvakkat diktatörlüklere rastlanır. Benim, on beş senedir, bazı fikirleri kabul ettirmek için sarf ettiğim gayretlerde hiç bir şahsî endişe yoktur. Benim, belki demokrasinin anladığı manada diktatörlüğe benzer hareketlerim görülmüştür. Fakat Tiran asla olmadım.
Sayfa 175 - Halk Kitabevi·Kitabı okudu
Çaylı toplantıda memleketin kalkınması
O aralık İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Ankara'da bir Bakanlığın müsteşarlığını yapan bir zat, kendisine şu soruyu sordu : -Efendim, memleketin iktisaden kalkınması için ilhamı devletleri nedir? dedi. Atatürk üzgün bir oluşla şu sözleri söyledi: -Memleketin kalkınması işi ilham değil, ilim işidir. Kalkınmanın nasıl olacağını düşünmek ilim adamlarının işidir. Bunu sizler göstereceksiniz. Hükümet de bu yolda yürüyecekler.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Atatürk
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
(Atatürk), Peygamber Efendimizden bahsederken, "Hazret-i Peygamberin Zaman-ı Saadetlerinde" diye, daima saygı ifade eden kelimeler kullanırlardı. Peygamber Efendimizin, ayrıca, çok yetenekli bir devlet adamı ve iyi bir başkomutan olduğunu daima söylemişlerdir.
Sayfa 52 - Halk Kitabevi·Kitabı okudu
..."Hayatta müzik gerekli midir?"... -Hayatta müzik gerekli değildir, çünkü hayat müziktir. Müzikle ilişkisi olmayan canlılar insan değildir. Eğer söz konusu olan insan hayatı ise, müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten var olamaz. Müzik, hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. Yalnız müziğin şekli düşünceye göre değişir. (Atatürk)
Sayfa 171 - Halk Kitabevi·Kitabı okudu
Atatürk bir gün çocuk balosuna gider. Ortalıkta bir şaşkınlık havası doğar. Küçük bir çocuk salonun orta yerinde kalır. Bu yavru hayranlıkla bir süre Atatürk'e baktıktan sonra şöyle der: -Atatürk'üm seni öpmek istiyorum. Ortalığa bir sessizlik dalgası yayılır. Bu derin sessizliği Atatürk'ün sesi bozar: -Öyleyse, gel öp. Çocuk koşarak Atatürk'ün boynuna sarılır. O sırada diğer çocuklar da: "Biz de... Biz de... diye bağırırlar. Böylece tüm çocuklar Ata'yı doya doya öperler. Bu görüntü çoğu kişiyi ağlatır. Büyük Atatürk de ağlar. Türk çocuklarının bu engin sevgisi için ağlar. Hem de sevinç gözyaşlarını dökerek. O gün çevresindekilere övünçle: "İşte benim kuşaklarım." der.
Sayfa 163 - Halk Kitabevi·Kitabı okudu
Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral'a eğilerek: - Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim! dedi.
Sayfa 79·Kitabı okudu
1000Kitap