Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Son Büyük Kuşatma 1453

Roger Crowley

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
En önde Osmanlı sancağını taşıyan ve dev gibi bir adam olan Ulubatlı Hasan ile çevresindeki otuz kadar yeniçeri vardı. Hasan başını kalkanıyla örterek mevzilere ulaşmayı başardı, sendeleyen savunmacıları geriletti ve tepeye çıktı. Elinde sancakla, Yeniçerilerin hızla oraya gelmesi için ilham oluşturarak kısa bir zaman orada tutundu. Bu Osmanlı morali için belirleyici, tüyler ürpertici bir görüntüydü; dev yeniçeri sonunda İslam'ın bayrağını Hıristiyan kentine dikmiş, ulus yaratacak kadar büyük bir efsanede yerini almıştı.
Ne yana baksam dert görüyorum. Angelo Lomellino'nun; kardeşine yazdığı 23 Haziran 1453 tarihli mektuptan...
Reklam
Letuftehanne'l Konstantaryyetu feleni'mel-emirü emirande leni' me'l-cayşa zálik'l-ceyş. Türkçesi: Konstantiniye elbette fetholunacaktır! Onun (fethin) komutanı ne güzel komutan ve o asker ne güzel askerdir!
Malazgirt Savaşı, Bizanslılar için ‘korkunç gün’, geleceklerini saracak kadar sismik boyutlara sahip bir yenilgi olacaktı.
Sayfa 58
Fransız gezgini Bertrandon de la Brocquierr 1430’larda gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Çalışkan, erken kalkmayı seven, azla kanaat eden insanlardır(…) Nerede uyuduklarına aldırış etmez genellikle yere uzanıverirler(…)Atları hastır, masrafsızdır, dörtnala iyi kalkar, uzun süre koşar . Askerlerin üstlerine itaatleri sınırsızdır; bir işaret verildiğinde ilerleyişe önderlik edecek olanlar usulca harekete geçer, diğerleri onu aynı sessizlikle izler ; (…) 10.000 Türk öyle bir harekatta Hristiyan ordularındaki 100 adamdan daha az gürültü çıkartır. Çeşitli deneyimlerime dayanarak Türkleri her zaman açık sözlü ve sadık, cesaret gösterme gereği doğduğunda bunda asla geri kalmayan insanlar olarak gördüğümü söylemem gerek. “
İstanbul'u Düşlemek
Fransız gezgini Bertrandon de la Brocquiere 1430'larda gözlemlerini şöyle anlatıyor: Çalışkan, erken kalkmayı seven, azla kanaat eden insanlardır(...) Nerede uyuduklarına aldırış etmez, genellikle yere uzanıverirler (...) Atları hastır, masrafsızdır, dörtnala iyi kalkar, uzun süre koşar. (...) Askerlerin üstlerine itaatleri sınırsızdır; (...)bir işaret verildiğinde ilerleyişe önderlik edecek olanlar usulca harekete geçer, diğerleri onu aynı sessizlikle izler; (...) 10.000 Türk öyle bir harekatta Hristiyan ordularındaki 100 adamdan daha az gürültü çıkartır. (...) Çeşitli deneyimlerime dayanarak Türkleri her zaman açık sözlü ve sadık, cesaret gösterme gereği doğduğunda bunda asla geri kalmayan insanlar olarak gördüğümü söylemem gerek.
Reklam
1453, Bizans İmparatorluğu
Yaklaştığı aşikar olan mücadelede saf tutmanın eşiğindeki ortaçağ insanları yoğun batıl inanışlara sahipti. Kehanetlere kulak veriyor ve gaipten belirtiler arıyorlardı. Konstantinopolis’te büyükerin kaynağı eski anıtlar ve heykellerdi. İnsanlar orijinal öyküleri yitip gitmiş Roma sütunları üstüne kazılı ibarelerde dünyanın geleceğini görüyordu. Havadan belirtiler okuyor ve 1453 yılı baharını tekinsin kabul ediyorlardı. Hava alışılmadık derece rutubetli ve soğuktu. Sis kümeleri Mart ayında Boğaz üstünde kalın katmanlar halinde asılı kalmıştı. Yer hareketleri ve mevsimsiz kar yağışları görülüyordu. Kent içinde tüm bunların kötü belirtiler, hatta dünyanın sonunun habercileri olabileceğine yönelik gergin bir beklenti vardı.
Sayfa 29
100 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.