Roger Crowley

Roger Crowley

Yazar
8.1/10
25 Kişi
·
54
Okunma
·
0
Beğeni
·
917
Gösterim
Fransız gezgini Bertrandon de la Brocquiere 1430'larda gözlemlerini şöyle anlatıyor:
Çalışkan, erken kalkmayı seven, azla kanaat eden insanlardır(...) Nerede uyuduklarına aldırış etmez, genellikle yere uzanıverirler (...) Atları hastır, masrafsızdır, dörtnala iyi kalkar, uzun süre koşar. (...) Askerlerin üstlerine itaatleri sınırsızdır; (...)bir işaret verildiğinde ilerleyişe önderlik edecek olanlar usulca harekete geçer, diğerleri onu aynı sessizlikle izler; (...) 10.000 Türk öyle bir harekatta Hristiyan ordularındaki 100 adamdan daha az gürültü çıkartır. (...) Çeşitli deneyimlerime dayanarak Türkleri her zaman açık sözlü ve sadık, cesaret gösterme gereği doğduğunda bunda asla geri kalmayan insanlar olarak gördüğümü söylemem gerek.
Osmanlılar kendilerini ya Osman'ın boyundan gelen anlamındaki adlarıyla, ya da sadece Müslümanlar olarak anıyordu.
Bir gün gelecekteki seferlere dair soru sorulduğunda, "Şuna inanın ki," demişti; "Sakalımın bir teli gizlerimi öğrense, onu kopartıp ateşe atardım."
Konstantinopolis'teki bir patrik Bağdat'taki Halife'ye, 'Her ne kadar geleneklerde, davranışlarda ve dinde farklılıklar sunsak da kardeşlik içinde bir ortak yaşam sürdürmeliyiz.' diye yazmıştı.
Mehmet'in fetih yöntemleriyle ilgili olarak Sırp tarihyazıcısı Yeniçeri Mikail tarafından aktarılan masalsı bir öykü vardır. Buna göre sultan soylularını çağırır ve büyük bir halının getirilip önüne yayılmasını, ortasına da bir elma koyulmasını emreder; sonra da onlara şöyle diyerek bir bilmece sorar: "Bu elmayı halıya basmadan alabilir misiniz?" Ve diğerleri bunun nasıl yapılabileceğini düşünerek aralarında tartışır ve hiçbirisi bunu yapacak hileyi bulamaz; ta ki Mehmet kendisi kalkıp halının yanına gidene ve kenarını iki eliyle tutup önünde dürerek ilerleyene ve böylece elmayı alıp halıyı eski haline getirene dek.
Koyu bir karanlığa dalmış olan Avrupa barbarlarının dünyanın arzusu olan kent karşısında ağzı açık kalıyordu.11.yüzyılda gelen Chartesli Fulcher'in tepkisi asırlar boyunca yankılanacak olanların tipik bir örneğiydi;

'Ah ne muhteşem bir kent, ne görkemli, ne ferah; kaç manastır var içinde, geniş caddeleri ve sokakları üstünde safi emekle kaç saray yapışmış, görülmeye değer harika sanat eserlerinin sayısı kaç? Oradaki tüm güzellikleri, altını ve gümüşü, türlü çeşitli giysileri, kutsal emanetleri anlatmak bitkinlik verir insana. Limana giren gemi eksik olmaz ki, böylece o insanlar oraya getirilmedik herhangi bir şeyi arzulayamaz.'
Allah, Türk burçlarını yükseltmiş ve onların mülkleri üzerinde felekleri döndürmüştür. Allah onlara Türk adını vermiş ve yeryüzüne ilbay kılmış, hakanları onlardan çıkartmıştır. Dünya uluslarının yularlarını ellerine vermiş, herkese üstün kılmıştır.
-Kaşgarlı Mahmut
Efsaneler Osman'ın yazgı tarafından büyük adam olmaya yöneltildiğini anlatır. Bir gece düşünde 'iki denizin ve iki kıtanın kesiştiği yerde duran, iki safir ve iki zümrüt arasına yerleştirilmiş elmasa benzeyen ve bu haliyle tüm dünyayı çevreleyen bir yüzüğün değerli mücevherini oluşturur gibi görünen Konstantinopolis'i gördü. Kabilesini kahramanlık dolu edimlere hazırlayan Osman, gazi esvabını giyinmişti.' Şansın ve hızlı kavrama yeteneğinin eşit orandaki katkısıyla ülkesini küçücük bir prenslikten düşlerdeki dünya gücüne dönüştürecekti.
29 Mart gecesi Sultan Murat Edirne'deki saltanat sarayında bir doğumun haberinin kendisine ulaşmasını bekliyordu, uyuyamayınca Kuran okumaya koyulmuştu. Kâfirler üzerinde kazanılacak zaferi vaat eden ayetler içeren Fetih süresine henüz gelmişti ki, bir haberci oğlunun doğduğunu müjdeledi. Çocuğa verilen ve Muhammed'in türkçeleşmiş şekli olan Mehmet adı Murat'ın babasından geliyordu.
'Eğer Waterloo Savaşı'nı Napoleon kazansaydı...' Yada, 'Eğer Hitler Rusya'ya girmeseydi... ' Ve belki de bunların en önemlisi, 'Eğer Konstantinopolis 1453'te düşmeseydi... '

Öncelikle kitap yazar tarafından objektif bir şekilde, akıcı bir dilde kuşatanı ve kuşatılanı harika aktarmış. Okurken savaşıyorsunuz, kuşatılan bir şehirde içeride ve dışarıda yaşayan askerlerin, halkın, hükümdarların ve komutanların kararlarını, hislerini ve yaşadıklarını paylaşıyorsunuz.
Varolan ilk kuşatmadan başlayarak kronolojik bir sıralama ile son büyük kuşatmaya kadar yaşananlar bütün detaylarıyla anlatılmış. Yazar kitabı yazarken bazı yerlerde yabancı tarihyazıcılarından bazı yerlerde ise türk tarihçilerinden yararlanmış ve alıntılar yapmış. Yabancı tarihçilerin de türklerinde abarttığı yerleri gayet açık sözlülükle dile getirmiş. Çoğu insan kitabın roman tarzında yazıldığı konusunda hemfikir olsada bence akademik bir kitaptı. Bazı yerlerde çok fazla detay anlatılması sıksada okunmaya değer :)
Her yaz Temmuz ayının başında Bozcaada'ya gitmeden önce kitaplarımı özenle seçerim . Sanırım üç yaz önce, yanıma Osmanlı imparatorluğu dönemindeki Akdenizle ilgili üç tane roman almışım, bunlardan bir tanesi ( henüz kütüphanemde bulamadım ) İspanya'da eğitim gören bir Türk kızına aitti ,bir diğeri ise incelemesini! yapmaya çalıştığım bu kitap .
( Sanırım ben inceleme filan yapmıyorum sadece kitapla ilgili düşüncelerimi yazıyorum )

Eğer tarih okumaktan hoşlanıyorsanız Roger Crowley'i okumanızı tavsiye ederim. Osmanlı tarihini en iyi bilen yabancı yazarların başında geliyor.

"1453" belki duymuşsunuzdur ....

Araştırmacı yazar sağlam kaynaklar ile bize bu defa o devirde ( 1522 - 1571 ) Akdeniz'de neler oluyordu ? Bu sorunun cevabını veriyor.
Kitabın ilk sayfalarında 10 Eylül 1521 de Kanuni Sultan Süleyman tarafından yazılmış bir mektup var : Sultanın o zamanki titrinden etkilememek imkansız!

Ben Sultan Süleyman , Allah'ın inayetiyle Sulatanlar Sultanı, egemenler egemeni, Bizans ve Trebizond'un yüce imparatoru , Acem, Arap, Suriye ve Mısır illerinin güçlü kralı , Avrupa'nın ve Asya'nın en muktedir efendisi , Mekke ve Halep'in prensi ,
sen Rodos adası Büyük üstat'ı Philip de L'Isle Adam'ı selam ederim....

Kitap haritalar ve o zamana ait resimler ile süslenmiş.
Ben büyük bir zevkle okumuştum . Tavsiye ederim.
Yazarın uzun araştırmalar yaparak derledigi bu kitap roman havasında gayet akıcı bir dille yazılmış.okurken kesinlikle sıkmıyor.Crowley elinden geldiğince tarafsız olmaya çalışmış fakat fetihe dair pek çok bilgiyi sağlam kaynaklardan aktarmasının yanı sıra "bir Italyan dedikodusuna göre"diye başlayan cümlelere de yer vermekten geri durmamış.
Yeni bir bilgi katmasa da farklı bir bakış açısından okumak da güzel oluyor.
Kitabın adından da anlaşılacağı gibi kitap İstanbul'un kuşatılmasını ele alıyor. Kitap Fatih Sultan Mehmet'in çocukluğundan başlayıp fetih ve fetih sonrasını hatta günümüze kadar gelen sürecinde anlatıyor. Tabiki günümüze kadar olan bölüm kısa ama etkileyici. Kitabı satın almadan önce internette bir arama yaparsanız bazı iddialarla karşılaşırsınız. Bu iddialar aslında asılsızdır. Fatih Sultan Mehmet hakkında yazar benim okuyup anladigima göre gayet objektif davranmış övülmesi gereken yerlerde övgüsünü yapmış bazı yerlerde eleştirisini dile getirmiş. Bunları yaparkende klasik Batılı zihniyetiyle yapmamış gayet objektif kaynaklarla sabit olayları anlatmış. Hıristiyan ve Müslüman tarih yazılarından yararlanarak kitabını oluşturmuş. Hırıstiyan tarih yazıcılarının yanlış olduğu yerleri açıkça söylüyor hatta sıkı durun bizim lehimize olan durumlarda olsa bile bilim, mantık ve tarihi kayıtlarla bizim haklı olduğumuzu bizim tarih yazıcılıramızı haklı bulmuştur. Tabiki bu durum hıristiyan tarih yazıcıları içinde böyledir. Bazı yerlede Hıristiyan tarih yazıcılarının durumu abarttığını bazı yerlerde de Müslüman tarih yazıcılarının durumu abarttığını söylemiştir. Kitabın akışı okunma keyfi güzel. Tarihsel gerçek olayları hem Türklerin tarafına geçerek hemde Bizanzslilarin tarafına geçerek anlatmış.( tarafına geçerekten kasıt Türklerin olayları ve Bizanslıların olayları olarak) Olaylar kronoloji sırayla ilerliyor. Ben sadece bazı yerlerde biraz sıkıldım ama buda benden kaynaklı bir olay siz sıkılmayabilirsiniz. Ayrıca kitap alıntı olayını da iyi halletmiş bazı yerlerde yazarın yaptığı alıntıları ingilizceden çevirmektense alıntının kendi dilinden çevirmişler ve bu daha iyi çeviri sağlamış. Kitabın içindeki resimler de güzel yerleştirilmiş keşke yazar biraz daha görsel kullansaymış ama görsellerin az olması bir sıkıntı yaratmıyor. Çeviri gayet akıcı bir yazım hatasına da denk gelmedim. Baskı gayet güzel harfler okunaklı görseller siyah beyaz olsa bile gayet net. Kısaca yorumum kitabı herkese tavsiye ederim.
Bizim 16.yüzyıl denizciligimizi küçümseyen avrupaya karşı bizim de küçümsediğimiz 16.yüzyıl avrupa denizciliği ve donanmasına karşı oldukça tarafsız bir eser. Rodos ve Kıbrıs fetihleri ile Malta kuşatmasının bu kadar ayrıntılı anlatıldığı ve hiç bir tarafın küçümsenmediği bir eser. Ayrıca İnebahtı ve Preveze deniz savaşlarının da anlatımı roman akıcılığında ama ders notu gibi de ayrıntılı ve doğru. Türk denizciliği ya da denizcilik tarihimize ilgi duyan herkesin okuması gereken bir eser.
İstanbul'un fethiye tarafsız ve objektif bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Bir belgesel havasında okunan eser hem okuma keyfini hem de fetih ile ilgili ilginç gerçekleri gözönüne getiriyor.
Bu tarz bir kitapta en çok merak edilen yazarın tarafsız olup olmadığıdır. Maalesef ki konuyla ilgili Türk yazarların kaleminden çıkmış kitaplar genellikle kahramanlık destanı şeklindedir. Karşı tarafın ne düşündüğünün ne hissettiğini hiç bir önemi yoktur. Hatta pek çok kitapta bu "kafirler" insan olarak bile değerlendirilmezler.
Bu kitapta ise yazarın tarafsız bir anlatıma sahip olduğuna şahsen ikna oldum.
Ayrıca anlatım roman tadında yazılmış ve fazlasıyla görsellerle desteklemiş. Neredeyse hiç sıkmıyor ve oldukça doyurucu.
SON BÜYÜK KUŞATMA 1453
Tarihe meraklıysanız, hele, hele İstanbul’un Fethi’ni merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Yazar kitabın da ilk kuşatmadan başlayarak, son kuşatmaya kadar olan tüm kuşatmaları (Hıristiyan ve Türk tarih yazıcılarının belgelerine dayanarak onlardan alıntı yaparak) tarafsız bir gözle anlatmış. Kitap da hem kuşatılan, hem de kuşatan insanların duygu, düşünce ve çektiği sıkıntılar anlatıldığı için okurken olayları bir bütün olarak görme imkanını da bulmuş oluyorsunuz. Okurken zaman, zaman sıkılsanız da (yazar bazı yerler de ister istemez tekrara düşüyor) eliniz de ki kitabın bir roman olmadığını gerçeklere dayandığını bilmeniz ve okuduklarınızın size çok şey katacağından emin olmanız kitabı okumanız için en büyük neden bana göre.
Chedomil Mijatovic'in 1453 İstanbul'un Fethi adlı eserinden sonra en çok beğendiğim İstanbul Fethini anlatan kitaptır. Bir iki yerde bulunan yazım hatası dışında mükemmel bir eser :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Roger Crowley
Unvan:
Yazar
Doğum:
1951

Yazar istatistikleri

  • 54 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.