·
Okunma
·
Beğeni
·
879
Gösterim
Adı:
Soyka
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753483988
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Sevilmemiş, “kıpkırık” bir kadının hikayesi

Babasının beylik tabancasıyla sevgilisi Salih'i ensesinden tek kurşunla öldüren Soyka, yüzünü arı sokan Başkomiser Demir tarafından tutuklanıyor. Genç kadının konuşmayacağını anlayan Demir, ona kelimeler veriyor ve kelimelerin onun için anlamlarını, çağrışımlarını, hikayelerini anlatmasını istiyor. Birlikte suç nedir, suçlu kimdir üzerine bir sorgulamaya giriyorlar. Soyka öyle bir hayattan geliyor ki, “Salih'i öldüren silahı, tetiği, kurşunu nasıl ki tutuklayamıyorsan beni de tutuklayamazsın,”diyor.

Bedia Ceylan Güzelce bir sorgu odası hikayesi anlattığı Soyka'da, sevmenin öğretilmediği insanların trajedisini kelimelere bölüyor.

Güzelce'nin kendine has üslubuyla gerçek hayatların gerçeküstü anlatımı var bu romanda.
152 syf.
·9/10 puan
Bedia Ceylan Güzelce - Soyka

#alıntı
“Soyka, biri öldüğünde ondan kalan eşyalara denir. Can bedeni terk ettiğinde tükürüğü,
dişleri, tırnakları, saçları, elleri ayakları, boynu göbek deliği gibi eşyaları da ölür insanların. Bu benim hikayem, bir ölüden geriye kaldım. Ve hikayem hiçbir romanın ilk cümlesi olmaya hazır değil. “

“Bazı anneler piyano çalar, Yıldız kilim dokurdu. Bazı anneler ipek gecelik giyer, Yıldız şalvarla uyurdu. Makyaj yapmaz, yalnızca kendisi yeşil ama sürünce rengi pembeleşen bir ruj sürerdi. Saçlarını tarar, sık sık ellerini yıkar, ata iyi binerdi. “


Siz bir insana yetişkin olduğunda ne kadar farklı şey öğretmeye, var olanı düzeltmeye ya da o insanı değiştirmeye çalışırsanız çalışısın. Hepsi boşuna tüketilen zamandır. Bir insan çocukluğunda neyi nasıl gördüyse kafasında öyle yer eder. Psikolojisinin nasıl şekilleneceği de en çok bu dönemde yaşadıklarına bağlıdır. Tıpkı Zeynel ( Soyka ) gibi. Küçükken ona nasıl öğretildiyse öyle yaşayıp gitti. Hepte kötü öğretildi, ezildi, yok sayıldı.. Güzelliği bile çirkinliğe empoze edildi. Misal adını Soyka olarak telaffuz ettiler sürekli. Oda bir Soyka olarak büyüdü. Yani istenilmeyen, sevilmeyen bir eşya gibi.. Oysaki onun adı dedesinden gelen Zeynel’di. Anlamı güzel bir süs eşyasıydı. Onu değersiz, istenmeyen bir eşya sıfatına koydular ömürleri boyunca. O ise bunu o kadar kanıksadı ki hayatı boyunca bu şekilde yaşadı. Şimdi bu kadın neyi, nasıl yapsa onu büyütenlerin yansıması olmayacak mıydı bu yaptıkları..? Onun ne suçu vardı ?

Farklı büyütülen bir kadının hayatı, işlenen bir cinayetin ardından yine farklı bir sorgu yöntemiyle gün yüzüne çıkıyor. Kitap bu hayatı anlatıyor. Zevk alarak merakla okuduğum ve çok beğendiğim bir kitaptı, okumalısınız. Keyifli okumalar ️
152 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10 puan
Yazarın okuduğum ikinci kitabı, birincisi 1473'tü. Her iki kitap konu olarak birbirinden son derece farklıydı. Bu kitap bir polisiye, ama bildiğiniz polisiyelerden değil. 'Bir insandan nasıl bir katil yaratılır'ın öyküsüydü. Doğduğu ilk günden beri ilgisiz ve sevgisiz büyüyen Zeynel'in, nam-ı diğer, Soyka'nın öyküsü. Soyka benim ailemde de küfür olarak kullanılan bir kelime. Anlamını ise bu kitapta öğrendim; ölüden geriye kalanlar demekmiş. Şaşırdım doğrusu, daha kötü bir anlamı var sanıyordum. Bütün kitap sorgu odasında geçiyor. Komiser Demir ve Soyka arasında. Demir, denenmemiş bir sorgu tekniği uyguluyor. Sadece bir kavram veriyor ve sanık bu kavramla ilgili açıklamalarda bulunuyor. Bu şekilde yüzlerce kavram ve konuşma oluyor. Zaman zaman kavram yerine isimler de olabiliyor. Soyka'nın annesinin babasının isimleri gibi. Kitabın kapağındaki arı, kitabın içeriği için çok önemli bir ipucu aslında. Ama bu ipucunu kitabın son sayfasında anlıyorsunuz. Kitaptaki Salih karakteri ise hayalini kurduğum hayatı yaşıyor, faturasız hayat, müthiş bir şey. Yazarın anlatımı ara ara şiire dönüşüyor, altı çizilecek ve alıntı yapılacak o kadar güzel sözler var ki, bu sözler için bu kitabı okumalısınız.
143 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
"Soyka" yani Zeynel'in sevdiği adam Salih'i ensesinden vurduktan sonra Demir tarafından sorgulanmasını anlatıyor. Kitap bir sorgu odasında geçiyor ama Başkomiser Demir farklı bir sorgu taktiği uyguluyor. Kitabın kapağı saçma gelmişti aslında ama sandığım gibi saçma değildi. Her zaman klasikleri okurken araya sıkıştırdığım kitaplar arasında oldu bu kitap. Okunulabilecek güzel bir kitap.
152 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Değişik bir kalem. Ben ilk defa okudum fakat ödüllü romanı var ve güzel belgesel programları oluyor İz TV'de. Tavsiye ederim. Sıradan değil, hep aynı konular işte diyemeyeceğiniz türden...
152 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Gözle görülen, gün gibi ortada olan suçların cezalandırıldığı bir dünyada Soyka suçlu. Çünkü babasının beylik tabancasını aldı ve sevgilisi Salih’i ensesinden tek kurşunla vurarak öldürdü. Ve inanır mısınız bu kitap hakkında bir ipucu değil, onun yanından bile geçemez.

Bedia Ceylan Güzelce, Ankara doğumlu Türk gazeteci ve yazar. Soyka benim yazarla tanışma kitabım oldu. Bir videoda bahsedildiğini duyduğum an okumam gerekiyor bu kitabı dedim. Şimdi de bitirmiş halimle iyi ki okudum diyorum.

Kitabımızın ismi, Soyka, ne demek biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim, ölüden geriye kalanlar demek. Eskileri, artıkları, insanları... Bir kelime anlamı ile ne kadar ağırlaşabiliyor değil mi? Hele bir insanın sırtında, kambur olup kalıyor. Dahası bunu bir çocuğa yapıyorlar, Zeynel’e. Evet adı aslında Zeynel onun ama kimse ismiyle hitap etmiyor. Annesi, babası bile ona Soyka diyor. Bu kelime ise Zeynel’in ruhunda çok derin fırtınalar koparıyor.

Zeynel çok güzel bir kadın. Hani derler ya gören bir daha dönüp bakar diye, o denli güzel. Çocukken de yaramaz bir çocuk değildi. Hep ailesi nasıl isterse öyle biri oldu. Bir suçu olmadı mesela hiç, tabii günümüzdeki cinayetini saymazsak. Yaşadı, okudu, çalıştı durdu. Gerçi kendisine sorulsa var olmak istemiş midir, emin değilim. Ancak o var, o doğdu ve birisi artık. Kimse kabullenmese de bu dünyada var, adı da Zeynel.

Kitabımız Zeynel’in sevgilisi Salih’i öldürmesi ile başlıyor. Yakalanmasının ardından kendisi ve başkomiser ile birlikte bir odada buluyoruz kendimizi. Tüm olay burada geçiyor. Başkomiser Demir’in, gerek Zeynel’in karakterinden etkilenmesi, gerek kendi yapısı gereği onu konuşturmak için farklı bir yöntem deniyor. Kelimeler veriyor ona sorgu odasında. Her bir kelime ile Zeynel ruhunu ortaya döküyor. Ne kadar sevilmediğini, ne kadar görülmediğini anlatıyor. Kocaman bir yaşanmışlık altmış altı kelime başlığına sığıyor. Kısacası bir suçlunun konuşması ile, genç bir kadının hayatındaki asıl suçluları yakalıyoruz.

Hikayesi zor bir kadın Zeynel. Beni çok etkiledi. Son dönemde benzer kitaplar okumuş olmanın etkisiyle, anlatımın güzelliği ile çok rahat anlayabildim onu. Okuyunca ise sizin ruhunuzda da ufak bir leke bırakıyor. Nerede ismini, lakabını duysanız o leke akacak ve kendini belli edecek gibi duruyor.

Kitabı çok sevdim. Unutamayacağım kitaplar arasına yerini aldı. O kadar çok cümlenin altını çizdim, o kadar çok içine dahil olabildim ki... Bunda kalemin yalınlığı ve sürükleyiciliği tabii ki en büyük etken. Her bir karakter mesela, çok sağlam temellere oturtulmuş. Siz oturduğunuz yerden bazılarını sarsmak istiyorsunuz ama maalesef sarsamıyorsunuz. Ve konu olarak aile temasını böyle gerçeklikleriyle işleyen tün kitapları ayrı seviyorum. Çünkü tüm toplumca kutsal görülen bu birimin enkazı hep çocukların üzerine kalıyor. Onların ruhlarının yorgunluğu hiç bitmiyor. Kanayan yaraları onları ölüme götürüyor. Bunlar yadsınamaz gerçekler, bu romanda gerçeklerin bir yansıması.

Ufacık bir kız çocuğu nasıl katil olur biliyor musunuz? Bu kitaptaki gibi sevilmezse, kanadı daha oluşmadan kırılırsa, o da tetiği çeker. Bu kadar basit aslında.

Bu kitabı okuyup sevenler için, Ayşegül Kocabıçak’ın run Gülüzar Run’ını öneriyorum. Benzerlikleri okuyunca keşfedeceksiniz.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir cinayetin ardından sorgu odasında ortaya çıkan yitirilmiş,sevilmemiş,itilip kakılmış,aile sevgisi görmemiş güzeller güzeli bir kızın iç dünyasını anlattığı,kayıp yıllarının altındaki sakladığı trajediyi,tekrar karşılaştığı aşkına çektiği tetiğin suçlusunun kendisi olmadığını anlattığı bir güzel bir kitap olmuş.
152 syf.
·4 günde·8/10 puan
Bir suçun tek sahibi suçu işleyen midir?
Bir çocuğu hayatı boyunca görmezden gelenler midir?
Ona bir ismi varken isim takanlar mıdır?

Zeynel son derece akıllı, tatlı bir kız çocuğu.Gözleri çakmak çakmak. Etrafındaki kimsenin göremediği kadar güzel görüyor hayatı.Ama o görülmüyor. Annesi tarafından bir kere başı okşanmamış. Büyüyüp serpilene kadar babasının dikkatini çekmemiş. Etrafındaki herkes bencil.

Onun tek istediği görülmek ve sevilmek. Bir Afrika kabilesindeki sözde olduğu gibi :
"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevginin sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar"

Zeynel'in yani Soyka'nın hikayesi karakolda farklı ve empatik bir sorgu tekniğiyle ortaya dökülüyor.

Çocukluğun nasıl bir potansiyel olduğunu anlamak, görmek isteyene...
152 syf.
·Beğendi·7/10 puan
İnsan ne ile büyürse o olur.
Merhametle, sevgiyle büyütülen çocukla, dışlanarak ezilerek sevilmeden büyüyen çocuk bir olur mu?
Ziyan bir hayat anlatıyor kitap. Zor bi çocukluk ve daha zor bi gençlik hikayesi.
Polisiye görünümlü bi kaybedenler kulübü hikayesi.
Daha fazla zenginleşsin istedim okurken. Mesela Demir komiser biraz daha söz alsın, şu sorgu tekniklerini biraz öğretsin bize. Yada “vay helal be komiserim” diyebilmek istedim ama olmadı.
Nalan’ın yaptıkları yanına kalmasın bari dedim. Kaldı. Bu da bana dert oldu.
Biraz daha yeraltı edebiyatına kaysın iş istedim. Biraz intikam alalım hayattan istedim son sayfalara yaklaştıkça. Olmadı.
Soyka kelimesini nasıl yanlış kullanmışım bu güne kadar. Utandım.
He birde beklemediğim final beni çok şaşırttı.
Velhasıl altı çizilecek, kalbinize dokunacak güzel cümlelerle süslenmiş, “gideri var” kıvamında iyi bir çıtır çerez.
Asla unutmayacağım şu cümle ile kitabı rafa bırakıyorum.
“Doğruyu öğrenene kadar insan yanlışın kölesidir”
152 syf.
·5/10 puan
Yazar şiir yazmış ama şair olarak çıkmak istememiş bazı mısralara hikayeler uydurmuş gibi. Zeynel bana gerçeksdışı bir karakter gibi geldi. Gördüğü zulüm ile verdiği tepkiler işlediği/işlemediği suçlar uyumsuz. Yine de Bedia hanım severek takip ettiğimiz biri. Yolu açık olsun.
152 syf.
·8/10 puan
Farklı bir polisiye romanı. Farklı bir sorgulama yöntemiyle yapılan sorguda; sevilmemiş bir çocuğun yaşadığı ve şahit olduğu olayları ve onu cinayete götüren olaylar zincirini anlatıyor. Benim için alışık olmadığım ama sevdiğim bir yolculuktu. “Bu bir aşk cinayeti değildir.”
Nalan ölsün istiyordum, ölmüyordu. Olmasın istiyordum, oluyordu. Dünyada bir adalet olduğuna inanmıyordum. İnanmadığım şeylerin sayısı artınca din derslerinden muaf tutuldum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soyka
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753483988
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Sevilmemiş, “kıpkırık” bir kadının hikayesi

Babasının beylik tabancasıyla sevgilisi Salih'i ensesinden tek kurşunla öldüren Soyka, yüzünü arı sokan Başkomiser Demir tarafından tutuklanıyor. Genç kadının konuşmayacağını anlayan Demir, ona kelimeler veriyor ve kelimelerin onun için anlamlarını, çağrışımlarını, hikayelerini anlatmasını istiyor. Birlikte suç nedir, suçlu kimdir üzerine bir sorgulamaya giriyorlar. Soyka öyle bir hayattan geliyor ki, “Salih'i öldüren silahı, tetiği, kurşunu nasıl ki tutuklayamıyorsan beni de tutuklayamazsın,”diyor.

Bedia Ceylan Güzelce bir sorgu odası hikayesi anlattığı Soyka'da, sevmenin öğretilmediği insanların trajedisini kelimelere bölüyor.

Güzelce'nin kendine has üslubuyla gerçek hayatların gerçeküstü anlatımı var bu romanda.

Kitabı okuyanlar 116 okur

  • Fikriye Yılmaz
  • Victor Navorski
  • Ezgi Erdoğan
  • Deniz özgü yılmaz
  • Sena Taşdemir
  • Cdamlas
  • Derya
  • Rumeysa Bal
  • göksu
  • Sıdıka Köksaldı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.3 (13)
9
%29.7 (19)
8
%28.1 (18)
7
%9.4 (6)
6
%4.7 (3)
5
%4.7 (3)
4
%0
3
%0
2
%3.1 (2)
1
%0