Bu kitabi ozellikle okumak istedim. Esim zor bir hamilelik sureci yasadi, o donemde masanin uzerinde duruyordu ve ben de ertelemek istemedim. Still Born anneligi parlatan bir kitap degil. Her seyin icguduyle, dogal sekilde yoluna girecegini soylemiyor. Kararsizlik, yorgunluk, kafanin karismasi var. Genelde yuksek sesle konusulmayan seyler var, kitap oralara bakiyor.
Kuslarla ilgili bolum beni baya etkiledi. Bazi kuslar yumurtasini baska kusun yuvasina birakiyor, yavru kendi turunden olmayan bir ebeveynle buyuyor. Dogada bu tuhaf degil, gayet normal. Kitap buradan sunu dusunduruyor: Kan bagi her seyi belirliyor mu, yoksa biz mi oyle alistirilmisiz? Danimarka’da gecen, kan bagi olmayan yetiskinler ve cocuklarin birlikte yasadigi apartman bolumu de ayni yerden vuruyor. Klasik aile yok ama hayat devam ediyor, cocuklar buyuyor, baglar kuruluyor.
Kitap cevap vermiyor, iddia da ortaya atmiyor. “Boyle de oluyor” deyip kenara cekiliyor. Okuması rahat degil ama gerekli. 2026’nin okudugum 2. kitabi oldu. Buyuk ihtimalle yil gectikten sonra bile aklima geri gelecek kitaplardan biri.