"Kadın kadının yurdudur" diyerek başlamak istiyorum...
Stres üzerine yazılmış bu kitap, iki kadın yazarın özellikle kadınlar için kaleme aldığı bir eser (elbette erkekler de okuyabilir). Bilimsel verilerle desteklenmiş, ama teorik bilgiyle boğmadan; hayattan örneklerle, şefkatle ve yumuşacık bir dille oluşturulmuş. Okurken kendinizi bir sevgi ve anlayış çemberi içine alınmış gibi hissetmeniz olağan.
Cinsiyet eşitsizliğinden, toplumsal cinsiyet rollerinden, yetiştirilme tarzının getirdiği diğerkâmlıktan; yani kadınların cinsiyetleri sebebiyle maruz kaldığı stres faktörlerinden nasıl etkilendiğini okurken, insan yalnız olmadığını tekrar hatırlıyor. Yalnız hissetmemek, insanın kendini "normal" kabul etmesine yardımcı olan bir şey.
Kitap, öncelikle stresi ikiye ayırarak ele alıyor:
Stresle baş etme,
Stres kaynaklarıyla baş etme.
Bu ikili yaklaşım, stres kaynaklarını ortadan kaldıramadığımız ya da değiştiremediğimiz durumlarda dahi stresle baş edebilmek için neler yapılabileceğine dair pratik yöntemler sunuyor.
Hayatta birçok alanda çeşitli stres kaynakları mevcut. Kitap, iş, aile, beslenme, dinlenme, arkadaşlık gibi pek çok alanı kapsayan örneklere yer veriyor. Bu da okuyucunun kendi yaşamına dair mevcut stres kaynaklarını fark etmesini ve bir yerden yakalamasını kolaylaştırıyor.
Son yıllarda birçok rahatsızlığın altında yatan en önemli faktörün stres olduğunu biliyoruz. En az bir sebeple doktora başvurduğunuzda, “Stres yapmamalısınız,” cümlesini duymuşsunuzdur. Genellikle bunun zarar verici olduğunu bilmemize rağmen nasıl stres yapmayacağımızı bilemeyiz. Bu da doktorun önerisini, doğru ama işlevsiz bir tavsiye olarak havada bırakır.
Emily ve Amelia ise bize stresle baş etmenin pratik yollarını gösteriyor.
Vücudun ürettiği stresin, tüm o kasılmaların ve ağrıların