Ali Narçın'ın Dünya Uygarlıkları serisinde önce Babiller ile ilgili araştırmasını okumuştum. Serinin tamamını elime geçirince Sümerler'i de bitirdim.
Sümerler, MÖ 4000 - MÖ 2000 yılları arasında Irak'ın güneyinde yerleşik olan, medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölgedeki uygarlıktır. Dünya'nın bilinen en eski uygarlığı kabul edilir. Mezopotamya'da ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini Sümerler atmıştır.
Yazı, tekerlek, saban, yazılı kanunlar, edebiyat en bilindik Sümer icatlarının yanısıra Sümerlerin kurduğu matematiksel temeller bugün hala varlığını sürdürüyor.
Sümerlerin çivi yazısını icadı MÖ 3400’lere dayanıyor. Yazı en karmaşık formunda, antik kâtiplerin hece ve kelimeleri kamıştan bir kalem kullanarak ıslak kil tabletler üzerine yazdığı birkaç yüz karakterden oluşuyordu. Yazılı tabletler daha sonra sertleşmeleri için pişiriliyor ya da güneşin altında bırakılıyordu. Sümerler çivi yazısını ilk olarak ticari işlerin hesabını ve kaydını tutmak için geliştirmiş, fakat zamanla şiirden tarihe, kanunlardan edebiyata her şey için kullanılan tam teşekküllü bir yazı sistemine dönüşmüştü. Yazı birden çok dile adapte edilebildiği için birkaç binyıl boyunca bir düzineden fazla kültür tarafından kullanılmıştı öyle ki arkeologlar, Yakın Doğu’ya ait astronomik metinlerin MS birinci yüzyıl gibi yakın bir tarihte bile çivi yazısıyla yazılmış olduğunu keşfetti.
Mezopotamya edebiyatının en gözde başarısı, orman canavarıyla savaştığı sonsuz yaşamın peşinden koşan bir Sümer kralının maceralarını anlatan 3.000 satırlık epik şiir “Gılgamış Destanı”dır. Destanın kahramanı Gılgamış Herkül’le yarışır güce sahip bir yarı tanrı olsa da birçok araştırmacı karakterin gerçekte Uruk şehrinin beşinci kralına dayandığını inanıyor. Tarihi Gılgamış’ın adı Kral Listesi’nde geçiyor ve