Tarihin Mayın Tarlası

7,7/10  (3 Oy) · 
10 okunma  · 
1 beğeni  · 
544 gösterim
"Kurtuluş Savaşı'nın zaferle bitmesinden sonra Refet (Bele) komutasındaki bir Türk birliği, İstanbul'a girdiyse de, işgali resmî olarak kaldıramadı..."
Akla takılan soru: "Bu ne menem iştir ki, İngiliz-Fransız işgali altında bulunan İstanbul'a Türk birlikleri giriyor, ama tek mermi patlamıyor. Ne İstanbul'a saldıran var, ne de savunan! Öylece bakışıp duruyorlar mı yani?.. Bunlar dost mu, düşman mı?"
Başka bir soru: "Kurtuluş Savaşı'nı biz, İngilizlere karşı mı verdik, yoksa İngiliz teşvikiyle 15 Mayıs 1919'da İzmir ve havalisini işgal edip, Bursa'ya kadar ilerleyen Yunanlılara karşı mı? İngilizleri hiçbir cephede yenmediğimize, hatta savaşmadığımıza göre, Yunanlıları yendiğimiz için İstanbul'daki İngiliz işgali neden kalksın?"
Resmi tarih, sorularımızı kulak ardı ederek, şöyle devam ediyor:
"4 Ekim 1923 günü düzenlenen bir törenle (işgaliler), Türk Bayrağı'nı selâmlayarak şehirden ayrıldılar… 5 Ekim 1923'te şehrin Anadolu yakasına gelen Türk Ordusu, 6 Ekim 1923 günü coşkun bir bayram havası içinde, sevinç gözyaşları arasında ve çiçek yağmuru altında istanbul'a girdi."
Ne işgalmiş bu da yani?.. Bayrağımızı selâmlayıp gidiyorlar!
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9786053470533
  • Yayınevi:
    Paradoks Yayınları
  • Kitabın Türü:
Fulya 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3/10 puan

Kitapta çelişkiler olduğunu düşünüyorum. Yazar: örneğin bir sayfada Sultan II.Abdulhamit'i şefkatli bir Padişah İyi bir insan olarak tanıtıyor belli ki padişaha sempatisini gizlemiyor ona yakıştırılan "Ulu Hakan" ve "Cennetmekan" gibi güzel sıfatlara katılıp bunun zıttı yönde söylenen "katil Han" ve "Kızıl Sultan" gibi yakıştırmaları kınıyor (en azından kitapta böyle bir izlenim bırakıyor) daha sonraki sayfalarda Sultana iyi diyenlerin sultanı tam anlamıyla suçsuz bulmayacağını ve kötü diyenlerin de tamamen suçlu bulmayabileceklerini söylüyor. Yani önce kötü diyenleri haksız buluyor, sonra haksız olmayabilirler diyor.