"Kaçışın evlerinize!" diye bağırıyorum kollarımı iki yana açarak, "Şehir bana ait artık. Koşun siz naftalin kokulu sığınaklarınıza, eğri büğrü çinko saçak altlarına, kiremit kaplı beton kutulara! Ben hiçbir yere gitmiyorum. Sünger gibi emeceğim yağmuru. Denizi gözlerimle içeceğim. Göğün grisini, gökkuşağının heftrenk buğusunu soğuracağım."
Tıpkı bir çocuk gibi gözlerimizi yumup yumruklarımızı sıkarak olması için sessizce yakardığımız tüm bir yaşam boyu beklenmiş bir şeyin gerçekleşmemesi çok acı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Unutmamalı ki, yazgı yazılmış olandır, ak üzerinde karadır, kolay kolay değişmez, tahrif edilemez, silinmez. Dahası, portakal aracılığıyla onu bizzat siz yazmışsınızdır. Onu yazan sizsinizdir, ondan yakınmaya da hakkınız yoktur öyleyse. Kendi düşen ağlamaz, kendi portakalını kendisi soyan da gördükleri karşısında dehşete kapılmaz