Trajik Kavramı

Tatlı Şiddet

Terry Eagleton
Kapitalizm birçok eksiğinden dolayı eleştirilebilir ama dinamizm eksikliği bunlardan biri değildir. Akla Walter Benjamin'in bilgece özdeyişi geliyor: Devrim, kontrolden çıkmış bir tren değil, acil durum freninin kullanılmasıdır.
Hegel, trajedinin derinliği, ciddiyeti ve yoğunluğunu duygucu sulandırmalardan kurtarmaya çalışan ama aynı zamanda onu Aydınlanma Aklı'yla uzlaştırmaya çaba gösteren önemli bir trajedi kuramcısıdır. Bu durumda karşı-Aydınlanma'nın önemli trajik filozofu, Kierkegaard'ın rasyonalizme olan nefretini Protestan bir görüş açısı yerine pagan bir bakış açısıyla paylaşan Nietzsche'dir. Ama Nietzsche'ye göre trajedi, bir çeşit felsefi tanrıbilimdir ya da Hegel'de olduğu gibi bir kötülük savunusudur.
Reklam
''İnsanın en kötü olanı deneyimlediğini ve korkacak daha öte bir şey olmadığını fark etmekte teselli yoktur" diyor Jonathan Lear; "yine de dünya, kişinin vakarla hareket edebildiği rasyonel, anlamlı bir yer olarak kalmaya devam eder. Trajedide, belki de özellikle trajedide, insanın temel iyiliği ve dünya yeniden olumlanır."
İnsan kendini olduğu gibi, tüm ahlaki sefaletiyle sevmek zorundadır, bu ise onun başkalarını nasıl sevmesi gerektiğini de gösterir. Bu ölçüde bir başkasını kendimizmiş gibi anlamak [onunla duygudaş olmak], onu kendi varlığımızın hayali bir kopyasından ziyade olduğu gibi anlamaktır. Başka bir deyişle, onu imgesel yerine Gerçek'te fark etmektir.
Şans diye ifade ettiğimiz şey, benzeri olmayan bir tikel gibi, klasik bilimsel sorgulamayla anlaşılamaz; o, okunaksız ve tipik-olmayandır, ondan öğrenilebileceğiniz şey, aniden başlayan bir rüzgâr esintisinden ya da rastgele serpişen yağmur damlalarından ögrenebileceğinizden daha fazla değildir.
Sokratestçi ironi, cehalet adına günahın da bir reddidir, bu yüzden bütün yanlış yollarda anti-trajiktir. Umutsuzluk en değerli meskenini mutluluğun tam kalbinde bulur, Kaygı Kavramı'ndaki gibi, tüm dolaysızlığın merkezinde hiçliğin adsız dehşeti vardır.
Reklam
Reklam