Mahmut efendi hazretleri, 2094-2005 yıllarında, nisbeten ifâkat bulduğunda şehir içinden ve şehir dışından kendisini ziyaret etmek için gelen ihvanları ve sevenlerini ilk zamanlarda hane-i saadetlerinde, sonra yoğun ilgi sebebiyle izdiham oluşunca, İsmail Ağa cami şerifinde kabul buyurmuştur. Bu vesile ile imkan ve takati nisbetinde sayıları yüzlere, binlere ulaşan ziyaretçilerine nasihat ve tembihler de bulunmuştur. İşte onun tembihleri, büyük bir itina ile kaleme alınarak "TEMBİHAT" adı ile ihvanın ve mühibbanın istifadesine sunulmuştur.
Rabbim cümlemize okuyup istifade etmeyi nasip etsin. (tesirini halk etsin) efendi hazretlerine sağlık sahat versin.
Mahmut Usta osmanoğlu;
1929 senesinde alimler yatağı veliler membağı Trabzon'un Of ilçesi, Miço köyünde bir Babanın duası kabul oluyor Bir annenin rüyası gerçekleşiyor. babası Ali Efendi, annesi Tufan kızı Fatma çocuksuz geçen uzun yılların ardından, bir gece ayın gökyüzünden inip karnına girerek Etrafı aydınlattığını gören Fatma hanım nurlu bir bebeğe sahip oluyordu. Mahmut Efendi Hazretleri 6 yaşındayken hafızlığını babası ve annesi annesinde yapmıştır. ailesinin ve yetiştiği bölgenin dindarlığının da etkisiyle ufak Yaşına rağmen namazları camide kılar, Nafile ibadetlere de son derece önem gösterirdi. hafızlığını bitirdikten sonra Ramazan ayında Kayseri'ye gidip o bölgenin değerli alimlerinden tesbihçizade Ahmet efendinden sarf, nahif ve Farsça dersleri aldı. kendisi okurken bir yandan okutmaya başladığı talebelerini 7 sene okuttuktan sonra askere gitmeden icazet verdi ki o tarihlerde başarılması çok zor bir işti. Mahmut Efendi Hazretleri şeyhi Ali Haydar Efendi Hazretleri gibi ilim ve tasavvufu (cemden) çift taraflı bir zat idi. tarikat üzerinde titizlikle durmakla birlikte islami hükümlerden zerre kadar taviz
Selamün Aleyküm!
İlk olarak Efendi Babamız(ks) bu eseri bizlere verdiği için,
Rabbim kendilerinden razı ve hoşnut olsun.
Rabiim ömürlerini hayırlı ve mübarek eyelsin,
Rabbim Şeyhimizi başımızdan eksik etmesin..
Kitabın bir çok yerinde geçtiği gibi,
'Bu dünyaya neye geldin bilenden al haberi!' buyuruluyor.
Peki biz bu dünyaya neye,niçin geldik düşünüyor muyuz hiç?
Biz bu dünyaya Mevla'yı bilmeye ve O'na ibadet etmeye.
O'nu zikretmeye geldik.. Rabbim bizleri Kendisine layık eylesin..
Kitapta da bir çok yerde zikir üzerinde durulmuştur.İnsan Rabbisini her daim,her yerde
zikretmeli unutmamalıdır.Hatta ve hatta abdestsiz dahi olsak zikrimizi bırakmamız gerektiği söylenmiştir.
Düşman olarak insanın nefsi kendisine apaçık bir düşmandır.Nefs ibadet etmeyi,zikir etmeyi..
sevmez insan iradesini kendi nefsinin eline verdiği an kaybetmiştir şeytanı sevindirmiştir.
Lakin kendi iradesini nefsinin eline vermeyipte nefsini yenen kişilere ne mutlu, Rabbimizin hoşnutunu
kazanmış olur.
Rabbim herkese kendi nefislerini kontrol edenlerden eylesin bizleri..
İnsanın bu dünyanın geçiçi,imtihan yeri olarak görmesi ve bilmesini gerektiğini her daim aklında tutması lazım ve unutmaması lazımdır.
Kelamın sahibi güzel olunca okumaya doyum olmuyor..
Tekrar tekrar okuduğum bir kitap. Öyle okuyup bir kenara konulacak cinsten değil ama ne zaman ruhum bunalsa bir derdim olsa rastgele bir sayfa açarım ve tam derdime derman, ruhuma şifa olacak sayfalar çıkar karşıma..
Kitapta da sürekli geçtigi gibi "Dünyaya niye geldik?" sorusunu devamlı sormalıyız kendimize.Rabbim rızası üzere yaşayıp rızası üzere ölmek nasip etsin.Ne güzel ayetlerle, hadislerle ve bol dua ile Mahmud Efendi Hazretlerinin sohbetlerinin bulunduğu güzel bir kitap.Tekrar tekrar okunabilir
VelhamdülillahiRabbilAlemin.
Mevlamıza nihayetsiz şükürler olsun ki bu şerefe nail ve hâdim eyledi bizleri. Nice kelam aciz kalacağından kâfî. Amel etmek nasib olsun. Hayalleri bir bir gerçekleştiren Rabbe hamd.
Mahmud Efendi Hz nin sohbetlerinin kitap hali. İnsanın ruhuna iyi geliyor, insanın içi temizleniyor. Bolca ayet ve hadisler var. 1. Tembih, 2.tembih diye devam ediyor.
Kıymetli ve çok büyük hazine olan Tembihat eserinden alıntı;
الا أُخبِرُكُمْ بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ وَأَرْفَعِهَا لِدَرَجَاتِكُمْ وَخَيْرِ لَكُمْ مِنْ إِعْطَاءِ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا رِقَابَهُمْ وَيَضْرِبُونَ رِقَابَكُمْ ذِكْرُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
"Size amellerinizin en hayırlısını, Padişahınız katında en makbul olanını, derecelerinizi en çok yükseltecek olanı- mi, altın ve gümüş vermekten sizin için daha hayırlı olanını ve düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanız- dan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından (şehit ol- manızdan) sizin için daha hayırlı olanımı haber vereyim mi? İşte o, Allah Azze ve Celle'nin zikridir."
(Müsned, No: 27525)
-Hadis-i şeriften ne anladık? Amellerin en hayırlısı zik- rullahdır. Aman göreyim sizi bir daha ele geçmez bu fir- sat. Nefes bitti, zikir de her şey de bitti.
Risale-i Kudsiyye'de şöyle buyurulur:
O Zatı Zatına mirat eyledi can,
Celâliyle Cemali oldu seyran.
(Beyt-60 R.Kudsiyye Sf: 15)
"Canımız olan Mevlâmız o zatı (Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve sellem)) kendi Zatına ayna yaptı. Mevlâ'nın Celâliyle Cemâli görünür oldu."
Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyor. Devamlı sadrimiza şifa olucak Nasihatler vardır. Tembihat
Din adamı, mutasavvıf, İsmail Ağa Cemaati lideri. Asıl adı Mahmut Ustaosmanoğlu olup, medyada ve tarikat çevrelerinde Mahmud Efendi olarak tanınmaktadır. Müridlerince kendisine Hazrat-ü Mevlânâ Eş-Şeyh Mahmud EnNakşibendî El-Müceddidî El-Hâlidî El-Ûfî lakabı da verilmiştir. 1929′da Trabzon vilâyetinin Of kazasının Miço (Tavşanlı) köyünde doğdu. Babası, köy imamı ve çiftçi Mustafa oğlu Ali Efendi, annesi Tufan kızı Fâtıma Hanım'dır.
İlk gençlik yıllarında civar köylerdeki hocalardan ders aldı. 16 yaşında iken kendisine hocaları tarafından icazet verildi. Bunun üzerine köyünde ders vermeye başladı. Erken yaşta, daha askerlik çağına gelmeden talebelerine kendisi icazet verdi. 1951 yılı Ramazan ayında, Sivas ili Divriği ilçesine vaiz olarak atandı. Yaptığı dini sohbetlerle çevresindeki insanların dikkatini çekti. Teyzesinin kızı Zehra Hanım'la evlendiğinde 16 yaşındaydı. Ahmet, Abdullah ve Fatıma isminde üç çocuğu vardır. 1952 yılının sonlarında şeyhi Ahıskalı Ali Haydar ile tanıştı. Askerlik sonrası şeyhi Ahıskalı Ali Haydar onu İsmailağa Camii'ne imam tayin etmek için davet etti. 1954'te İsmailağa'da imamlığa başladı. 1996'da 65 yaşını doldurduğu için aynı camiden emekli oldu.
23 Haziran 2022'de İstanbul'da vefat etmiştir.