Bazı zamanlar takılıp düşüyorum, canım acıyor, kimseler ile paylaşamıyorum. Demek istediklerimi ben susayım onlar anlasın istiyorum. Acaba öyle mi avutuyorum kendimi ? Düştüğüm yerden kaldırılmak , duymak istediklerimi değil de hissedebildiklerimi hissettiren kimseler ile olmak istiyorum.
İşte tam da bu anlara takıldığım bir zamanda postacı kapımı çaldı ve elinde bir koli. Gerçi haberdarım artık telefonuma gelen sms ile kolimi anlık takip etme şansım var. Haberdar olamadığım , hayalini bile kurmayı beceremediğim husus ise kolinin muhteviyatı, yaşattığı mahcubiyet duygusu.
Koskocaman bir kalp kutu içerinde serpilmiş kuru çiçekler arasında kitaplar, özene bezene elde hazırlanmış defterler ve ne olduklarını açıklamak istemediğim onlarca hediye ( Eylül bağışla, talepler çok olur diye gizlilik esası uygulamak istiyorum).
Eylül Türk hediyenin zerafeti öylesine etkiledi ki beni bu yaşıma geldim hiçbir Allah’ın kulu kalp temalı bir hediye vermedi bana, sanırım benden kaynaklı bir sıkıntı:)
Her hecesini yüreğimin bir köşesine sabitleyip sakladığım mektup; ellerimi, kollarımı ve nefesimi aldı. Onlarca, yüzlerce binlerce kez teşekkür etsem de sevincimi anlatmamda yetersiz kalacak tüm minnettarlıklar.
‘’ nedir bi bir elin sıcaklığı
içimdeki bu fazla yıldızları söndüremedikten sonra
hatırlamak sözgelimi
temmuzda ilkyaz elmaları
martta mormenekşeleri
nisandaki hanımellerini hatırlayabilir mi’’
Yazmış Musatafa Akar ‘’Dunak ‘’ başlıklı şiirinde . Daha da çok çok güzel dizeleri var. Bir röportajında neden ‘’ Tenezzül ‘’ diye sorulduğunda verdiği cevaplar ise tam şaire yakışır bir kalitede;
‘’Ayrıca kitabın adını da merak ediyorum. Neden Tenezzül?
Çünkü neredeyse modern zamanlarda şiir yazmak tenezzülen bir hal aldı. İnsanlar şiire
TenezzülMustafa Akar · Profil Yayınları · 201550 okunma