sokakta kadınlarla deliler gibi dövüşen, gücünün yetmediği yerde çığlık çığlığa baygınlık nöbetleri geçiren kadın, kendisini babamın eline öylesine kayıtsız şartsız bir şekilde bırakırdı ki, onun bir insan değil, dayak atılıp rahatlamak için kauçuk ya da ona benzer esnek bir maddeden üretilmiş bir manken olduğunu düşünebilirdiniz.
Düşünüyor , planlar yapıyor , sözcükleri ve fikirleri uygun biçimde yan yana getirip yeni düşünceler ve kararlar oluşturuyorum. Duygular karşısındaysa tam tersine elim kolum bağlanıyor , ne yapacağımı bilemez hale geliyor , kendimi bırakıp oradan oraya savrulmaya başlıyorum. Tüm veriler yan yana getirildiğinde , benim gibi bir düşünce insanının varlığını aklın koruyucu gücüne borçlu olduğu açıkça görülüyor.
Hayatın üzerinde süzülen bir kuş gibiydim. Herhangi bir noktaya doğru yaklaşıyor , sonra birkaç kanat darbesiyle uzaklaşıp gökyüzündeki yerimi alıyordum.