Puan

8.110 üzerinden
12 kişi
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2021 23:49
Bolca Kierkegaard dolu bir kitap. Bu da benim için +1 oluyor zaten. Kierkegaard en sevdiğim ve birçok açıdan kendimi en yakın gördüğüm filozoflardandır. Kitabımızdaki ana karakter de kendini Kierkegaard'a çok yakın görüyor, bu açıdan çok hoşuma gitti bu kitap. Kitabı okumadan önce Kierkegaard bilmek faydalı olabilir ama bilmiyorsanız sorun yok ana karakterle beraber siz de öğrenirsiniz. Ana karakterimiz Laurence "Tubby" Passmore oldukça ünlü bir sitcomun senaristidir. Onun gözünden, yazdığı bu günlükten aileye, yalnızlığa, varoluşa, cinselliğe, dine, ahlağa ve daha bir çok konuya bakıyoruz. Passmore bu günlüğü psikiyatrının ya da onu deyimiyle deli doktorununun tavsiyesi üzerine yazıyor. Fakat onun terapisi sadece bununla sınırlı değil, haftanın her günü farklı terapiler de alıyor. Mutlu bir evliliği olduğunu zanneden bu adamın zihinsel olarak geçirdiği değişimi onun sayfalarından ve iş arkadaşlarının, karısının gözünden okuyoruz ara ara. Kah Kierkegaard'ın peşinden, yinelmeyi keşfedebilmek için Kopenhag'a gidiyor, kah ilk aşkını bulabilmek için İspanya'ya Santiago Hac Yoluna gidiyor. Oldukça keyifli ve benim için yeni bir okumaydı. Kierkegaard hakkında da ilginç şeyler öğrendim. Mesela onun da kifoskolyozu varmış. Yazara devam ederim belki. 8/10
TerapiDavid Lodge · Ayrıntı Yayınları · 200331 okunma
8/10
·352 syf.··
2020 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 18:48
Varolusculuk gibi edebiyatta cogunlukla agir islenmis bir konuyu adeta kahramaninin senaryosunu yazdigi bir sitcom komedisi tadinda islemesi ilk etapta kulakta kotu yankilaniyor olabilir. Ancak bana sorarsaniz bu ironik yapi, yazarin adeta cok sevdiginiz bir dostunuzla sohbet edermiscesine kendisini dinlettiren samimi anlatisiyla birlesince bu iddaali gorev hic sanildigi gibi kotu durmuyor metinde. Kitap kesinlikle varolussal kaygilara az biraz kafa yormus, bu felsefenin icine sindigi metinleri okumus okur kitlesini hedefliyor, bu metinleri okumamis bir okur icin hikaye herseyi olan ama elindekilerle mutlu olmayi beceremeyen bir insanin paradosi olabilir ki bana sorarsaniz bu cok yuzeysel bir okuma deneyimi sunar.  BUNDAN SONRAKI KISIM SPOILER ICERIR Kitap kabaca 4 kisimdan olusuyor. Ilk kisimda kahraminimizin gunlugu uzerinden belirli bir yasam standartini asmis hayatinin, o standart icinde hic de hayal etmedigimiz aksaklikarina tanik oliyoruz. Ikinci kisimda kahraminin cevresindeki karakterlerin agzindan yazilmis mektuplardan olusuyor. Tabii o mektuplardaki anlatida, olay orgusu hikayeyi devraldigi yerden ilerlemeye devam ediyor. Ilk kisimda yazarin samimiyeti ve ironik diliyle cok defa kendiyle dalga gectigini gulumseyerek gozlemlesek de ikinci kisimda kahraminimiz tam anlamiyla hedef tahtasina oturtuluyor ve yuzumuzdeki o gulumseme hic bitmese de bir parca donup kaliyor. Acaba elestirilerin dozu biraz kacmis mi, cevremizin yargilamasi hep biraz daha acimasizdir zaten diye dusunceler kafam da ucusurken aklima Albert Camus nun Yabancisi da gelmedi degil. 3.kisima geldigimizde de kitabin bence climax ine ulasiyoruz. Ogreniyoruz ki o elestrileri baskalari yapmamis, mektuplari da kahraminiz baskalarinin agzindan kendine yazmis. Topluma rahatlikla
TerapiDavid Lodge · Ayrıntı Yayınları · 200331 okunma