Tonguç ve Enstitüleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
468
Gösterim
Adı:
Tonguç ve Enstitüleri
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
622
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754582017
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Rauf İnan'ın sözleriyle: "Amerika'da John Dewey, Avrupa'da Kerschensteiner, Asya'da İsmail Hakkı Tonguç vardı..."
"Türkiye'de 20. yüzyılın ilk yarısında dünyayı şaşırtan iki büyük savaşım örneği verildi. Bu iki önemli olaydan biri, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'ndan yeni bir cumhuriyet yaratan Ulusal Bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşımızdı (1919-1923). İkincisi de, savaştan sonra kurulan yeni devletin kısa sürede gelişip ilerlemesini etkileyecek, yerli bir eğitim ve kalkınma seferberliği olan Köy Enstitüleri hareketidir (1935-1946)."
Okumak için elinde küçük tahta bavuluyla Silistre'den 'vatan'a geldiği günlerden ölümüne değin, halk çocuklarının eğitimine, köyün -eğitim yoluyla- canlandırılmasına adanmış bir ömür: İsmail Hakkı Tonguç (1897-1960)...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kurtuluş Savaşında düşman Eskişehir'e girdiğinde, Kurmay Subayı Saffet, istasyon yakınındaki kulübede kurtuluş planlarını yönetirken, genç öğretmen İsmail Hakkı da öğrencileriyle aynı İstasyonda, yatak çarşaflarından yırttıkları sargı bezleriyle trenden inen askerlerin yaralarını sarıyordu.
O günler geride kalmıştı artık. Biri sivil biri asker kökenli bu iki yurtsever, şimdi de ülkenin "cahillik" denen düşmanına karşı savaşım için elele veriyorlardı.
İstanbul serüveninde onu derinden etkileyen olumsuzluklardan biri olarak bu görüntüyü şöyle anlatıyordu anılarında: " Bizim hemşehriler, kasvetli rutubetli medrese odalarında kendi içlerine kapalı halde yaşıyordu. Dışarıda olup bitenlerden haberleri yoktu. Okullarına ait bilgileri kıttı. Onlar medrese odalarında bol bol pilav pişirerek, tıka basa yemek yiyerek, birbiriyle güreşte, camilerde okutulan derslere giderek zaman öldürüyordu. " Çocukluğunun bu gözlemleri onun belleğin, üç başlı osmanlı eğitiminin başta gelen kolu olan medreselerin çirkin bir resmi gibi yer edecekti.
O ünlü paşayı bulup sorunu için yardım istemeye karar verdi..... Böyle düşüncelerle paşa konağını arayıp buldu. ....paşaya sorununu vedileğini saygıyla anlattı kısaca.
Ne var ki Osmanlı paşası onu başka bir yerinden vurdu. "Evladım, parası olan okur, olmayan okuyamaz. İstanbul'da okumayı kolay mı sanıyorsun sen?" diyerek geldiği yere geri dönmesini öğütledi. Bunun için bir süre tramvay şirketine biletçi yazdırabileceğini, kazandığı parayla köyüne dönüp gitmesini söyledi. Kendine umut bağlamış o genci oracıkta, kapının önüne koyup, yaylı arabasına yaslanarak saltanatla çekip gitti. Paşanın bu davranışı karşısında delikanlı yerinde çakılıp kalmadı, gözleri dolmadı. Arabanın arkasına düşmüş yüksek sesle söyleniyordu: "Görürsün sen, parası olmayan okur mu okumaz mı? Senin gibiler yüzünden babalarımız cahil kalmış, yoksul düşmüşler. Ne yapıp edip okumanın yolunu bulacağım. Benim gibi çocukların okuması için ömrümün sonuna kadar çalışacağım. Koca Paşa, eğer ömrün olursa nasıl okuduğumu görürsün.Yazıklar olsun senin paşalığına!"
Çocuklarımızı öylesine yetiştirmeli ve eğitmeliyiz ki ticaretin, tarımın ve tekniğin tüm alanlarında bilgili, etkili ve yetkin olsunlar.
Pakize Türkoğlu
Sayfa 62 - M. Kemal/ 1923 İzmir İktisat Kurultayı
Ona göre eğitimde önemsiz diye bir şey olmaması gerekir. İyi düzenlenmiş bir eğitimde, her etkinliğin bir bütünün parçaları olarak kendine özgü görevleri vardır.
Osmanlı sarayı ve çevresi işgal ordularıyla birlikte Anadolu'ya uygarlığın da geldiğini sanarak seviniyorlardı. Başka bir kesim bağımsızlığın barışçı yollarla sağlanacağı düşünü kuruyordu. İçerdeki azınlıklar durumdan memnundu. Yıllardır savaştan savaşa koşan Anadolu halkı ve köylüler bitkindi.
1924'te yasal olarak sağlanan öğretim birliği, toplumda var olan medrese kafasını, Osmanlı anlayışını kıramamıştı. Medrese eğitiminin yerini ondan çok farklı olmayan "bilgi ezberleme" okulu almıştı. Oysa yığınların eğitim gereksinimi, kendilerini ve çevrelerini değiştirmede kullanılacak, meslek kazandıracak; modern üretimi, ekonomiyi kurup güçlendirmede, ülkeyi bayındırlaştırmada etkili olacak biçimde düzenlenmeliydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tonguç ve Enstitüleri
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
622
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754582017
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Rauf İnan'ın sözleriyle: "Amerika'da John Dewey, Avrupa'da Kerschensteiner, Asya'da İsmail Hakkı Tonguç vardı..."
"Türkiye'de 20. yüzyılın ilk yarısında dünyayı şaşırtan iki büyük savaşım örneği verildi. Bu iki önemli olaydan biri, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'ndan yeni bir cumhuriyet yaratan Ulusal Bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşımızdı (1919-1923). İkincisi de, savaştan sonra kurulan yeni devletin kısa sürede gelişip ilerlemesini etkileyecek, yerli bir eğitim ve kalkınma seferberliği olan Köy Enstitüleri hareketidir (1935-1946)."
Okumak için elinde küçük tahta bavuluyla Silistre'den 'vatan'a geldiği günlerden ölümüne değin, halk çocuklarının eğitimine, köyün -eğitim yoluyla- canlandırılmasına adanmış bir ömür: İsmail Hakkı Tonguç (1897-1960)...

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Nejdet Gökçe
  • cengiz tolstoyevski
  • Merve E.
  • Zeynep
  • Şeyma irem
  • Hilal Ahenk Aki
  • SONER GÜLER
  • Utku
  • İlhan Aydoğdu
  • Alp Akay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0