Gelelim bugünkü kitabımıza; V. M. Giambanco'ya ait olan Travma. Bu isim bolluk bereketi temsil ediyor sanırım, çünkü bu ad altında yazılmış o kadar kitap var ki araştırdığımda şaşırdım. Bence kitap isimlerinin çok özenle seçilmesi gerek; özel bir hissiyat vermeli okura ve aylar yıllar sonra bile ismi duyduğunda kitabı hatırlayabilmeli kişi. He kitap çok iyi yazılmış olur orası ayrı; benim Travma diyince aklıma kesinlikle Wulf Dorn geliyor mesela. Bir gün bu güzide yazarımızın bir kitabını inceleriz diye umuyorum.
Ben bu kitabı güzel bir indirim köşesinde yakaladım; belki bahsetmişimdir, okumayı çok sevdiğim için sürekli kitap alırım ve indirim yakalayınca da çocuk gibi mutlu olurum. Daha fazlaaaa, daha fazlaaaaa diye haykırır zihnim. ^^
Bu kitap ise bu hevesimi kursağımda bıraktı ve ne yazık ki bana hiç tat vermedi. Gerçi bu konuda benim de bir hatam var; yazarın ilk kitabıyla bağlantılı olayları anlatan ikinci bir kitap bu. Geldik en nefret ettiğim kısma; e birader madem ikinci kitap; kapağına köşesine, arka yazısına, önsöze bir yere devam kitabıdır ilk kitapla bağlantı vardır diye sıkıştırıver. Yok ama... Hiçbir uyarı yoktu kitap üzerinde. Ben de sıkıntıyı okumaya başlayınca anladım; dedim fazla kopuk kopuk niye böyle.
Sonra devam kitabı olmasındandır dedim ama bütün kitabı okuduğum için rahatlıkla söyleyebilirim ki devam kitabı olmasıyla alakası yok. Çünkü orada geçen olayı detaylıca bu kitapta da anlatıyor ve havada kalan asıl olay çözülüyor. Yani problem ya çevirmenden kaynaklı, ya da yazarın zihni o kadar dağınıkmış ki bir türlü toparlayamamış. Hadi şunu ekleyeyim, dur önce şunu koyayım, ay sondan bir kesit ekleyeyim merak uyandırsın ama ilk kitabın olayını da geçmişe dönerek anlatayım derken her şeyi karıştırmış. Ben de kendimi bir anda beynim çorba olmuş
Olayların akış sırası itibariyle iç içe geçmiş, kimin kim olduğunu hatırlamakta zorlanılan ve maalesef sıkıcı kitaplar kategorisinne girecek bir romandı.
TravmaV. M. Giambanco · Panama Yayıncılık · 201780 okunma
Yıllar önce kaçırılan 3 çocuğun biri eve dönemez.Dedektif Alice Madison yıllar önce olan bu olayı araştırır.Hep "Biri gitti ,kaldı üçü" üzerinden olay ilerliyor .
Alice Madison karakterini sevdim fakat kadın hep kahve içiyor düzenli beslenmiyor.
Nathan Quinn i çok sevemedim . Evine gizlice giriyorlar o birini çağırıp incelettiriyor daha sonra Dedektif Alice i arıyor .
İlk 300 sayfada olaylar kafanızda tam oturmayabilir . Daha sonra anlıyorsunuz.
Olaylar bazı yerlerde hızlı ilerlerken bazı yerlerde çok durağan ama buna rağmen güzel bir kitaptı.
Çok severek okudugum bir kitap gerçekden çok zekiceydi.Film olsa olurmuş çokda izlenirmiş severek okudum bu yazarın başka kitaplarını merak ediyorum :)