Lazanya yapmak için tüm malzemeleri alıp sonunda menemen yapmaya karar vermek gibi bir kitaptı. Yazarın elinde tonla potansiyel varken, hepsini önüme serip en sade hikâyeyi sunmuş.
Aile geçmişi, çocukluk travmaları derken kafam şişti; madem gizemli bırakacaktın, neden bu kadar detaya girdin? Buna rağmen itiraf edeyim, o “menemen” kısmı baya lezzetliydi.
Jake… dünyadaki tüm testosteron tek bedende toplanmış gibiydi. Öyle bir pilot ki, varlığıyla uçak havada süzülür, yakıta falan gerek kalmaz.
Konu klişe: “Ben tek gecelik ilişki insanıyım” diye gezen pilotumuz, erkek arkadaş isteyen bir kabin görevlisine (gerçekten öyle mi, orası da muamma) tutuluyor. Aşk yok, anlaşma var… tabii kalp söz dinlemiyor.
Ama sorun şu: Aralarında his geçmedi. Jake yer yer aşırı bencil, yine de sevilecek tarafları vardı yazar bunu tam verememiş. Okuduğum şey aşk değil, saf hormon patlamasıydı. 39/29 yaşında insanlar gibi değil, ergenler gibi davrandılar.
“Büyüdükçe küçülüyoruz” sözünü romanlaştırmış hâliydi.
Ve Jake… son darbeyi vursaydı, net top 10 erkek karakterime girerdi. Ama o adımı atamadı.